All posts tagged: geridonusumtarifler

Fırında Keçi Peynirli Patlıcan Halkaları

Tam bir yaz insanıyım. Tamam, diğer mevsimleri de seviyorum, hepsinin ruhu başka ama, yaz bir yana öbürleri öte yana. Deniz zaten en sevdiğim de, bir pembe domates olsun, patlıcan, biber olsun, şeftali, karpuz, üzüm olsun bunlar dört gözle beklenmez mi? Hem de nasıl beklenir… Akşamüstleri bizim buralarda sokaklar, patlıcan közleme ile biber kızartma, zaman zaman da kabak mücveri kokmaya başladı. Manav tezgahları renklendi, pazarları ahududu bastı. O ahududu alınır, soğuk yoğurt içine katılır, üzerine bal ve biraz da kavruk kırık fındık koyuldu mu, al sana nefis bir yaz tatlısı. Ahududunu şimdilik bir kenara alıp patlıcanlara dönelim, zira bugünkü tarifimin ana malzemesi patlıcan. Daha doğrusu bostan patlıcanı. Bostan patlıcanı malum, tombul ve etli olur. Közleme yapmak için en uygun patlıcandır. Ama ben bu sefer közleme yapmak için değil, önce ızgara, sonra da fırında pişirmek için aldım. Öncelikle patlıcanları yıkayıp, kabuklarını soymadan üç santim kalınlığında halka halka dilimledim. Dilimlediğim patlıcanları, acısı çıksın diye tuzlu suda yarım saat beklettim. Patlıcanlar beklerken sosu hazırlamak üzere domateslerin kabuklarını soyup, küp küp doğradım. Bir bütün kuru soğanı domateslerle birlikte sos tenceresine …

Fırında Beyaz Peynirli Lavaş

Kalymnos ve Leros’dan ilham aldım, Fırında Beyaz Peynirli Lavaş yaptım. Geçtiğimiz hafta Tadım Atölyesi ve Kalymna Yachting Club işbirliği ile düzenlenen Gastronomi Rotası’na davet edildim. Gastronomi Rotasi ile ilgili kapsamlı yazımı bir birinden renkli ada fotoğrafları ile birlikte, yarın Keşifler Bölümünde okuyabileceksiniz. Bir sonraki tur ne zaman, nasıl gidilir, tura katılanları neler bekliyor hepsini bir bir anlatacağım. Ama önce uygulaması çok kolay ve nefis bir tarifim var. Oralara gidip de, ilham almadan dönmek mümkün değildi. Üstelik bu daha başlangıç, malum eve yorgun argın gelince en basit olanı ile başladım. Yanlış anlaşılmasın bu Kalymnos veya Leros’ta bulabileceğiniz bir yemek değil, bana oraları anımsatan, her zamanki gibi kendi tarifim olan bir şipşak… Ayağımın tozu ile geçtiğimiz cumartesi gecesi eve geldiğim için, bu tarifi oralardan aldığım malzemeler ile yaptım. Ama malzemelerin tümünü (kapari yaprağı hariç) burada rahatlıkla bulabilirsiniz. Gelelim tarife; öncelikle koyun ve keçi sütü karışık beyaz peyniri zeytinyağı ile birlikte ufaladım. Üzerine bolca Kalymnos kekiği koydum. Domatesleri kabukları ile birlikte önce halka kestim, sonra da kestiğim halkaları yarıya böldüm. Hazır aldığım lavaşların üzerine ufaladığım kekikli beyaz peynirden …

