All posts tagged: #keşif

Bangkok’da Yemek Sokakta Yenir

Süslü püslü tapınakları, güler yüzlü, kibar ve sakin insanları, üç tekerlekli motorsikletten bozma, renk cümbüşü tuk tuk taksileri, iç içe geçmiş evleri ve yaşamları, oldukça pis sokakları, ekmek fırınından hallice sıcağı, nemi, budist rahipleri, kaplanları, kobraları, masaj salonları, envai çeşit nefis meyveleri, iyi ve kötü ruhları, uzun apartmanları, tenekeden yapılma gecekonduları, kalabalığı, gürültüsü, keşmekeşi, gece hayatı, her türlü garipliği ve tüm bunlara tezat tuhaf biçimde dingin enerjisi ile Bangkok, hiç şüphesiz ki Uzakdoğu’nun en ilgi çeken şehirlerinden biri. Sokakta sebze meyve doğrayanlar, küçücük kömür ızgaralarında şişlere geçirilmiş balık-tavuk-ahtapot ya da dana yapanlar, vog tavada harıl harıl Tayland’a özgü bir erişte yemeği olan; pad thai karıştıranlar, sıra sıra dizilmiş rengarenk plastik masa ve taburelerde yemek yiyenler, bulaşık yıkayanlar, karnı doyanlar, biberi fazla kaçırıp acıdan ağlayanlar (bkz: Ben), meyve yemekten elleri yapış yapış olanlar (bkz: Yine Ben)… Tüm bunlar Bangkok için son derece sıradan ve olağan görüntüler. Bangkok’da yemek, sokaklarda pişiyor ve sokaklarda yeniyor. Evlerde yemek yapan yok(muş). Öyle ki, bazı evlerde mutfak bile yok(muş). Hijyen konusunda hassas olanlar için sokakta yemek çoğu zaman korkutucu olsa da, …

Leziz mi Leziz bir Baharat; Khmeli Suneli

Öncelikle belirteyim ki esas konumuzun yukarıda görmüş olduğunuz nefis Khinkali ile bir ilgisi yok. Fakat mevzu Gürcistan’da keşif olunca, tadına doyamadığım bu khinkalileri (Gürcü Mantısı) de ortaya koymadan edemedim. Bu görmüş olduğunuz kuzu etliydi, geleneksel olarak elde açılmış ve kemik suyunda haşlanmıştı. Yakında tarihlerini açıklayacağım Tiflis Gurme turuma katılanlarla birlikte Tiflis’in en iyi Khinkali yapan yerinde bu tabağı afiyetliyor olacağız; müjde! Gel gelelim keşif konusuna. Adı tekerleme gibi olan bir baharat keşfettim; Khmeli Suneli. Bir kere cümle içinde geçirdin mi en az beş defa arka arkaya söyleme isteği yaratıyor. (en azından ben tekrar tekrar söylemek istiyorum) Kişniş, dereotu, fesleğen, defne yaprağı, mercanköşk, çemen, maydanoz, yalancı safran, karabiber, kereviz, kekik,nane, zufa otu ve kırmızı biber gibi çok çeşitli baharatlardan oluşan bu karışım Gürcü yemeklerinin vazgeçilmez çeşnilerinden biri olma özelliğinde. Oldukça yoğun ve aromatik. Köri karışımını andıran bir kokusu var. İnsan koklamaya doyamıyor. Bir de sanki hafiften iştah açıyor. Türkiye’de hiç duymadım ama belki Gürcistan’a yakın, Doğu Karadeniz taraflarında izine rastlamak mümkün olabilir. Gürcistan’da özellikle tavuk yemeklerinde çok kullanılan Khmeli Suneli bana kalırsa deniz mahsulleri ile de …

Uzak Doğu Maceraları

Geçen hafta gerçekleştirdiğim Uzak Doğu macerasının ilk durağı olan Hong Kong, yazı ve fotoğrafları ile birlikte http://www.letsgodergi.com / LetsEat adresinde, bir bir yayınlanmaya başladı. Bir iki yazı, üç beş fotoğraf ile bitmez! Çok yazı, bolca fotoğraf, egzotik ve gizemli Uzak Doğu ile ilgili birçok yararlı bilgi ve tabi ki, hatta en önemlisi; ne yenir var! Bu ilki; http://www.letsgodergi.com/uzak-dogu-macerasi-hong-kong-1-gun/ iyi eğlenceler dilerim!

