All posts tagged: #lezzetli

Dumanı Üstünde Çorbalar İçimizi Isıtsın

Çorba tarihinin, yemek tarihi kadar eskilere dayandığını biliyoruz. Günümüz restoranlarının bile geçmişi çorba ile tanımlanır. Tarihsel olarak bakıldığında ‘’Sağlığa kavuşturmak’’ anlamına gelen restoran, günümüzde yemek yenen yer olmadan evvel, şifalı et suyu idi ve günümüz restoranları işte bu et suyundan doğdu. O tarihlerde açılan ilk restoranlarda yemek değil, et suyu anlamına gelen ‘’restoran’’ servis ediliyordu. Ezelden beridir, atalarımız yalnızca karın doyurmak ya da lezzeti için değil, şifalanmak için de çorba içerlerdi. Günümüzde de durum pek farklı değil, zira havalar biraz soğudu mu, öğünlerin olmazsa olmazı çorbalardır. Hatta bazen tam bir öğün yerine bile geçerler. Mesela Anadolu’da, güne sıcak çorba ile başlamak adettendir. İç Anadolu’da gün ağarırken içilen mis gibi mercimek ve tarhana çorbasının yerini, Gaziantep’te acısı bol Beyran alır. Tarifler ve yazının devamı için; http://uludagpremium.com/bloggerin-gozunden/inci-ozay-hatipoglu-tum-yazilari/dumani-ustunde-corbalar-icimizi-isitsin.aspx     Reklamlar

Kış Hazırlıklarının En Tatlı Hali: Reçeller

Eskilerin tabiri ile ‘’Limonata gibi havalar’’ yaşadığımız sonbaharın bu ilk günleri, kış hazırlıklarını tamamlamak için elimizdeki son fırsat. Meyve ve sebzelerin çeşit bakımından bol ve bereketli olduğu Eylül ayı, kanımca kış hazırlıklarının en tatlı hali olan, reçel yapımı için tam bir biçilmiş kaftan. Elbette her mevsim, sezonun taze meyveleri ile reçel yapmak mümkün ama en azından yaz meyvelerini kullanabileceğimiz son zamanlar olduğunu akılda tutmakta fayda var.  Yazının devamı; http://uludagpremium.com/bloggerin-gozunden/inci-ozay-hatipoglu-tum-yazilari/kis-hazirliklarinin-en-tatli-hali-receller.aspx

Bayram Sofrası Dediğin Böyle Olur!

Zaman göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor… Ramazan hangi gün başlıyor derken bir de baktık ki, şunun şurasında Bayrama kaç gün kaldı… Yemekler pişecek, sofralar kurulacak, çoluk çocuk, torun torba bir araya gelinip, komşular ziyaret edilecek, hamur işleri ile tatlılar belki fazla kaçırılacak ama sonra ‘’ aman canım kırk yılda bir, bugün Bayram’’ denilecek, kahveler bahane, sohbetler şahane, gönüller bir olacak… Hepsi olacak olmasına da, hazırlıklar yapılmaya başlandı mı diye sorsam? Neler pişecek, neler ikram edilecek belli oldu mu? Henüz belli değilse, biraz ilham almak için benim Bayram Sofrası menüme bakmadan geçmeyin. Üstelik bir değil, iki ayrı menü hazırladım. Zevkinize göre istediğiniz gibi karıştırıp kendi menünüzü oluşturabilirsiniz. (devamı için; http://uludagpremium.com/bloggerin-gozunden/inci-ozay-hatipoglu-tum-yazilari/bayram-sofrasi-dedigin-boyle-olur.aspx )

Bal Kabaklı Dana Yahni

Bal kabaklarını büyükçe, küp küp kestim. Kuru soğanı dörde böldüm. Tencereyi ocağa yerleştirip, ocağın altını yaktım. Önce zeytinyağı ve tereyağ girdi, sonra soğanlar tencereye. Güzelce karamelize ettim soğanları. Sıra geldi bal kabaklarına, hoop onlar da tencereye. İyice karıştırdım soğanlarla bal kabaklarını, verdim üzerine bir parmağı geçecek kadar sebze suyunu, tuz ve karabiberi de ilave edip tencerenin kapağını kapattım, altını kıstım. Ne zaman ki suyunu çekecek, o zaman üzerine muskat ilave edilecek. Ama bal kabaklarından önce eti yapmak gerek, o yüzden sar başa… Kuşbaşı dana etini harlı ateşte (az yağlı tavada) iki dakika pişirdim. Diş sarımsakları etlerin içine atıp bir dakika daha çevirdim. Daha sonra et suyu, espresso, soya sosu ve taze biberiye ilave edip, ocağın altını kıstım. Etler ağır ateşte, suyunu çekip lokum gibi olana kadar pişti. Kavuşma anı: Çukur tabağa önce bal kabaklarını, sonra da üzerine eti koyup, sıcakken servis ettim. Malzemeler: Et için; 1 kg. kuşbaşı dana 20 diş sarımsak 1.5 lt. et suyu 50 ml. espresso 50 ml soya sosu 2 dal biberiye Zeytinyağı Tuz & Karabiber Bal Kabağı için; 1 kg. …

