All posts tagged: #yummy

Kuinoa Beyaz Omlet

Son Mastori açıldı açılalı tanıdık tanımadık birçok kişiden istek tarif geliyor. Brokoli çorbasından, Paellaya, Nar ekşisinden, Kuinoaya kadar yelpaze geniş. Bu isteklerden birini sonunda bugün gerçekleştiriyorum. Yeni ayın ilk Pazar kahvaltısı için protein deposu bir omlet yapmaya karar verdim. Öncelikle bir avuç kuinoayı güzelce yıkayıp, 5 dakika haşladım. Her ne kadar tahıl olarak geçse de esasında Kuinoa, bir çeşit tohum. Anavatanı Güney Amerika. Dağlık bölgelerde yetişitirilebiliyor. Maya’lıların kutsal yiyeceği olarak biliniyor. 100gr Kuinoa’da 15 ila 21gr protein bulunuyor. Bu özelliği ile özellikle vejeteryan beslenenlerin protein ihtiyacı için biçilmiş kaftan. Hızlı pişiyor, salatalardan pilava birçok farklı seçenek ile kullanmak mümkün, ben bugün omlette kullandım. Haşladığım kuinoaların fazla suyunu süzüp kenara aldım. Kuzu ıspanaklarını ve dereoyunu ince kıyıp, karıştırdım. Kestane mantarlarını bir fırça yardımıyla temizledim. Siz siz olun mantarları yıkamaktan kaçının, aman sakın diyorum. Toz toprakla birlikte mantarın tüm lezzetini, aromasını da yıkamış olursunuz. Fırça yardımı ile iyice temizleyip öyle kullanmak gerekir. Temizlediğim mantarları kesip, az zeytinyağında hafifçe kavurdum, ıspanak ve dereotu karışımını da koyup yumurta beyazlarını ve kuinoayı ekleyip, kısık ateşte önce bir tarafını sonra diğer …

Tatlı Patates Püresi

Ana vatanı Peru olan, vitamin ve mineral deposu talı patates artık ülkemizde, Akdeniz Bölgesinde de üretiliyor. Süper Gıdalar arasında yer alan tatlı patatesin tam mevseimindeyiz. Tatlı patates adından da anlaşılacağı üzere tatlı.Tadını tarif etmek gerekirse patates, balkabağı, havuç karışımını andırdığını söyleyebilirim. Henüz İstanbul’da pazarlarda bulunmuyor ama marketlerde bulabilirsiniz. Patates olduğuna bakmayın, kilosu 19TL oldukça pahalı. Ama 1 patates iki kişiye fazlasıyla yetecek miktarda garnitür oluyor. Özel günler ve davetlerde fark yaratmak için düşünülebilir zira tatlı patateslerle yapılabilecek onlarca yemek var. Ben bu sefer çok basit, sebzenin tadını derinleştiren bir püre yaptım. Öncelikle patatesi yıkayıp, kurulayıp güzelce zeytinyağladım. Tuz ve taze çekilmiş karabiber ilave edip, alimünyum folyoya sarıp, 200derecelik fırına attım. Yaklaşık yarım saat sonra pişmiş, yumuşamış patatesi fırından çıkarttım. Kabuklarını soyup, zeytinyağı ve kereviz tozu ile karıştırdım. Parmigiano Reggiano (parmesan) rendeledim. Hazır rendelenmiş olanları hem tadı bozulduğu için hem de kuru oldukları için asla alıp, kullanmam. Parmigiano Reggiano yerine Grana Padano (ülkemizde çoğunlukla parmesan olarak bu kullanılıyor) ya da eski Kars Kaşarı da kullanabilirsiniz. Üçünün de lezzeti elbette bambaşka olacaktır. Bir ara peynirlerle ilgili bir …