Super Mastori

Bu aralar super kahramanlığa kalkıştığım için, kendime Son Mastori değil, Super Mastori demek istiyorum. İki ayağım bir pabuca girdi mi? Girdi! Şikayetim yok, durunca yorulurum ben, böyle iyi. Yakında açıklayacağım güzel sürprizlerim var, bakalım beğenecekmisiniz?.. Özellikle etkinlik, tadım, Son Mastori Pişirsin Biz Yiyelim akşamları tekrar ne zaman olacak diye soranlar için, buyurun size etkinlik diyeceğim bir sürpriz olacak bu 🙂 Hazır etkinlikten söz açılmışken, bidiğiniz gibi geçtiğimiz 2 Mayıs Cumartesi günü morel mantarı toplama turu yapmıştım. Geçen senelerde farklı tur acentaları ile yaptığım bu turu bu sene ETS Tur ile gerçekleştirdik. Kaçıranlara nispet yapmak gibi olmasın (ya da olsun) ama yine orman içinde, gürül gürül akan nehir ve kuş sesleri ile harika bir gün geçirdik, bolca morel topladık, yedik içtik, enerji depoladık ve geri döndük. Merak edenler ne yazık ki bu sene şanslarını kaçırdı, sağlık olsun diyelim, önümüzdeki sene diyelim. Geçtiğimiz haftasonu ise Bodrum, Torba’daydım. Casa dell’Arte Otel’in daveti üzerine gittiğim ve çok memnun kaldığım iki gün geçirdim. Önümüzdeki günlerde burayla ilgili detaylı yazımı, her zamanki gibi çektiğim bolca fotoğraf eşliğinde LetsGoDergi.com / Let’s Eat …

İpucu

Bağlarda dostlarla geçen Bayram Tatilini saymazsak, benim için hafta çok yoğun geçti. Çarşamba sabahı Antalya’ya gittim, dün gece İstanbul’a döndüm. Üç gün boyunca kafamı kaşıyacak vakit buldum ama, sabah kargaları ve akşam baykuşları ile yarıştım. Planlarını önceden yaptığımız, çizdiğimiz, imzaladığımız işler peşindeyim. Size de ipucu vermek istedim. Kırıntıları takip ederseniz belki tahmin edebilirsiniz… Ya da boşverin tahmini, zaten kafamız karışık, memleket olaylarından yüzümüz asık, içimiz sıkkın. Berber Dimitro’nun dediği gibi “Pseftikos kosmos” (yalancı dünya)! Biraz gözümüz gönlümüz açılsın. Hem merak etmeyin yakında anons edeceğim. Daha fazla fotoğraf için sonmastori / instagram adresini takip edebilirsiniz. Önümüzdeki ay Son Mastori Pişirsin Biz Yiyelim, kaldığı yerden devam edecek. Yine farklı mekanlarda, farklı menüler hazırlayıp, yapıp, eşleştirip afiyetinize sunacağım. Müsadenizle bugün yeni tarif yok, yarın beklerim. Not: Berber Dimitro’yu tanımak isteyenler, canım yazar Sait Faik Abasıyanık’ın, Medarı Maişet Motoru romanını okuyabilirler.

Ronnefeldt Çay

Çay da kahve de çok severim. Hergün ikisinden de birer fincan içiyim ama alelade birşey içmiyim isterim. Türk kahvesini çok sevdiğim halde Türk usulü çaya çok bayılmam, hatta vapur dışında pek hoşuma gittiğini söyleyemem. Ama her ne hikmetse vapura biner binmez, saat kaç olursa olsun çay isterim, batsın bazı alışkanlıklar… 1823 yılından günümüze faliyette olan Alman çay firması Ronnefeldt ile, 2009 yılında, Baş Sommelier olarak çalıştığım Mimolett’i açarken tanışmıştım. Tüm çayları deneyip, menüyü hazırlamıştık. O gün bugündür de favori çay markalarımdan biri olmuştur. Caddebostan’da Ronnefeldt mağazası ve tadım yeri açılmış olduğunu görünce heyecanla gittim. Elime alıp, koklayıp, ilk aklımdan denemek geçen çayın (Green Ginger Twist), o gününün deneme ikram çayı olmasıyla dükkanı daha da çok sevdim (küçük mutluluklarım da olmasa…) Nerede ne var iyice inceleyip, izinle bir kaç fotoğraf çektikten sonra Rooibos Earl Grey söyleyip, en köşedeki masaya kuruldum. Çayım kocaman bir demlik olarak, minik tatlı tuzlu karışık kurabiyeler ve kum saati eşliğinde geldi. Kum saati sayesinde çayım mükemmel zamanlama ile demlenmiş oldu. Hepsi organik tam 64 çeşit çayın olduğu Ronnefeldt’te istediğinizi içebiliyor ya da …