All posts tagged: geridonusumtarifler

Ballı Künefe

Geleneksel tatlılar içinde en çok künefeyi severim. Doğrusu oturup da, tek başıma bir porsiyon bitirmişliğim yoktur ama, az şerbetli ve pişkin oldu mu tadından yenmez. Kırk yılın başı bir kaçamak yapıp, iki üç çatal yediğim künefeye alternatif, tüy gibi hafif bir tatlı yaptım bu sefer. Üstelik her zaman olduğu gibi, bu tatlıda da rafine şeker kullanmadım. Ve tüm işlem yalnızca 10 dakika sürdü. Öncelikle 10 cm.lik tavayı zeytinyağladım. Bir avuç aldığım taze tel kadayıfı, yağladığım tavaya yaydım. Üzerine tiftiklediğim dil peynirini koydum. Bir avuç daha tel kadayıf alıp, peynirlerin üzerini güzelce kapattım. Ocağın altını açıp, kadayıfı pişirmeye başladım. Bu esnada kıvamı tam tutturabilmek için ocağın altını zaman zaman açtım, zaman zaman da kıstım. Bir tarafı nar gibi kızarınca, diğer tarafı pişirdim. Çevirme işlemini bir kere daha tekrar edip, dil peynirinin iyice erimesine müsade ettim. Bu şekilde, her iki tarafı da kızaran kadayıfı servis tabağına aktardım. Üzerine bal döküp, bir ferahlık versin diye ince kıydığım nane yapraklarını da ilave ederek bekletmeden servis ettim. Malzemeler 2 avuç tel kadayıf 1 büyük dilim dil peyniri (100 gr kadar) …

Trüflü Tereyağı ve Trüflü Risotto

Saklı Orman’dan aldığım siyah trüf ile, yapılabilecek en klasik yemeklerden biri olan; Trüflü Risotto yapmasam olmazdı. Bol tereyağlı, kremamsı yapılı bu risotto; trüften gelen eşsiz aromalarla, her kaşıkta yemeğe doyulmaz bir lezzete dönüşüyor. Yapımı oldukça kolay ve zevkli olmakla birlikte, sadece biraz sabır, çok az da kol gücü gerektiriyor. Tarife öncelikle trüflü tereyağı yapmak ile başladım. Risotto yaparken bolca kullandığım tereyağını, bu kez lezzetini daha da güçlendirmek için trüflü olarak kullandım. Öncelikle fırça yardımı ile temizlediğim trüfü, küçük tırnak büyüklüğünde parçalar olacak şekilde doğradım. Oda sıcaklığında yumuşak kıvama gelen tereyağının içine doğradığım trüfleri az miktar tuz ile birlikte ilave edip, güzelce karıştırdım. Tezgaha serdiğim yağlı fırın kağıdının üzerine trüflü tereyağını döktüm. Tereyağına elimle uzun silindir biçimi verdikten sonra, yağlı kağıdı streç film ile sarıp buzluğa kaldırdım. Bu şekilde 6 ay buzlukta kalabilir. Kullanmak istediğiniz zaman, buzluktan çıkarıp halka halka kesmeniz yeterli olacaktır. Makarna, risotto, erişteler ile kullanabileceğiniz gibi, tavada yumurta yaparken ya da ızgara ettiğiniz bonfile üzerine bir parça koyup eritebilirsiniz. Ben hazırladığım trüflü tereyağının bir kısmını başta da belirttiğim gibi, risotto yapımında kullandım. Gelelim …