Pırasa Dolması

Bugün ki tarifimin biraz sabır, biraz da vakit gerektirdiğini itiraf etmeliyim. Ancak sonucun tüm bunlara değer olduğunu da ayrıca belirtmek isterim ki gözünüz korkmasın. Malum mevsim pırasaları büyüdü, irileşti, etlendi pek de lezzetlendi. Tam içleri doldurmalık, kebabları yapılmalık hale geldi. İşte bu yüzden, ben diyim pırasa dolması siz diyin pırasa kebabı yapmaya karar verdim. Öncelikle pırasaları iyice yıkadım, saplarını kestim. Havuçları gelişi güze kesip, pırasa sapları ve kuru soğan ile birlikte içi su dolu tencereye koyup, yemeğimde kullanmak üzere kaynattım. Öte yandan pırasaları 4-5 cm uzunluğunda kestim. Kaynar suya atıp hafifçe yumuşayana kadar yaklaşık 3 dakika kaynattım. Bu sayede yumuşayan pırasalar birbirinden kolayca ayrıldı. Yalnız ayırırken yırtılmamaları için ekstra dikkat etmek gerekiyor. Teker teker ayırdığım pırasaları kenara alıp, kuzu kol kuşbaşılarını, satır kıyması yaptım. Satır kıymasıyla uğraşamam, alır kıymamı kasaptan yapırım diyorsanız, o da olur ama kebap lezzetini garanti etmem. Etler, irice kıymalar haline gelince tuz,karabiber,kimyon,ince kesilmiş sarımsak, rende kuru soğan ve biber salçası ile ovdum. Sıra pırasaları doldurmaya geldi. Pişerken kıymalar taşmasın diye, uçlarından 1’er santim pay bırakacak şekilde doldurdum. Pişirme tepsisinin tabanını yaprak …

Limonlu Krem Bar

Kabul etmek gerekir ki şeker dostumuz değil. Ne olursa olsun, hasta olmamak için şekerin kanda belli seviyenin üstüne çıkmaması gerekir. Fazlası beyin hücrelerinden tutun da akciğere, böbreğe,damarlara kısacası tüm vücuda saldırır. Mutluluk veren, serotonin hormonu üretmesi ise kendisini en büyük cazibe kaynağı yaratıyor ne yazık ki… Tüm bu olumsuz etkileri şekerden tamamen vazgeçmeme sebep olamıyor, doğrusu ara sıra tatlı yiyorum. Önemli olan dengeyi bozmamak olduğunu düşünüyorum. Şimdi gelelim günün tarifine; öncelikle limonların kabuklarını, rendeledim. Bu aşamada beyaz kısımlarının karışmamasına özen göstermek gerekiyor, aksi halde tatlıya acılık geçicektir. Daha sonra tabanı hazırlamak üzere kolları sıvadım. Tereyağını ve şekeri krema kıvamına gelene kadar, mikser yardımıyla karışırdım. Ayrı bir kapta unu, tuz ve limon kabuklarını karıştırıp, tereyağlı şeker ile birleştirdim. Limon suyunu da ilave edip yumuşak bir hamur elde ettim. Yağlı tepsiye yerleştirip önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında 20dakika pişirdim. Üzerinin hafif karamel kahve rengine dönmesi gerekiyor. Fırından çıkartıp, limon kremasını yapmaya koyuldum. Yumurtaları şeker ile çırptım. Limon suyu ve kabuklarını ilave edip çırpmaya devam ettim.Son olarak unu da koyduktan sonra krema kıvamına gelene dek çırptım. Hazır olunca …

Keçi Peynirli Cips Börek

Sigara böreği,muska böreği gibi küçük ve yağda kızartılan börekler, çok lezzetli ve pratiktir ama aynı zamanda çok sıradandır. Daha farklı, daha çıtır leziz börekler yapma arayışında olanlar için mükemmel bir tarifim var. Yalnız dikkat, bu cips börekler yüksek derecede bağımlılık yaratır. Öncelikle çam fıstıklarını yağsız tavada, renk değiştirinceye kadar kavurdum. Taze tarhun otunu irice kıydım.Tarhun otu Anadolu’da, özellikle yoğurt bazlı çorbalarda sıklıkla kullanılan, çok aromatik, lezzetli bir ottur. Pazarlarda, marketlerde bulabilirsiniz. Tazesini bulamazsanız, aktardan kurusunu da alabilirsiniz. Harç için, Keçi peynirini zeytinyağında ezdim, karabiber, kıyılmış tarhun ve irice kıyılmış çam fıstıklarını ilave ettim. Bir büyük yufkayı dörde katladım. Çember yardımıyla yuvarlaklar kestim. Kestiğim yuvarlaklardan bir parçaya yumurta beyazı sürdüm. Ortasına harç koydum, üzerini bir başka yuvarlak yufka parçası ile kapattım, kenara aldım. Harç ve yufkalar bitene kadar bu işlemi tekrarladım. Hazır olan cips böreklerimi kızgın yağda kızarttım. Soğutmadan, domates salsa ve acı biber ile birlikte sıcak servis ettim. Malzemeler: 1 yufka 60gr keçi peyniri 25gr çam fıstığı Bir tutam taze tarhun otu 1 yumurta akı Zeytinyağı Karabiber Hazırlama Süresi: 15 dakika Pişme Süresi: 2 dakika

