All posts tagged: #island

Geldik bir Maceranın daha Sonuna

Dikkat! Bu yazı (biraz) hüzün içerir…. Planlar, heyecanlar, hesaplar, kitaplar, emek, çoşku, yorgunluk, sevinç, hüzün derken Gökçeada maceramın sonuna geldim. Planladığımdan biraz daha kısa sürdü ama, işler yol üzerindeyken bazen değişebiliyor. Pazar akşamüzeri döndüm İstanbul’a. Bugün havanın da yağmurlu olmasını fırsat bilip, arayı açmadan haber vermek istedim. Yazılarımı takip edip de Ada’ya gelenler, gelmeyi planlayanlar, fotoğraflarıma bakıp gelmeyi hayal edenler hepinize çok teşekkür ederim. Bir sürü tanıdığım, tanımadığım insanın desteği sayesinde güzel işler çıkarttım Ada’da. Hepsinden önemlisi birbirinden ilginç insanlar tanıdım. Kimilerini çok sevdim, kimilerini pek sevemedim. Çok güzel misafirler ağırladım. En çok oğlak, sardalya(e) ve ahtapot pişirdim. Hakkını verdim ama, öyle yavan ve sıradan pişirip saygısızlık etmedim. Dalından kopardım meyvaları, dağlardan topladım kekikleri. Üzümleri anlattım sonra, nasıl şarap olduklarını… Zeytinleri kendilerinden dinledim asırlık ağaçların, hergün yürüdüğüm taş yollarda. Kaybolmaya yüz tutmuş, eski Ada yemeklerinden örnekler vereceğim ilerleyen günlerde. Hazır mevsimindeyken, artık Ada’da kimsenin yapmadığı, Rumlardan kalma bamyalı bir Ada tarifim olacak yarın öbür gün. Ada’ya gidecek olanlar bana her zaman danışabilir, iyi bir rehber olurum. Hüzünlü, bakir, vahşi, doğa harikası, öksüz İmroz hemen hoşunuza …

Aziz’in Ekşi Maya Ekmeği

İlk defa kendime ait olmayan bir tarif veriyorum. Daha doğrusu, bugün yapanı tarifliyorum. Ekmeğin tarifini siz kendiniz isteyin (verirse), ben de aranızdan çekileyim. Evet, bu fotoğraftaki nefis mi nefis, ekşi maya ekmeğin babası Aziz Bengi. Şule ve Aziz Bengi çifti Gökçeada’nın en güzel köylerinden Yukarı Kaleköy’de yaşıyorlar. İstanbul’dan geleli, onlar desin 8, ben diyim 9 sene olmuş. Soğuk yöntem ile Marsilya usulü tamamen doğal, cilt ve saç dostu sabunlar üretiyorlar. Yalnız sabun değil, kokladığım en güzel kolonyaları da kendileri yapıyor. Özen ve büyük emekle kendi yaptıkları atölyeleri, aynı zamanda satış mağazası. Manzara coşkulu, üç set bahçeden oluşuyor. Her sette ayrı meyve,sebze ve bitkiler ekmişler. Yediğim en güzel ve en kokulu çileği yetiştiriyorlar. Evleri üçüncü sette, incirlikte. Kızları Paçi ve Pamukla birlikte yaşıyorlar. http://www.imroza.com adresine girin bakın, Ada’ya gelirseniz gidilecek ilk durak olduğunu belirtmeden geçmeyeyim. Gelelim Aziz’in ekşi maya ekmeğine… Geçtiğimiz pazar akşamı Şule ve Aziz, beni ve İlke’yi (eşim) yemeğe çağırdı. Pazar akşamı olunca hem onların, hem de benim işim sakin, tabi koşa koşa gittik. Yemeğe ünlü Meditasyoncu, rengarenk kadın Clio Mutaf da geldi. Kendisi …

Tereyağda Ahtapot, Oğlak Kol, Kuzu Sırt

Bu hafta biraz yoğundu, bir türlü fırsat bulup yazı yazamadım. Tam hadi dedim, bu sefer de yorgunluk ağır bastı, özürlerimi kabul edin. Geçtiğimiz Çarşamba özel bir davetin yemeklerini yapmak üzere, Salı akşamüzeri İstanbul’a geldim. Son yazımda da yazmıştım. Konukların içinde Rahmi Koç da vardı. Yemek sonrası, tanışma sırasında uzunca sohbet ettik. Rahmi Bey çok kibar, matrak, tam bir Beyefendi. Kendisine yemek yapmaktan ve tanımış olmaktan büyük memnuniyet duydum. Neler pişirdim diye merak ediyorsanız söylemem, ama menüden bir yemek bu haftanın tariflerinden biri olacak, söz. Çarşamba aynı zamanda eşimle evlilik yıldönümümüzdü. Henüz kutlayamadık ama bu hafta bir şampanya hakkımızdır:) Perşembe Ada’ya geri döndüm. Döner dönmez haftasonu için hazırlıkları yaptım. Tereyağda ahtapot, kuzu sırt, fırında oğlak kol, barbunya pilaki, ançuezli fava, patlıcanlı pilav bu hafta en çok tercih edilenler oldu. Hemen arkadaki tepeden taze kekikleri, nam-ı diğer eşek kekiklerini toplayıp, taptaze domateslerin üzerine serpiştirdim. Ada zeytinyağı ve deniz tuzu ile bence menünün en doyulmaz lezzeti idi. Kanımca özellikle yazın herşeyi basit ve yalın tutmalı, gösterişe gerek yok… Sabah İstanbul’a gidiyorum, hatta şu an feribottayım. Temmuz ayı böyle …

Ada’nın Keçi Peyniri varsa Benim de Keçi İnadım Var!