Siyah Trüf Mantarlı Erişte

‘’Memleketin Yaban Ormanlarından’’ Siyah Trüflü Poşe Yumurta tarifimi okuyanlar (https://sonmastori.com/2016/06/23/memleketin-yaban-ormanlarindan-siyah-truflu-pose-yumurta/), Saklı Orman ( http://www.sakliorman.com ) ile çoktan tanıştı. Trüf siparişi veren oldu mu bilmiyorum ama, ben 9 günlük Bayram Tatilili rehavetini üzerimden atıp, yeni bir tarif yaptım bile. Üstelik bu sefer, hayatında eli tava tutmamış birinin bile yapabileceği kolaylıkta. Bulmuşum Saklı Orman’ı, sezonu geçmeden bol bol trüflü yemekler yapmaz mıyım?.. Geçen tarifte de söylediğim gibi trüf mantarı; yağlı, kremalı, sert peynirli, hamurlu birliktelikleri seviyor. Ayrıca yumurta, makarna, pirinç ile de çok yakışıyor. Trüf ile yemek yaparken unutulmaması gereken diğer önemli püf noktası ise; mantarın lezzetini bastıracak yoğunlukta malzemeden kaçınmak gerektiğidir. Bunları akılda tuttuktan sonra işiniz kolay; gelsin trüflü ziyafetler! Tabi kullanım alanı bu saydıklarım ile sınırlı değil; sebzelerden özellikle enginar ile, kümes hayvanları ile, tavşan ve keklik gibi av hayvanları ile hatta çikolata ve kakao ile kullanıp, fevkalade lezzetler yaratmak mümkün. Az rastlanır kullanımları ile ilgili daha detaylı bilgiyi, bir sonraki tarifimde bulabileceksiniz. Ama önce gelelim bugünkü Siyah Trüf Mantarlı Erişte tarifime. Geniş bir makarna tenceresini tuzlu su ile doldurup ocağın altını açtım. Su kaynayınca Erişteleri …

Ançuezli Kıtır Patates

Sicilya notlarımı ve fotoğraflarımı karıştırır oldum son günlerde. Sanırım özledim… Nasıl güzeldir; denizi, dağı tepesi, Etna’sı, şarabı, limonu… Fotoğraflara baktıkça tekrar gitmiş gibi oluyor, notlarımı okudukça, sahi ya bak bu da vardı diyorum. Hal böyle olunca, yeni tarifimi Sicilya’dan esinlenerek yaptım. Tarifin anahtar malzemeleri olan ançuez ve şam fıstığı, Sicilya Mutfağı’nın önemli malzemeleri arasında yer alıyor. Etna ve çevresi Ada’nın fıstık bahçesi konumunda. Volkanik toprak yapısının da etkisiyle Etna fıstıklarının oldukça kendine has bir lezzeti var. Ben bu tarifi, Antep Fıstığı kullanarak yaptım. Ançuezler de Gelibolu’dan 🙂 Patateslerin kabuklarını soyup küp küp doğradım. Doğradığım patatesleri az zeytinyağlı tavada, durmadan karıştırarak kızartmaya başladım. Üstleri hafifçe kızarınca ançuezleri ve kuru tarhun otunu ilave ettim. Bu şekilde patatesler iyicece kızarıp, kıtır kıvama gelene kadar devam ettim. Ançuezlerin eriyip, patateslerin içine işlediğini göreceksiniz. Daha sonra nar gibi kızaran patatesleri servis tabağına aktardım. Üzerine bolca toz ve tane Antep Fıstığı koydum. Azıcık da karabiber ilavesi ile yemeğimi tamamladım. Not: Ançuezli Kıtır Patates özellikle kuzu yemekleri ile birlikte nefis olacaktır. Malzemeler: 500gr patates 100gr ançuez 100gr toz Antep Fıstığı 100gr iç …

Kabak ve Keçi Peynirli Açık Börek

Hiç keyfimiz yok… Malum, diken üzerinde yaşar olduk… Yaşanan her katliam sonrası, her şeyin çabucak normale döner olması da ayrı garip geliyor. Yemek ve seyahat yazıları okuduğunuz burada, bu satırları yazmak istemezdim ama, ülkece gündemimiz pek karanlık… Tek isteğimiz huzurla, kendi seçimlerimiz ile, özgürce yaşamak. Gelelim bugünkü Kabak ve Keçi Peynirli Açık Börek tarifime. Aramızda börek sevmeyen olduğunu sanmıyorum. Elde açılmış incecik yufkalar arasına ister kıyma, ister peynir girsin, tereyağı ve kızgın fırın ile buluştu mu değmeyin lezzetine. Hele bir de çıtır çıtır oldu mu bir dilim, iki dilim derken bakmışsın tepsi yarılanmış. Hal böyle olunca, bu sefer tek yufkadan, olabilecek en hafif böreği yaptım. Adına da açık börek dedim. Öncelikle kabakları iyice yıkayıp, kabuklarını soymadan dikey olarak incecik kestim.Kabakları zeytinyağı, tuz ve karabiber ile ovalayıp döküm tavada ızgara yaptım. Öte yanda orta boy bir teflon tavaya zeytinyağı döküp içine yufkayı yerleştirdim. Yufkayı, altı üstü iyice çıtır olacak şekilde, döndüre döndüre pişirdim. Yufka istediğim kıvama gelince kenara aldım. Üzerine keçi labne peyniri sürüp, kabakları yerleştirdim. Dereotu ve frenk soğanı ile lezzetlendirip üzerine zeytinyağı gezdirdim. Son …

