All posts tagged: #gastronomie

”Şimdi Hemen Bir Roze Aç”

Pamukkale Güney Bağları’nda Bir Cumartesi yazımın üzerinden 2 sene geçti https://sonmastori.com/2014/09/30/pamukkale-guney-baglarinda-bir-cumartesi/ ve ben yine, geçtiğimiz Cumartesi bu kez senenin ilk bağ bozumunu yapmak için, Pamukkale Şarapları Güney Bağları’na gittim. Geçtiğimiz 2 seneye bakıyorum da, o gün az çok tanıdığım Selda, kahkahası eksik olmasın çok sevdiğim dostum oldu. Ve Pamukkale Şarapları hala güzel şaraplar yapmaya, Türkiye’yi tanıtmaya ve bölgeyi kalkındırmaya devam ediyor. Güney’de hala yeni doğan 3 oğlan çocuğundan 1’ine Yasin ismi koyuluyor ve hala, en çok Ziraat Mühendisi yeğenler yoruluyor. Bu kez bizimle akşam yemeğine kalamayan Yasin Bey, hala çok güzel türkü söylüyor mu bilemem ama, kendisi hala şakaları ve hoş sohbetiyle etrafını eğlendirmeye devam ediyor. Hala kimse, Selda kadar güzel gülemiyor ve Güney’in susuz domatesleri hala çok ama çok lezzetli… Bu senenin ilk bağ bozumu biraz erken geldi ve 14 Ağustos Pazar günü, Sultaniye üzümleri ile ilk hasat yapıldı. Umarım ayağımız uğurlu gelir de bereketi bol, güzel bir sene olur Pamukkale Şarapları için. Ayrıca bu sene bir yenilik olarak Pamukkale Güney Bağları’nda benim de bir asmam oldu 🙂 aldık elimize tebeşirleri yazdık tahtalara isimlerimizi, …

Şeftalili Yoğurt Dondurma

İster yaz olsun, ister kış yoğurttan dondurma yapmayı çok seviyorum. Mevsimine göre kullandığım meyveler, baharatlar ve otlar değişiyor olsa da, yöntemim hep aynı ve çok basit. Mümkün mertebe az malzeme ile kullandığım ana meyvenin tadını ön planda tutmaya çalışıyorum. Ayrıca hiç rafine şeker kullanmıyor, sadece az miktarda bal kullanıyorum. Hatta bazen hiç bal kullanmadığım, yalnızca meyvenin şekeri ile tatlandırdığım da oluyor. Hal böyleyken, dışarıda çok nadir dondurma yiyorum. ‘’Süt tozu mu kullanılmış, glikoz mu, yok içinde palmiye yağı mı var’’ gibi endişeler yaşamadan, gönül rahatlığı ile yiyorum yaptığım dondurmaları. Öncelikle belirtmeliyim ki; böylesi lezzetli ve tam kıvamında bir dondurma yapabilmeniz için, bir dondurma makinesine ihtiyacınız var. Bunun için basit, ev tipi, küçük bir makina yeterli olacaktır. Ben benimkini 5 sene evvel aldım ve çok da memnunum. Makine alamam diyorsanız, hazırlayıp buzluğa attığınız dondurma karışımını her saat başı karıştırmanız gerekli. Aksi halde donma işleminin homojen bir şekilde gerçekleşmesi mümkün olmayacaktır. Ama ben yine de bir makina almanızı tavsiye ederim, zira ne kadar karıştırırsanız karıştırın, makinenin kıvamına dolayısıyla da lezzetine erişmek mümkün değil. Bu defa yaptığım yoğurt …

