All posts tagged: #gastroturizm

Tatlı – Sert Şehir; Tiflis

Dışarıdan baktığında darmadağınık gözüktüğü halde, kendi içinde düzeni olan çalışma masaları vardır. Defterler, defter üstünedir. Kitaplar, masa muhafızları gibi köşelere yığılmış, kalemler başıboş kalmışçasına etrafa saçılmıştır. Çay bardakları ile kahve fincanları, bilgisayara yakın bir yerlerde toplaşmış, kendi aralarında fiskos halindedir. Uzaktan bakan pek anlamasa da, masa sahibi için huzurlu bir alandır burası. Bir oturdun mu yerinden kalkmak bilmeyeceğin ve hatta başını kaldırmak dahi istemeyeceğin, karma karışık ama huzur dolu, yaşayan ama bir o kadar da dingin bir köşe. Kulağa biraz garip gelse de, Gürcistan’ın başkenti Tiflis’in bende yarattığı hissiyat, işte tam da o masa sahibi ile aynı duygu olduğunu söyleyebilirim. Alt alta üst üste gibi gözükse de, mıknatıs gibi kendine çeken bir enerjisi var şehrin. Defalarca gitsem bıkmayacağım, kendine has, tabir -i caizse tatlı-sert bir şehir Tiflis. Yazının devamı: http://uludagpremium.com/bloggerin-gozunden/inci-ozay-hatipoglu-tum-yazilari/tatli-sert-sehir-tiflis.aspx Reklamlar

Lezzetine Doyum Olmayan Şehir; San Sebastian

Gün batımına yakın, gökyüzünün eflatun ile pembeye büründüğü, taze bir bahar günü tanıştım San Sebastian ile. Belli ki yağmur şöyle bir yağmış ve hemen yerini güneşe bırakmıştı. İyot ile toprak kokusu birbirine karışmış, buram buram Nisan kokuyordu. Biliyordum, daha önce de yaşamıştım; ilk bakışta aşktı bu! (yazının devamı ve fotoğraflar için; http://uludagpremium.com/bloggerin-gozunden/inci-ozay-hatipoglu-tum-yazilari/lezzetine-doyum-olmayan-sehir-san-sebastian.aspx )  

”Şimdi Hemen Bir Roze Aç”

Pamukkale Güney Bağları’nda Bir Cumartesi yazımın üzerinden 2 sene geçti https://sonmastori.com/2014/09/30/pamukkale-guney-baglarinda-bir-cumartesi/ ve ben yine, geçtiğimiz Cumartesi bu kez senenin ilk bağ bozumunu yapmak için, Pamukkale Şarapları Güney Bağları’na gittim. Geçtiğimiz 2 seneye bakıyorum da, o gün az çok tanıdığım Selda, kahkahası eksik olmasın çok sevdiğim dostum oldu. Ve Pamukkale Şarapları hala güzel şaraplar yapmaya, Türkiye’yi tanıtmaya ve bölgeyi kalkındırmaya devam ediyor. Güney’de hala yeni doğan 3 oğlan çocuğundan 1’ine Yasin ismi koyuluyor ve hala, en çok Ziraat Mühendisi yeğenler yoruluyor. Bu kez bizimle akşam yemeğine kalamayan Yasin Bey, hala çok güzel türkü söylüyor mu bilemem ama, kendisi hala şakaları ve hoş sohbetiyle etrafını eğlendirmeye devam ediyor. Hala kimse, Selda kadar güzel gülemiyor ve Güney’in susuz domatesleri hala çok ama çok lezzetli… Bu senenin ilk bağ bozumu biraz erken geldi ve 14 Ağustos Pazar günü, Sultaniye üzümleri ile ilk hasat yapıldı. Umarım ayağımız uğurlu gelir de bereketi bol, güzel bir sene olur Pamukkale Şarapları için. Ayrıca bu sene bir yenilik olarak Pamukkale Güney Bağları’nda benim de bir asmam oldu 🙂 aldık elimize tebeşirleri yazdık tahtalara isimlerimizi, …

