All posts tagged: #gurmetur

Lezzetine Doyum Olmayan Şehir; San Sebastian

Gün batımına yakın, gökyüzünün eflatun ile pembeye büründüğü, taze bir bahar günü tanıştım San Sebastian ile. Belli ki yağmur şöyle bir yağmış ve hemen yerini güneşe bırakmıştı. İyot ile toprak kokusu birbirine karışmış, buram buram Nisan kokuyordu. Biliyordum, daha önce de yaşamıştım; ilk bakışta aşktı bu! (yazının devamı ve fotoğraflar için; http://uludagpremium.com/bloggerin-gozunden/inci-ozay-hatipoglu-tum-yazilari/lezzetine-doyum-olmayan-sehir-san-sebastian.aspx )  

Ela Vre Gastronomi Rotası! Yamas!

Masmavi Ege Denizi, kekik kokulu yamaçlar, ıtır kokulu sokaklar, rengarenk kapılar, çiçekler, candan ada insanları, en taze deniz mahsulleri, tazecik otlar, çeşit çeşit peynirler, en ballı tarçınlı lokma tatlıları, en manzaralı gün batımları ile; dostum bu rota bir harika! Geçen hafta Tadım Atölyesi (http://www.tadimatolyesi.com ) ve Kalymna Yachting Club (http://kalymna-yachting.gr ) işbirliği ile, Kalymnos ve Leros adalarına düzenlenen nefis bir ‘’Gastronomi Rotası’’na davet edildim. Ama ne rota, öyle böyle değil! Selam olsun Sait Faik Abasıyanık’a! Hani bu hayatta olsa, o bile kıskanır… Günlerden pazartesi; Bodrum Limanında sabah saatleri, hava sakin. Vakit erken olmasına rağmen, güneş kendini omuzlarımızda hissettiriyor. Teknemiz Neyzen Yachting filosundan, 7 kamaralı Fortuna. ( http://www.neyzenyachting.com/tr-neyzen-luxury-gulet-fleet.php ) Sarı beyaz koltukları ile görür görmez içim açılıyor. Kaptan ve mürettebat ile el sıkışıp, kabinimize yerleşiyoruz. Gümrük çıkış işlemleri sonrası, yelkenler fora! Tam yol ileri, Kalymnos! Kalymnos’a ilk gidişim olacak. Merakım heyecanımı, heyecanım da merakımı perçinliyor. En iyisi ikisini baş başa bırakıp, iki buçuk saat sürecek deniz yolcuğunun keyfini çıkartmak. Mavinin ortasındayız. Bir yandan rüzgar kulaklarımıza birşeyler fısıldıyor, öbür yandan teknenin nağme nağme sallantısı ile üzerimize tatlı bir …

Fırında Beyaz Peynirli Lavaş

Kalymnos ve Leros’dan ilham aldım, Fırında Beyaz Peynirli Lavaş yaptım. Geçtiğimiz hafta Tadım Atölyesi ve Kalymna Yachting Club işbirliği ile düzenlenen Gastronomi Rotası’na davet edildim. Gastronomi Rotasi ile ilgili kapsamlı yazımı bir birinden renkli ada fotoğrafları ile birlikte, yarın Keşifler Bölümünde okuyabileceksiniz. Bir sonraki tur ne zaman, nasıl gidilir, tura katılanları neler bekliyor hepsini bir bir anlatacağım. Ama önce uygulaması çok kolay ve nefis bir tarifim var. Oralara gidip de, ilham almadan dönmek mümkün değildi. Üstelik bu daha başlangıç, malum eve yorgun argın gelince en basit olanı ile başladım. Yanlış anlaşılmasın bu Kalymnos veya Leros’ta bulabileceğiniz bir yemek değil, bana oraları anımsatan, her zamanki gibi kendi tarifim olan bir şipşak… Ayağımın tozu ile geçtiğimiz cumartesi gecesi eve geldiğim için, bu tarifi oralardan aldığım malzemeler ile yaptım. Ama malzemelerin tümünü (kapari yaprağı hariç) burada rahatlıkla bulabilirsiniz. Gelelim tarife; öncelikle koyun ve keçi sütü karışık beyaz peyniri zeytinyağı ile birlikte ufaladım. Üzerine bolca Kalymnos kekiği koydum. Domatesleri kabukları ile birlikte önce halka kestim, sonra da kestiğim halkaları yarıya böldüm. Hazır aldığım lavaşların üzerine ufaladığım kekikli beyaz peynirden …

