All posts tagged: #seyahat

Bangkok’da Yemek Sokakta Yenir

Süslü püslü tapınakları, güler yüzlü, kibar ve sakin insanları, üç tekerlekli motorsikletten bozma, renk cümbüşü tuk tuk taksileri, iç içe geçmiş evleri ve yaşamları, oldukça pis sokakları, ekmek fırınından hallice sıcağı, nemi, budist rahipleri, kaplanları, kobraları, masaj salonları, envai çeşit nefis meyveleri, iyi ve kötü ruhları, uzun apartmanları, tenekeden yapılma gecekonduları, kalabalığı, gürültüsü, keşmekeşi, gece hayatı, her türlü garipliği ve tüm bunlara tezat tuhaf biçimde dingin enerjisi ile Bangkok, hiç şüphesiz ki Uzakdoğu’nun en ilgi çeken şehirlerinden biri. Sokakta sebze meyve doğrayanlar, küçücük kömür ızgaralarında şişlere geçirilmiş balık-tavuk-ahtapot ya da dana yapanlar, vog tavada harıl harıl Tayland’a özgü bir erişte yemeği olan; pad thai karıştıranlar, sıra sıra dizilmiş rengarenk plastik masa ve taburelerde yemek yiyenler, bulaşık yıkayanlar, karnı doyanlar, biberi fazla kaçırıp acıdan ağlayanlar (bkz: Ben), meyve yemekten elleri yapış yapış olanlar (bkz: Yine Ben)… Tüm bunlar Bangkok için son derece sıradan ve olağan görüntüler. Bangkok’da yemek, sokaklarda pişiyor ve sokaklarda yeniyor. Evlerde yemek yapan yok(muş). Öyle ki, bazı evlerde mutfak bile yok(muş). Hijyen konusunda hassas olanlar için sokakta yemek çoğu zaman korkutucu olsa da, …

Kabak ve Keçi Peynirli Açık Börek

Hiç keyfimiz yok… Malum, diken üzerinde yaşar olduk… Yaşanan her katliam sonrası, her şeyin çabucak normale döner olması da ayrı garip geliyor. Yemek ve seyahat yazıları okuduğunuz burada, bu satırları yazmak istemezdim ama, ülkece gündemimiz pek karanlık… Tek isteğimiz huzurla, kendi seçimlerimiz ile, özgürce yaşamak. Gelelim bugünkü Kabak ve Keçi Peynirli Açık Börek tarifime. Aramızda börek sevmeyen olduğunu sanmıyorum. Elde açılmış incecik yufkalar arasına ister kıyma, ister peynir girsin, tereyağı ve kızgın fırın ile buluştu mu değmeyin lezzetine. Hele bir de çıtır çıtır oldu mu bir dilim, iki dilim derken bakmışsın tepsi yarılanmış. Hal böyle olunca, bu sefer tek yufkadan, olabilecek en hafif böreği yaptım. Adına da açık börek dedim. Öncelikle kabakları iyice yıkayıp, kabuklarını soymadan dikey olarak incecik kestim.Kabakları zeytinyağı, tuz ve karabiber ile ovalayıp döküm tavada ızgara yaptım. Öte yanda orta boy bir teflon tavaya zeytinyağı döküp içine yufkayı yerleştirdim. Yufkayı, altı üstü iyice çıtır olacak şekilde, döndüre döndüre pişirdim. Yufka istediğim kıvama gelince kenara aldım. Üzerine keçi labne peyniri sürüp, kabakları yerleştirdim. Dereotu ve frenk soğanı ile lezzetlendirip üzerine zeytinyağı gezdirdim. Son …

Fırında Beyaz Peynirli Lavaş

Kalymnos ve Leros’dan ilham aldım, Fırında Beyaz Peynirli Lavaş yaptım. Geçtiğimiz hafta Tadım Atölyesi ve Kalymna Yachting Club işbirliği ile düzenlenen Gastronomi Rotası’na davet edildim. Gastronomi Rotasi ile ilgili kapsamlı yazımı bir birinden renkli ada fotoğrafları ile birlikte, yarın Keşifler Bölümünde okuyabileceksiniz. Bir sonraki tur ne zaman, nasıl gidilir, tura katılanları neler bekliyor hepsini bir bir anlatacağım. Ama önce uygulaması çok kolay ve nefis bir tarifim var. Oralara gidip de, ilham almadan dönmek mümkün değildi. Üstelik bu daha başlangıç, malum eve yorgun argın gelince en basit olanı ile başladım. Yanlış anlaşılmasın bu Kalymnos veya Leros’ta bulabileceğiniz bir yemek değil, bana oraları anımsatan, her zamanki gibi kendi tarifim olan bir şipşak… Ayağımın tozu ile geçtiğimiz cumartesi gecesi eve geldiğim için, bu tarifi oralardan aldığım malzemeler ile yaptım. Ama malzemelerin tümünü (kapari yaprağı hariç) burada rahatlıkla bulabilirsiniz. Gelelim tarife; öncelikle koyun ve keçi sütü karışık beyaz peyniri zeytinyağı ile birlikte ufaladım. Üzerine bolca Kalymnos kekiği koydum. Domatesleri kabukları ile birlikte önce halka kestim, sonra da kestiğim halkaları yarıya böldüm. Hazır aldığım lavaşların üzerine ufaladığım kekikli beyaz peynirden …

