All posts tagged: #gezi

Tatlı – Sert Şehir; Tiflis

Dışarıdan baktığında darmadağınık gözüktüğü halde, kendi içinde düzeni olan çalışma masaları vardır. Defterler, defter üstünedir. Kitaplar, masa muhafızları gibi köşelere yığılmış, kalemler başıboş kalmışçasına etrafa saçılmıştır. Çay bardakları ile kahve fincanları, bilgisayara yakın bir yerlerde toplaşmış, kendi aralarında fiskos halindedir. Uzaktan bakan pek anlamasa da, masa sahibi için huzurlu bir alandır burası. Bir oturdun mu yerinden kalkmak bilmeyeceğin ve hatta başını kaldırmak dahi istemeyeceğin, karma karışık ama huzur dolu, yaşayan ama bir o kadar da dingin bir köşe. Kulağa biraz garip gelse de, Gürcistan’ın başkenti Tiflis’in bende yarattığı hissiyat, işte tam da o masa sahibi ile aynı duygu olduğunu söyleyebilirim. Alt alta üst üste gibi gözükse de, mıknatıs gibi kendine çeken bir enerjisi var şehrin. Defalarca gitsem bıkmayacağım, kendine has, tabir -i caizse tatlı-sert bir şehir Tiflis. Yazının devamı: http://uludagpremium.com/bloggerin-gozunden/inci-ozay-hatipoglu-tum-yazilari/tatli-sert-sehir-tiflis.aspx Reklamlar

Geldik bir Maceranın daha Sonuna

Dikkat! Bu yazı (biraz) hüzün içerir…. Planlar, heyecanlar, hesaplar, kitaplar, emek, çoşku, yorgunluk, sevinç, hüzün derken Gökçeada maceramın sonuna geldim. Planladığımdan biraz daha kısa sürdü ama, işler yol üzerindeyken bazen değişebiliyor. Pazar akşamüzeri döndüm İstanbul’a. Bugün havanın da yağmurlu olmasını fırsat bilip, arayı açmadan haber vermek istedim. Yazılarımı takip edip de Ada’ya gelenler, gelmeyi planlayanlar, fotoğraflarıma bakıp gelmeyi hayal edenler hepinize çok teşekkür ederim. Bir sürü tanıdığım, tanımadığım insanın desteği sayesinde güzel işler çıkarttım Ada’da. Hepsinden önemlisi birbirinden ilginç insanlar tanıdım. Kimilerini çok sevdim, kimilerini pek sevemedim. Çok güzel misafirler ağırladım. En çok oğlak, sardalya(e) ve ahtapot pişirdim. Hakkını verdim ama, öyle yavan ve sıradan pişirip saygısızlık etmedim. Dalından kopardım meyvaları, dağlardan topladım kekikleri. Üzümleri anlattım sonra, nasıl şarap olduklarını… Zeytinleri kendilerinden dinledim asırlık ağaçların, hergün yürüdüğüm taş yollarda. Kaybolmaya yüz tutmuş, eski Ada yemeklerinden örnekler vereceğim ilerleyen günlerde. Hazır mevsimindeyken, artık Ada’da kimsenin yapmadığı, Rumlardan kalma bamyalı bir Ada tarifim olacak yarın öbür gün. Ada’ya gidecek olanlar bana her zaman danışabilir, iyi bir rehber olurum. Hüzünlü, bakir, vahşi, doğa harikası, öksüz İmroz hemen hoşunuza …

Riedel – Bölüm 2

Avusturya’dan döneli 1 hafta olmasına rağmen oturup, yazı yazacak vaktim olmadı. Catering işleriydi, toplantıydı derken bugün fırsat yaratıp, en azından güzel fotoğraflarla gözleriniz bayram etsin istedim. Geçtiğimiz Çarşamba çok özel bir davetin yemeklerini yaptım. Adı üzerinde özel davet olduğu için ne fotoğraf ne de tarif paylaşıyorum, ama çok güzel geçtiğini söyleyebilirim. Bugün de tarif yok ama, yarın Avusturya Alp’lerinden ilham aldığım bir yemek yapacağım, tarifi de pazartesi paylaşmış olurum. Riedel’e gelince, tadımıma gelin hem anlatayım, hem de kendiniz deneyimleyin. Tadımdan ötesini garanti ediyorum, bakış açınız değişecek ve üstelik işin içinde sihir yok. Not: Fotoğrafların devamı (en güzelleri) yarın tarifle birlikte. >