Her zaman söylerim, yazarım, derim; lezzetli yemek yapmanın altın kuralı doğru malzeme kullanmaktır. Herhangi bir menü hazırlarken hep bir sürü malzeme araştırırım, tadarım, farklı yöntemlerde denerim. En sevdiğim şeylerden biri yeni, daha önce karşılaşmadığım baharat, meyve, bitki, sebze, şarap, üzüm, peynir, kabuklu, kabuksuz aklınıza ne gelirse tatmaktır. Ada’ya geldiğimden beri farklı ne var arıyorum, daha öncede yazmıştım biraz hayal kırıklığım oldu tahmibimden çok daha az değişik malzemeye erişiyorum evet, ama yılmak yok elbet. Şu an kahvaltımızda sadece yerel peynir ve zeytin veriyor olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Ada’lıların çoğu neden sadece yerel ürün kullanmak istediğime anlam veremiyor, hatta geçen manavdan azar bile işittim. “Kadın gelmiş İstanbul’dan tutturmuş dalından meyva, ada keçisinden peynir” diye konuşuluyor 🙂 Hazır keçi demişken, aramızda kalsın inadımı yavaş yavaş görüyorlar… Kahrolmasın bazı idealistler! Yalnız harika kekikler buldum; limon kekiği, dağlardan mercanköşk. Bahçeden kütür kütür rokalar ve dalından yeni kızarmış sulu erikler, ne oldu canınız mı çekti? Yarın İstanbul’a gidiyorum. Çarşamba catering işim var, aralarında Rahmi Koç’un da olduğu özel bir davet için yemek hazırlayacağım. İki gün de olsa evim güzel gelecek… Eşimi, kedimi, …

Vilika ve Yabani Semizotu Salatası

Kafayı yabani otlara taktım. Hepsini toplayıp turşusunu kurmak, salatasını, böreğini, çöreğini yapmak istiyorum. Ada’ya gelmeden evvel otlar konusunda bin tane plan yaptım. Plan yaptım yapmasına da, evdeki hesap çarşıya uymadı… Bir zamanlar ot konusunda bereketli ve verimli olan Ada toprakları, ne yazık ki değişen kültür ile bilinmez hale gelmiş, değersizleştirilmiş… Velhasıl kelam ot bulmak için değil bin takla, havada saltolar atmam gerekiyor. Fakat bendeki de inat işte, tabiki buldum,yaptım,yedirdim,yedim 🙂 Birincisi Vilika; Türkçe veya latince ismini hiç sormayın bilmiyorum. Rumca’sı bu. Zaten Ada’da Rum’lar dışında toplayan yok, çarşıda ve pazarda bulunmuyor. Etli, acımtırak bir lezzete sahip, baharlı bir ot. Çiğ olarak yediğimde boğazımda hafif bir yanma yaptı. Şimdilik sadece salatasını ve böreğini yaptım, özellikle salatası çok leziz oldu. Öncelikle Vilikaları güzelce temizledim. Bol tuzlu kaynar suya daldırıp, 30 saniye sonra çıkarttım. Suyunu süzdürüp, soğuttum. Zeytinyağı,limon,az sirke ve incecik sarımsak ile harmanlayıp, tuz ve karabiberle lezzetlendirdim, nefis oldu. İkincisi yabani semizotu. Ada’da yer gök yabani semizotu kaynıyor. Özellikle Eşelek köyü tarlalarında bol. Manavda bulunmuyor, pazar günleri kurulan Ada Pazarında köylüler satıyor. Minik yapraklı, muazzam lezzetli. Üzerinde …

Ada’da İlk Günler

Ha bugün ha yarın, eksiklerdi fazlalıklardı derken malumunuz iki gün önce Ada’ya geldik. Okullar henüz kapanmadığı için ( bugün kapanıyor ) buralarda sezon daha başlamadı. Etraf sessiz ve sakin. Kuşlar, cırcır böcekleri, “buraların ağası benim” diyen horozları saymazsak neredeyse çıt çıkmayacak. (tabiki abartıyorum)… Gelir gelmez kolları sıvadık, işlere boğulduk. Bir iki gün tarif veremiyorum, artık mazur görün. Bugün ahtapotlar yahni olacak, tazecik yapraklar dolma olacak, kaya korukları ve kestaneler toplanacak, sardalyalar ayıklanacak, deniz taraklarının peşine düşülecek….Bu liste uzar gider, bir de hala apelasyon.com un yeni sayısı için yazacağım yazıyı yazmadım.