San Sebastian’da Bir Aah La Viña

  Yemeğe içmeye meraklı olan herkesin, ömrü hayatında bir kere de olsa muhakkak gidip, tatması gereken bir yer San Sebastian. Bir defa ayak basmaya gör, bin defa gitmek istiyor insanın canı. İster istemez kafana da bir takım sorular takılıyor; acaba o tıka basa dolu olduğum için (yanlış yazmadım zira tıka basa olan restoran değil, midem) gidemediğim, hani kırmızı masa örtüleri olan, köşedeki pintxos (pinços) barda da, diğerlerinde olduğu gibi eşi benzeri olmayan nefis lezzetler var mı? (tabii ki vardı!) Al notunu; o pintxos bar bir sonraki gidişte mutlaka denenecek! Peki nedir San Sebastian’ı gastronomi açısından bu kadar zengin yapan? Sahip olduğu bol Michelin Yıldızlı restoranlar mı? Hayır, değil. Yaratıcı Şefler mi? Hayır, bu da tek başına yeterli değil. Kanımca en önemli sebep içinde yaşadıkları çoğrafyanın nimetlerinden sonuna kadar yararlanıyor ve malzemelerini çok iyi tanıyor olmaları. Bilen bilir, Son Mastori’yi açtığım günden beri hemen hemen her yazımda malzemenin önemini vurgular dururum. Kullanılan malzeme ne kadar iyi ise, ortaya çıkan lezzet de o kadar iyi olur. Ve yine her zaman söylediğim gibi, en iyi malzeme en yakınındaki, …

Sen Çok Yaşa Bacchus!

Dünyada şarabın ve şarapçılığın kalbi olan şehirlerden biri Bordeaux’ya (Bordo) gitmek için bin bir neden sayabilirim. Ve bu nedenlerin başında elbette ki; şarap, üzüm, asma, doğa, şarap, şatolar, şarap, yemek, peynir ve şarap şarap şarap geliyor. Güneydoğu Fransa’nın Aquitaine-Limousin-Pouitou-Charantes bölgesinde yer alan Bordeaux, ’’Aquitaine’ın İncisi’’ ve ‘’Uyuyan Güzel’’ olarak adlandırılıyor. Bakmayın siz birilerinin ‘’Uyuyan Güzel’’ değine, zira burası gayet yaşayan bir şehir. Bordeaux ve çevresi hakkında yazacağım çok konu olmakla birlikte önceliği bayıldığım Bar a Vin’a vermek istiyorum. Bordo’da az zamanım var, şehir merkezinde tek bir yere gidebiliyorum nereye gideyim diye soran olursa, bir an bile düşünmeden Bar a Vin’a git derim. Ya da Bordo’ya geldim, çok heyecanlıyım nereden başlayayım diye düşünene cevabım yine aynı; Bar a Vin! Burası şehrin merkezinde, Bordo’yu anlamak ve tatmak için mükemmel bir yer. Uzun tavanlı, aydınlık, yerleri bastıkça gıcırdayan, modern dokunuşlarla klasik döşenmiş bir şarap barı. Tamamı Bordo şaraplarından oluşan geniş bir şarap seçkisine sahip. Bordo’da yer alan hemen hemen tüm apelasyonların şaraplarını, şişe ya da kadeh olarak tatmak mümkün. Yiyecek menüsünde şarküteri çeşitleri, Fransız peynir çeşitleri, kaz ciğeri …