Karamelize Soğanlı Ilık Nohut

Bol zeytinyağı ve bol soğana ihtiyacımız var. Her zaman değil tabii, ama bu tarif için ikisinin de çokça olması gerek! Ana malzeme ise nohut. Malzeme az, işlem çok basit ve netice lezzetli mi lezzetli. (gene geldi Son Mastori sözü) Denemekten çekinmeyin, bol bol yapıp ister garnitür ister ana yemek olarak afiyetlenin. Öncelikle nohutları 8 saat soğuk suda beklettim. Suyunu süzüp bol suda, diri kalacak şekilde haşladım. Suyunu süzüp, kabuklarını soydum. Nohutlar haşlanırken kuru soğanları ince ince doğrayıp, zeytinyağında karamelize ettim. Fırın kabına nohutları ve karamelize soğanı koyup, üzerine zeytinyağı, deniz tuzu ve karabiber ilave ederek önceden ısıttığım 200 derecelik fırında 8 dakika pişirdim. Nohutları fırından çıkartmaya yakın, bir tavada dolmalık fıstıkları kavurdum. Nohutları fırından çıkartıp üzerine kavurduğum dolmalık fıstıkları koydum. Son olarak biberiye, taze tarhun otu ve sumak ilave ederek, ılık servis ettim. Not: Özellikle kuzu etleri ile mükemmel uyum sağlayacaktır. Malzemeler: 500 gr Nohut 3 Adet İri Boy Kuru Soğan 2 Dal Biberiye 1 Avuç Taze Tarhun Otu 45 gr Dolmalık Fıstık 1 Tatlı Kaşığı Sumak Deniz Tuzu & Karabiber Zeytinyağı

San Sebastian’da Bir Aah La Viña

  Yemeğe içmeye meraklı olan herkesin, ömrü hayatında bir kere de olsa muhakkak gidip, tatması gereken bir yer San Sebastian. Bir defa ayak basmaya gör, bin defa gitmek istiyor insanın canı. İster istemez kafana da bir takım sorular takılıyor; acaba o tıka basa dolu olduğum için (yanlış yazmadım zira tıka basa olan restoran değil, midem) gidemediğim, hani kırmızı masa örtüleri olan, köşedeki pintxos (pinços) barda da, diğerlerinde olduğu gibi eşi benzeri olmayan nefis lezzetler var mı? (tabii ki vardı!) Al notunu; o pintxos bar bir sonraki gidişte mutlaka denenecek! Peki nedir San Sebastian’ı gastronomi açısından bu kadar zengin yapan? Sahip olduğu bol Michelin Yıldızlı restoranlar mı? Hayır, değil. Yaratıcı Şefler mi? Hayır, bu da tek başına yeterli değil. Kanımca en önemli sebep içinde yaşadıkları çoğrafyanın nimetlerinden sonuna kadar yararlanıyor ve malzemelerini çok iyi tanıyor olmaları. Bilen bilir, Son Mastori’yi açtığım günden beri hemen hemen her yazımda malzemenin önemini vurgular dururum. Kullanılan malzeme ne kadar iyi ise, ortaya çıkan lezzet de o kadar iyi olur. Ve yine her zaman söylediğim gibi, en iyi malzeme en yakınındaki, …

Armutlu Salatalık Salatası

Meyveleri salataların içinde kullanmaya bayılıyorum. Çilekle semizotu, körpe ıspanak ile portakal ve karpuz ilaveli klasik çoban salatası en çok yaptığım meyveli salataların başında yer alıyor. Bir önceki tarifim olan Limon ve Tarhun Otlu Tavuk ile birlikte servis ettiğim, Armutlu Salatalık salatası da meyveli salata çeşitleri içinde en sevdiklerimden biri. Üstelik hafif ekşimtrak tavuk yemekleri ile de mükemmel uyum sağlıyor. Ayrıca, yanına birşey yakıştırmaya gerek kalmadan da (özellikle sıcak öğlen saatleri için) başlı başına son derece leziz ve hafif bir öğün oluyor. Bence bir deneyin… Öncelikle salatalıkların kabuklarını soyup, küp küp doğradım. Armutları yıkayıp, kabukları ile birlikte ortadan ikiye kestim. Ortasından çekirdeklerini çıkartıp, salatalıklarla aynı ebatta olacak şekilde doğradım. Doğradığım salatalık ve armutları kaseye alıp, limon suyu ile güzelce karıştırdım. Öte yanda kestiğim taze soğanları kaseye ilave ettim. Siz taze soğan yerine, kırmızı soğan da kullanabilirsiniz. Gerek tat, gerekse renk açısından salatayı zenginleştirecektir. Ben o gün manavda kırmızı soğan bulamadığım için, taze soğan kullandım. Salataya bir kaç parça semizotu yaprağı ilave edip üzerine bolca sumak ekledim. Son olarak salatayı tuz, karabiber, zeytinyağı ve nar ekşisi ile …

