All posts tagged: meyve

Meyvelerin Gücü Adına

Gastronomi kültürümüzü incelediğimizde taze ve kuru meyvelerin, sıcak ya da soğuk yemekler içinde sıklıkla kullanıldığını görüyoruz. Meyveciliğe çok önem vermiş Selçukluların, turfanda kavun yetiştirmesi, aşılamalar yapmaları, bahçıvanlıkta ne kadar ileri seviyede olduklarının kanıtlarına birer örnektir. Bu dönemde Anadolu’da meyvelerden karpuz, kayısı, şeftali, ayva, kavun, patlıcan, turunç, limon, erik, elma, üzüm, nar ve zeytin yetiştiriliyordu. Taze nar taneleri yalnızca pirinç pilavlarının ya da çok sevilen helvaların üzerini süslemekle kalmaz, pekmez, nar ekşisi ve şerbet yapımında da sıkça kullanılırdı. Tatlı narlardan yapılan pekmezleri baldan ayırmanın zor olduğu yazılmıştır. Meyve kurutma konusunda da uzman olan Selçuklular’ın özellikle kuru kayısısı dillere destandı. Bu kayısılar Anadolu’dan uzak diyarlara ihraç ediliyordu. Ürünlerin doğal tatlarının ortaya çıkarılmasının büyük önem taşıdığı, baharat kullanımının az miktar ve çeşitte kullanıldığı Osmanlı mutfağına baktığımızda da, meyvelerin hem çiğ olarak, hem de… ( yazının devamı ve tarifler için tıklayın: http://uludagpremium.com/bloggerin-gozunden/inci-ozay-hatipoglu-tum-yazilari/meyvelerin-gucu-adina.aspx ) Reklamlar

Elma Dersem Ye!

Sarı-kızıl, biraz ıslak, biraz serin ama rengarenk Ekim’i, elma yemeye doyamadığım ay olarak adlandırırsam hiç de abartmış olmam. Gülgiller familyasının bu nadide meyvesi, oldum olası en sevdiğim lezzetlerin başında yer almıştır. Anavatanı Güney Kafkaslar olarak bilinen elma, dünyaya Orta Asya’dan yayılmıştır. Yurdumuzda 500, Dünyada ise 6500 çeşidi bulunmaktadır. Türlerine göre değişiklik göstermekle birlikte Temmuz sonu başlayan elma hasadı, Ekim ayı sonuna kadar devam eder. Yine de en lezzetli, en sulu ve en aromatik türlerinin Ekim ayı boyunca toplandığını hatırlatmamda fayda var. Coğrafi işaretli Amasya elması, Starking Delicious, Fuji, Braeburn, Granny Smith gibi bu çok leziz türler hep Ekim elmalarıdır. Masallara, mitolojik hikayelere, kutsal metinlere elma kadar konu olmuş bir başka meyve daha yoktur. Cennetten kovduran bu ‘’yasak meyve’’, yerçekimi kanununun simgesi olmuştur. Pamuk Prenses’e zehir olmuş olsa da, gerçek hayatta şifa kaynağıdır. ‘’Her gün bir elma yiyenin evine doktor girmez’’ denir. Vitamin deposu, lif kaynağı, kalp dostudur. Marifetlerini say say bitmez canım elmaların. ( Devamı için; http://uludagpremium.com/bloggerin-gozunden/inci-ozay-hatipoglu-tum-yazilari/elma-dersem-ye.aspx  )

Kakuleli Karamelize Cennet Hurması

Sonbaharın en nefis meyvelerinden biri olan cennet hurması manav tezgahlarında yerini aldı alalı keyfim yerinde. Çok olgunlaşmamış, sert ve sulu olanlarına bayılıyorum. (yumuşak ve bal gibi tatlı olanları başkaları alsın). Kabukları soyup, olduğu gibi yemek de çok güzel ama, bu kısa ömürlü meyve ile değişik tarifler yapmadan duramıyorum açıkcası. Fazla kurcalayıp, meyvenin kendine has tadını kaçırmamak kaydı ile çeşitli denemelerim oluyor. Bunlardan bazılarını peyderpey paylaşıyor olacağım ama önce tatlı yazıp, tatlı konuşalım. En sevdiğim tatlıların başında; kıvamlı bir manda yoğurdu ile karıştırılmış taze meyve ve bal gelir. Cennet hurması da yoğurda çok yakışan bir meyve olduğu için, hiç fırsatını kaçırmadan yoğurtlu yaptım. Öncelikle hurmanın kabuğunu soyup, doğradım. Tereyağ erittiğim bir tavaya, hurmaları ve ince ince kestiğim kakuleleri koydum. Meyveler karamelize olana dek alt-üst pişirdim, üzerine tarçın serptim. Manda yoğurdunu iyice çırpıp servis kasesine aldım. Yoğurdun üzerine karamelize ettiğim hurmaları dizdim. Üzerine ince kestiğim kuru gül yapraklarını, badem ezmesini ve bir kaşık file badem koydum. Son olarak tatlının üzerine bal gezdirerek servise hazır hale getirdim. Not 1: Yoğurt yerine vanilyalı dondurma kullanabilirsiniz. Eğer dondurma ile yapacaksanız, …