‘’Memleketin Yaban Ormanlarından’’ Siyah Trüflü Poşe Yumurta

Toplanın toplanın, bugün hem harika bir keşfim hem de nefis bir tarifim var… Konumuz yabani mantar! Benim yabani mantar coşkumu artık duymayan kalmadı. Her sene yaptığım kuzugöbeği avları, beyaz trüf peşinden kilometrelerce sürüklenmem, doğada mantar izinde geçen saatler, ormanın kokusu, ağaçların sesi… Bunların hepsi birer mutluluk kaynağı, doğal terapi benim için. Malumunuz, her sene Nisan ayında gerçekleştirdiğim kuzu göbeği (morel) mantar avını ne yazık ki bu sene gerçekleştiremedim. Tam o tarihlerde, önemli bir yemek organizasyonum için, kuzu göbeği mantarı ararken, Saklı Orman ile karşılaştım. http://www.sakliorman.com ’’Memleketin Yaban Ormanlarından’’ mantar siparişi verilebilen bir web sitesi. Hemen, denemek üzere ihtiyacım olan kuzu göbeği (morel) siparişini verdim. Taze mantarların, sipariş yerine kısa zamanda ve doğru şartlarda ulaşması çok önemli. Aksi halde mantar bozulabilir, sağlık açısından tehlike yaratabilir. Oysa Saklı Orman, sipariş verdiğimin ertesi günü elime ulaştı. File içine yerleştirilmiş mantarlar, nemsiz ve kuru bir ortam yaratılmış olarak karton kutuda geldi. Hepsi az önce toplanmış gibi dip diri ve tazeydi. O esnada mantarları kenara koyup, içimden gelen dans etme isteğine karşı koyamadım… (danstan çok olduğum yerde sıçrama) O gün …

San Sebastian’da Bir Aah La Viña

  Yemeğe içmeye meraklı olan herkesin, ömrü hayatında bir kere de olsa muhakkak gidip, tatması gereken bir yer San Sebastian. Bir defa ayak basmaya gör, bin defa gitmek istiyor insanın canı. İster istemez kafana da bir takım sorular takılıyor; acaba o tıka basa dolu olduğum için (yanlış yazmadım zira tıka basa olan restoran değil, midem) gidemediğim, hani kırmızı masa örtüleri olan, köşedeki pintxos (pinços) barda da, diğerlerinde olduğu gibi eşi benzeri olmayan nefis lezzetler var mı? (tabii ki vardı!) Al notunu; o pintxos bar bir sonraki gidişte mutlaka denenecek! Peki nedir San Sebastian’ı gastronomi açısından bu kadar zengin yapan? Sahip olduğu bol Michelin Yıldızlı restoranlar mı? Hayır, değil. Yaratıcı Şefler mi? Hayır, bu da tek başına yeterli değil. Kanımca en önemli sebep içinde yaşadıkları çoğrafyanın nimetlerinden sonuna kadar yararlanıyor ve malzemelerini çok iyi tanıyor olmaları. Bilen bilir, Son Mastori’yi açtığım günden beri hemen hemen her yazımda malzemenin önemini vurgular dururum. Kullanılan malzeme ne kadar iyi ise, ortaya çıkan lezzet de o kadar iyi olur. Ve yine her zaman söylediğim gibi, en iyi malzeme en yakınındaki, …

Bir Kenara Not Edin

Peynir sever misiniz? Ben bayılırım. Hani günlerce sadece peynir yesem olur. Hali ile peynir cenneti bölgelere yolculuk yapmak benim için apayrı bir zevk. Her şey esas yerinde güzel olsa da, Fransa’dan gelirken bolca peynir almamak olmazdı. Bir kısmı eşe dosta verildi, bir kısmı da kendimize ayrıldı. Sizin de yakın zamanda aklınızda bir Fransa ziyareti varsa, ya da gidecek bir yakınınız varsa, az sonra ismini vereceğim peynir için kağıdınızı kaleminizi hazırlayın. Peynirin adı; Tomme Fruitée. İnek sütünden yapılmış, 3 ay dinlendirilmiş, yarı yumuşak tereyağımsı bir lezzete sahip. Kendine has meyvemsi aromaları içinde barındıran, kolay yenilebilir hafif bir peynir. Ben beğendim, yanında mineralitesi yüksek bir Chardonnay ile çok güzel uyum sağlayacak. Ne me lazım, bir kenara not edin! Not: Peynirleri 4-6 derece ısıda saklayın ve yemeden önce lezzetini tam anlamak için oda sıcaklığına gelmesine izin verin.