San Sebastian’da Bir Aah La Viña

  Yemeğe içmeye meraklı olan herkesin, ömrü hayatında bir kere de olsa muhakkak gidip, tatması gereken bir yer San Sebastian. Bir defa ayak basmaya gör, bin defa gitmek istiyor insanın canı. İster istemez kafana da bir takım sorular takılıyor; acaba o tıka basa dolu olduğum için (yanlış yazmadım zira tıka basa olan restoran değil, midem) gidemediğim, hani kırmızı masa örtüleri olan, köşedeki pintxos (pinços) barda da, diğerlerinde olduğu gibi eşi benzeri olmayan nefis lezzetler var mı? (tabii ki vardı!) Al notunu; o pintxos bar bir sonraki gidişte mutlaka denenecek! Peki nedir San Sebastian’ı gastronomi açısından bu kadar zengin yapan? Sahip olduğu bol Michelin Yıldızlı restoranlar mı? Hayır, değil. Yaratıcı Şefler mi? Hayır, bu da tek başına yeterli değil. Kanımca en önemli sebep içinde yaşadıkları çoğrafyanın nimetlerinden sonuna kadar yararlanıyor ve malzemelerini çok iyi tanıyor olmaları. Bilen bilir, Son Mastori’yi açtığım günden beri hemen hemen her yazımda malzemenin önemini vurgular dururum. Kullanılan malzeme ne kadar iyi ise, ortaya çıkan lezzet de o kadar iyi olur. Ve yine her zaman söylediğim gibi, en iyi malzeme en yakınındaki, …

Bir Kenara Not Edin

Peynir sever misiniz? Ben bayılırım. Hani günlerce sadece peynir yesem olur. Hali ile peynir cenneti bölgelere yolculuk yapmak benim için apayrı bir zevk. Her şey esas yerinde güzel olsa da, Fransa’dan gelirken bolca peynir almamak olmazdı. Bir kısmı eşe dosta verildi, bir kısmı da kendimize ayrıldı. Sizin de yakın zamanda aklınızda bir Fransa ziyareti varsa, ya da gidecek bir yakınınız varsa, az sonra ismini vereceğim peynir için kağıdınızı kaleminizi hazırlayın. Peynirin adı; Tomme Fruitée. İnek sütünden yapılmış, 3 ay dinlendirilmiş, yarı yumuşak tereyağımsı bir lezzete sahip. Kendine has meyvemsi aromaları içinde barındıran, kolay yenilebilir hafif bir peynir. Ben beğendim, yanında mineralitesi yüksek bir Chardonnay ile çok güzel uyum sağlayacak. Ne me lazım, bir kenara not edin! Not: Peynirleri 4-6 derece ısıda saklayın ve yemeden önce lezzetini tam anlamak için oda sıcaklığına gelmesine izin verin.

Fırında Kuşkonmazlı Lavaş

Geçtiğimiz tüm hafta Bordeaux (Bordo) ve San Sebastian seyahatindeydim. İstanbul’dan direkt uçuşla Bordo’ya gidip iki akşam orada kalıp daha sonra araba ile San Sebastian’a gittim. Bordo, Fransa’nın (ve dünyanın) şarapçılık açısından en önemli bölgelerinden biri. Burada gittiğim köyleri ve bağları Keşifler kısmında tek tek anlatacağım. San Sebastian ise sadece İspanya’nın değil, dünya gastronomisinin başkenti konumunda bir şehir. İnsanın San Sebastian’da gözünün döndüğü bir gerçek. Metrekareye en fazla Michelin yıldızının düştüğü bu leziz kenti de yine Keşifler bölümünde bulabileceksiniz. Ayrıca yakında bu leziz yerlere, herkese açık bir Gastronomi Turu yapacağımın da haberini şimdiden vereyim. Tur programını ve tarihleri yakında duyuracağım. Şimdi gelelim yeni tarife (tariflere). Çilek almak için gittiğim manavda baktım taptaze ve körpe kuşkonmazlar var, kaçırır mıyım hemen aldım tabi. Bir kısmını pazar kahvaltısı için tavada iki döndürdüm, tabağa alır almaz üzerine zeytinyağı, karabiber koydum. Son olarak üzerine limon kabuğu ve eski kaşar rendeleyip poşe yumurta yanında afiyetledim. Ben yemedim ama, isterseniz bu ikiliyi bir de üzerine tereyağı süreceğiniz ekşi maya bir ekmek ile taçlandırabilirsiniz. Kalan kuşkonmazları üç parçaya ayırıp, tuzlu suda 1 dakika haşladım …