Ben O Kuzu Pirzolayı Gözüme Kestirdim

İstanbul’un en popüler semtlerinden biri oldu artık Karaköy. Yenilendi, canlandı, çok da güzel oldu bana sorarsanız. Ben ezelden beri severim o ayrı; daha ilkokula bile gitmezken anneannemin elinden tutup, dedeme iş yeri ziyaretine gider, öğle yemeği yerdik. Yemek sonrası bana, paketinde at resmi olduğu için adını atlı koyduğum, çikolata alınırdı. Ne çok severdim! Sonra ta yedi sekiz sene evvel, buralar çok değerlenecek, birşeyler yapmalı dediğimde, az maruz kalmadım ‘’ne saçmalıyor gene’’ bakışlarına… ( Aynı şeyi Moda ve Balat için dediğim de yaşadım ) Karaköy hareketlendi hareketlenmesine ama gittiğim klasik yerleri saymazsak, zaman zaman kalabalığı da bir o kadar kaçırtmaya başladı beni, işin doğrusu. İtiraf etmek gerekirse sırf bu yüzden yeni açılan yerleri özellikle denemez oldum. Bir tozu dumana katsın, ben ondan sonra gideyim… (hala ayakta kalabildiyse ) Dünyaca ünlü Morgans Hotel Group’unun Karaköy’deki oteli olan 10 Karaköy, eski adıyla Büyük Balıklı Han Karaköy’ün göbeğinde olup da keşmekeşten uzak nadir yerlerden biri. 71 odası olan bu Otel’in iki terasından biri olan On10’ a, sonunda gidebildim. Yenilenmiş sade yazlık menüsü, hafif ve leziz yemek seçenekleri sunuyor. Ferah …

Kabak ve Keçi Peynirli Açık Börek

Hiç keyfimiz yok… Malum, diken üzerinde yaşar olduk… Yaşanan her katliam sonrası, her şeyin çabucak normale döner olması da ayrı garip geliyor. Yemek ve seyahat yazıları okuduğunuz burada, bu satırları yazmak istemezdim ama, ülkece gündemimiz pek karanlık… Tek isteğimiz huzurla, kendi seçimlerimiz ile, özgürce yaşamak. Gelelim bugünkü Kabak ve Keçi Peynirli Açık Börek tarifime. Aramızda börek sevmeyen olduğunu sanmıyorum. Elde açılmış incecik yufkalar arasına ister kıyma, ister peynir girsin, tereyağı ve kızgın fırın ile buluştu mu değmeyin lezzetine. Hele bir de çıtır çıtır oldu mu bir dilim, iki dilim derken bakmışsın tepsi yarılanmış. Hal böyle olunca, bu sefer tek yufkadan, olabilecek en hafif böreği yaptım. Adına da açık börek dedim. Öncelikle kabakları iyice yıkayıp, kabuklarını soymadan dikey olarak incecik kestim.Kabakları zeytinyağı, tuz ve karabiber ile ovalayıp döküm tavada ızgara yaptım. Öte yanda orta boy bir teflon tavaya zeytinyağı döküp içine yufkayı yerleştirdim. Yufkayı, altı üstü iyice çıtır olacak şekilde, döndüre döndüre pişirdim. Yufka istediğim kıvama gelince kenara aldım. Üzerine keçi labne peyniri sürüp, kabakları yerleştirdim. Dereotu ve frenk soğanı ile lezzetlendirip üzerine zeytinyağı gezdirdim. Son …