Narenciyeli Somon Tartare

Her çeşit narenciyeyi yemeklerde kullanmayı çok seviyorum. Özellikle de deniz mahsullerinde. Portakal, mandalina ya da limon olsun, tüm narenciye çeşitlerini su ürünlerine çok yakıştırıyorum. Izgara edilmiş balık üzerine limon sıkmaktan söz etmiyorum elbette. Hatta kanımca pişmiş balık üzerine limon sıkmak, güzelim balığa yapılabilecek en kötü muamele olacaktır. Has dokunuş, narenciyeleri pişmeden evvel kullanmaktır. Zira narenciyelerin içindeki meyve asidi, özellikle yağlı deniz mahsulleri ile dengelenecek ve pişme esnasında hoş bir aroma bırakacaktır. Pişirme işlemi için illaki bir ısı kaynağına da ihtiyacınız yok; yalnızca tuz ve meyve asidi ile hem sağlıklı hem de leziz yemekler yapmak mümkün. Tıpkı az sonra paylaşacağım, Narenciyeli Somon Tartare tarifinde olduğu gibi. En yağlı balık çeşitlerinden biri olan somon balığı, neredeyse her türlü tarife yakışan son derece lezzetli bir balıktır. Köftesi, fümesi, basitçe ızgara yapılmış hali mi desem, yoksa fırında portakalla pişmişi mi?.. Hepsinin lezzeti ayrı güzel…Somon pişirirken dikkat edilmesi gereken en önemli kural balığı fazla pişirip, kurutmamaktır. Ben somon balığının en çok tartare halini seviyorum. Son derece basit ama bir o kadar zor yapılmış gibi duran bu yemeği, siz de davetlerinizde …

Pırasalı Ilık Pilav

İçine girdiği her yemeğe ayrı bir lezzet katan pırasa, sonbahar ve kış aylarının en sevdiğim sebzelerinden biridir. Çorbası, dolması, zeytinyağlısı, ekmeği, böreği, çöreği say say bitmez kullanırım. Bugün; pırasaya ayılan bayılan, olsa da olur olmasa da olur diyen ya da burun büken herkesin yapması gereken nefis bir pilav tarifim var. Yapması kolay, malzemesi az hem de leziz mi leziz! E hadi buyurun o zaman… Pırasaları 1 santim kalınlığında doğradım. Ezdiğim sarımsakları incecik kesip, pırasalar ve basmati pirinci ile birlikte pilav tenceresine koydum. Üzerine zeytinyağı, tuz ve karabiber ilave edip tüm malzemeyi orta ateşte kavurdum. On dakikanın sonunda sıcak su ilave edip, tencerenin kapağını kapattım ve ocağın altını kıstım. Pirinçler suyunu çekince ocağı kapattım. Pilavın üzerine havlu kağıt koyup, demlenmesi için on beş dakika beklettim. Pilav demlenince, üzerine kavurduğum iç bademleri koydum. Ve son olarak, kuru nane ilavesi yaptığım pırasalı pilavı, ılık servis ettim. Not: Ferahlatıcı bir tat yaratmak için, üzerine limon kabuğu rendesi koyabilirsiniz. Kavrulmuş iç badem yerine, kavrulmuş çam fıstığı da bu pilava çok yakışacaktır. Malzemeler: 150gr Basmati Pirinci 300gr Pırasa 2 diş sarımsak …

Reyhanlı Kuru Patlıcan Dolması

Klasik tarifleri burada nadiren paylaşıyor olsam da, esasında sıklıkla yapıyorum. Bu klasikler arasında en çok zeytinyağlıları, dolmaları ve sarmaları yapmayı sevdiğimi söyleyebilirim. Bugün tarifini paylaşıyor olduğum etli kuru patlıcan dolması, sadece yapmasını değil, yemesini de çok sevdiğim bir yemektir. Kadıköy Çarşısı içinde yer alan Çiya Sofrası, kuru patlıcan dolmasını nefis yapar! Doğrusunu söylemek gerekirse, ilk açıldığından bu yana lezzeti değişmeyen yegane yemeği de bu kuru patlıcan dolmasıdır. Acısı, ekşisi, yağı, tuzu tamdır. Ben de, bir iki farklılıkla onunkine benzer yaparım. Dikkat edilmesi gereken sadece bir-iki püf noktası, geresi zaten patlıcanın lezzeti… Öncelikle kuru patlıcanları tuzlu, kaynar suda 10 dakika haşladım. Patlıcanları haşlama suyundan çıkarır çıkarmaz, pişmelerini durdurmak için buzlu suya aktardım. O esnada dolmanın içini hazırladım: Kuzu-dana karışık kıymanın içine; incecik dövülmüş sarımsak, kuru nane, biber salçası, sumak, kırmızı pul biber, bulgur (pirinç de koyulabilir), taze reyhan, tuz ve karabiber koyup güzelce yoğurdum. Patlıcanların içini hazırladığım harç ile doldurdum. Patlıcanların ağızlarını iyice birbirine yapıştırıp, sırayla dıştan içe doğru tencereye dizdim. Üzerine zeytinyağı ve domates suyu koyup kısık ateşte bir saat pişirdim. Piştirdikten sonra 5-10 dakika …