Limon ve Tarhun Otlu Tavuk

Narenciye meyveler ile kümes hayvanlarını çok yakıştırıyorum. Yoğun meyve asidi, özellikle deri gibi, etin en yağlı kesimleri ile nefis uyum sağlıyor. Havaların ısınması ile birlikte canım da daha fazla limon çeker olunca, manavda da taze tarhun otu bulunca, limon ve tarhun otlu tavuk yaptım. Öncelikle, tavuk bagetlerini az zeytin yağı koyduğum döküm tavada, iki dakika alt üst mühürledim. Tavukları kenara alıp, aynı tavada piyazlık kestiğim kırmızı soğanı hafifçe karamelize ettim. Öte yanda limonları iki santim kalınlığında yuvarlak yuvarlak kestim. Dilimlediğim limonları tavuk bagetleri ile birlikte tavaya aldım. Üzerine, su ile karıştırdığım viskiyi ilave ettim. Tuz ve karabiberini de koyup, ocağın altını kıstım. Bir saat kısık ateşte pişirdikten sonra, taze tarhun otlarını yemeğe ilave ettim. Daha sonra, ocağın altını açıp, tavukların azıcık kızarmasına müsade ettim. Tabağa koymadan evvel biraz daha taze tarhun otu koyup, yapımını bir sonraki tarifimde paylaşacağım armutlu salatalık salatası ile servis ettim. Malzemeler 1kg. Tavuk Baget 500gr. Kırmızı Soğan 3 adet Limon 50ml Su 50ml Viski 1 Avuç Dolusu Taze Tarhun Otu Zeytinyağı Tuz & Karabiber

Fırında Karamelize Hurmalı Rezene

Rezene, tariflerimde en çok kullandığım sebzelerin başında geliyor. Tabi mevsimiyse eğer. Enginar ile birlikte en sevdiğim sebze olabilir. Rezeneyi bu kadar çok seviyor olduğumdan, kendisini sürekli farklı yöntemler ve değişik malzemeler ile kullanıp, yeni tarifler yaratmaya gayret ediyorum. Bugün de yine bu bol aromalı sebzeye yaraşır, kolay ama değişik bir tarifim var. Ve kesinlikle bu tarifi, pişerken etrafa yaydığı koku yüzünden bile denemelisiniz. Hani tütsüsü olsa alır evde yakarım, o derece! Öncelikle rezene kökünü güzelce yıkayıp, diklemesine dört eşit parçaya böldüm. Zeytinyağı, tuz ve karabiber ile ovalayıp fırın kabına yerleştirdim. Öte yanda kuru hurmaların çekirdeklerini çıkartıp, iri parçalar olacak şekilde gelişi güzel rezenelerin üzerine serpiştirdim. Üzerlerine konyak ve su koyup, önceden ısıttığım 190 derecelik fırında on beş dakika pişirdim. Pişen rezeneleri fırından çıkartıp, üzerine keçi peyniri ile azıcık zeytinyağı koydum ve bu şekilde tekrar sıcak fırına verdim. Keçi peynirlerinin hafifçe erimesine müsade edip (yaklaşık bir dakika yeterli oluyor) fırından çıkarttım. İyice karamelize olmuş hurmaları rezenelerin üzerine yedirip, sıcakken servis ettim. Not 1: Kümes hayvanlarının yanında nefis bir garnitür olacaktır. Ayrıca soğukken de yiyebilirsiniz. Not 2: …