‘’Memleketin Yaban Ormanlarından’’ Siyah Trüflü Poşe Yumurta

Toplanın toplanın, bugün hem harika bir keşfim hem de nefis bir tarifim var… Konumuz yabani mantar! Benim yabani mantar coşkumu artık duymayan kalmadı. Her sene yaptığım kuzugöbeği avları, beyaz trüf peşinden kilometrelerce sürüklenmem, doğada mantar izinde geçen saatler, ormanın kokusu, ağaçların sesi… Bunların hepsi birer mutluluk kaynağı, doğal terapi benim için. Malumunuz, her sene Nisan ayında gerçekleştirdiğim kuzu göbeği (morel) mantar avını ne yazık ki bu sene gerçekleştiremedim. Tam o tarihlerde, önemli bir yemek organizasyonum için, kuzu göbeği mantarı ararken, Saklı Orman ile karşılaştım. http://www.sakliorman.com ’’Memleketin Yaban Ormanlarından’’ mantar siparişi verilebilen bir web sitesi. Hemen, denemek üzere ihtiyacım olan kuzu göbeği (morel) siparişini verdim. Taze mantarların, sipariş yerine kısa zamanda ve doğru şartlarda ulaşması çok önemli. Aksi halde mantar bozulabilir, sağlık açısından tehlike yaratabilir. Oysa Saklı Orman, sipariş verdiğimin ertesi günü elime ulaştı. File içine yerleştirilmiş mantarlar, nemsiz ve kuru bir ortam yaratılmış olarak karton kutuda geldi. Hepsi az önce toplanmış gibi dip diri ve tazeydi. O esnada mantarları kenara koyup, içimden gelen dans etme isteğine karşı koyamadım… (danstan çok olduğum yerde sıçrama) O gün …

Kızarmış Beyaz Peynirli Domates Salatası

Giyimine kuşamına çok meraklı, neşeli, kibar, hokka burunlu, şapkalı, mis kokulu, güzel gülüşlü, alımlı bir hanımefendiydi Babaannem. O da, Dedem gibi Selanik’liydi. Anneannemin aksine mutfakla çok arası yoktu. (Anneannem ise, küçükken eteğinden ayrılmadığım, tanıdığım en mutfak kraliçelerinden biridir; taramadan lakerdaya, sarmadan çerkes tavuğuna kadar en has mezeleri ondan, sofra adabını, zerafetle iki tek atmayı ise masaların kralı dedemden öğrenmişimdir). Babaannem Selanik’li ailesinin reçetelerinden zaman zaman yapardı. İçini beyaz peynirle doldurduğu soğuk, zeytinyağlı patlıcan yemeğine bayılırdım, nefis lokma tatlılarına da… Ama en sevdiğim tavada kızarttığı beyaz peynir olurdu. Peynirin dışı kıtır olurdu, içi hafifçe erirdi. Resmen yemeğe doyamazdık. Her Yunanistan’a veya Rum tavernasına gidişimde, bu kızarmış fetayı görünce Babaannem aklıma gelir. Geçen hafta gerçekleştirdiğimiz Kaliymnos ve Leros seyahatinde de, yine çocukluğumla karşılaştım; Aegean Taverna’da selamlaştık kendisiyle. Yalnız bu sefer bolca susama bulanmıştı. Ben de İstanbul’a dönünce benzerini yapmaya karar verdim. Öncelikle Çanakkale domateslerini halka halka kestim, tabağa dizdim. Susamları tavada kavurdum. Susamlar hafifçe renk alınca, dilimlediğim keçi sütünden yapılmış beyaz peyniri susamlara buladım. Bu şekilde hafifçe zeytinyağladığım tavaya aktardım. Susamladığım peynirin altını üstüne iyice kızarttım, kenara …