Jumbo Karidesli Risotto

Risotto yapmak kimileri için ürkütücü olsa da biraz sabır, biraz dikkat, biraz da kol gücüyle mükemmel bir yemek ortaya çıkartabilirsiniz. Binbir çeşidi olan risottonun en sevdiğim olanı jumbo karidesli, bugün ki tarifim. Tabi yine, her zaman olduğu gibi reçete benim ama yapılışı geleneksel. Risotto yaparken kıvamına çok dikkat etmek gerekir. Kremamsı bir yapıda olmalı ama lapa olmamalı, pirinçler diri olmalı, dişe gelmelidir. Pirinç seçimi de çok önemlidir zira her pirinçle risotto yapamazsınız. Tombul taneli, yoğun nişasta içeren, kremamsı yapıya sahip arborio pirinci, carnaroli pirinci ya da vialone nano pirinci kullanılmalıdır. Ülkemizde de yetiştirilmeye başlanan arborio cinsini marketlerde bulabilirsiniz. Risotto için kullanılacak olan pirinç nişastasını kaybetmemesi için kesinlikle yıkanmamalı, suda bekletilmemeli. Öncelikle jumbo karidesleri ayıkladım, temizledim. Hafifçe tuzlayıp buzdolabına kaldırdım. Kabukları bir tencereye aldım, üzerine su koyup ocağın altını açtım, ½ saat kaynattım. Kabukları süzüp, içine taze adaçayı koydum. Kısık ateşte, ocakta bıraktım. Soğanları fare dişi kestim. Tencereye az zeytinyağı koyup, soğanları ve kereviz sapını kavurdum. İyice yumuşayınca pirinci ilave ettim, birlikte 5 dakika kavurdum. Kavurduğum pirinçlere, üzerine çıkacak kadar sıcak karides suyunu koyup durmadan karıştırdım. …

Tereyağlı Elma Püresi

Pazartesi günleri, iş yoğunluğuma göre fırsat yaratıp, Selamiçeşme Özgürlük Parkı’nda kurulan pazara gitmeye çalışıyorum. Çeşit bol oluyor. Hiçbir şey almayacak olsam da ilham almak için gidiyorum. Geçen hafta hiç elma almaya niyetim yokken müthiş bir tezgaha rastgeldim. Tezgaha ütülü kırmızı örtü serilmiş, elmalar teker teker silinmiş,parlatılmış renklerine göre hasır sepetlere koyulmuştu. Sırf bu pos bıyıklı, güler yüzlü elmacının emeği hatırına 1kg kırmızı elma aldım. Birini yedim, kalanıyla da tereyağlı elma püresi yapmaya karar verdim. Öncelikle elmaların kabuklarını soyup, kabaca kestim. Üzerine ½ limon sıkıp iyice harmanladım. Tereyağı ile birlikte tencereye aldım, ocağın altını açtım. Ara ara karıştırarak elmaları karamelize ettim. Bu sırada mutfakta (cafe rio) olmanız gerekirdi, çıkan koku karnımda kelebeklerin uçmasına sebep oldu. Elmaların karamelize olmasıyla birlikte, karanfil,tarçın,misket limonu ve su ilavesi yapıp (elmaların üzerini 1cm geçicek kadar) ocağın altını kıstım. Elmalar yumuşayıp, suyunu çekince ocağın altını kapatıp, püre haline getirdim. Hemen şekeri ilave edip, dinlenmeye bıraktım. Ben çok tatlı sevmediğim, hafif mayhoş sevdiğim için az şeker kullanıyorum, daha tatlı sevenler miktarı arttırabilir. Sıcak kruvasan, az pudra şekeri ve acı kahve ile çok lezzetli …