‘’Memleketin Yaban Ormanlarından’’ Siyah Trüflü Poşe Yumurta

Toplanın toplanın, bugün hem harika bir keşfim hem de nefis bir tarifim var… Konumuz yabani mantar! Benim yabani mantar coşkumu artık duymayan kalmadı. Her sene yaptığım kuzugöbeği avları, beyaz trüf peşinden kilometrelerce sürüklenmem, doğada mantar izinde geçen saatler, ormanın kokusu, ağaçların sesi… Bunların hepsi birer mutluluk kaynağı, doğal terapi benim için. Malumunuz, her sene Nisan ayında gerçekleştirdiğim kuzu göbeği (morel) mantar avını ne yazık ki bu sene gerçekleştiremedim. Tam o tarihlerde, önemli bir yemek organizasyonum için, kuzu göbeği mantarı ararken, Saklı Orman ile karşılaştım. http://www.sakliorman.com ’’Memleketin Yaban Ormanlarından’’ mantar siparişi verilebilen bir web sitesi. Hemen, denemek üzere ihtiyacım olan kuzu göbeği (morel) siparişini verdim. Taze mantarların, sipariş yerine kısa zamanda ve doğru şartlarda ulaşması çok önemli. Aksi halde mantar bozulabilir, sağlık açısından tehlike yaratabilir. Oysa Saklı Orman, sipariş verdiğimin ertesi günü elime ulaştı. File içine yerleştirilmiş mantarlar, nemsiz ve kuru bir ortam yaratılmış olarak karton kutuda geldi. Hepsi az önce toplanmış gibi dip diri ve tazeydi. O esnada mantarları kenara koyup, içimden gelen dans etme isteğine karşı koyamadım… (danstan çok olduğum yerde sıçrama) O gün …

Ela Vre Gastronomi Rotası! Yamas!

Masmavi Ege Denizi, kekik kokulu yamaçlar, ıtır kokulu sokaklar, rengarenk kapılar, çiçekler, candan ada insanları, en taze deniz mahsulleri, tazecik otlar, çeşit çeşit peynirler, en ballı tarçınlı lokma tatlıları, en manzaralı gün batımları ile; dostum bu rota bir harika! Geçen hafta Tadım Atölyesi (http://www.tadimatolyesi.com ) ve Kalymna Yachting Club (http://kalymna-yachting.gr ) işbirliği ile, Kalymnos ve Leros adalarına düzenlenen nefis bir ‘’Gastronomi Rotası’’na davet edildim. Ama ne rota, öyle böyle değil! Selam olsun Sait Faik Abasıyanık’a! Hani bu hayatta olsa, o bile kıskanır… Günlerden pazartesi; Bodrum Limanında sabah saatleri, hava sakin. Vakit erken olmasına rağmen, güneş kendini omuzlarımızda hissettiriyor. Teknemiz Neyzen Yachting filosundan, 7 kamaralı Fortuna. ( http://www.neyzenyachting.com/tr-neyzen-luxury-gulet-fleet.php ) Sarı beyaz koltukları ile görür görmez içim açılıyor. Kaptan ve mürettebat ile el sıkışıp, kabinimize yerleşiyoruz. Gümrük çıkış işlemleri sonrası, yelkenler fora! Tam yol ileri, Kalymnos! Kalymnos’a ilk gidişim olacak. Merakım heyecanımı, heyecanım da merakımı perçinliyor. En iyisi ikisini baş başa bırakıp, iki buçuk saat sürecek deniz yolcuğunun keyfini çıkartmak. Mavinin ortasındayız. Bir yandan rüzgar kulaklarımıza birşeyler fısıldıyor, öbür yandan teknenin nağme nağme sallantısı ile üzerimize tatlı bir …

San Sebastian’da Bir Aah La Viña

  Yemeğe içmeye meraklı olan herkesin, ömrü hayatında bir kere de olsa muhakkak gidip, tatması gereken bir yer San Sebastian. Bir defa ayak basmaya gör, bin defa gitmek istiyor insanın canı. İster istemez kafana da bir takım sorular takılıyor; acaba o tıka basa dolu olduğum için (yanlış yazmadım zira tıka basa olan restoran değil, midem) gidemediğim, hani kırmızı masa örtüleri olan, köşedeki pintxos (pinços) barda da, diğerlerinde olduğu gibi eşi benzeri olmayan nefis lezzetler var mı? (tabii ki vardı!) Al notunu; o pintxos bar bir sonraki gidişte mutlaka denenecek! Peki nedir San Sebastian’ı gastronomi açısından bu kadar zengin yapan? Sahip olduğu bol Michelin Yıldızlı restoranlar mı? Hayır, değil. Yaratıcı Şefler mi? Hayır, bu da tek başına yeterli değil. Kanımca en önemli sebep içinde yaşadıkları çoğrafyanın nimetlerinden sonuna kadar yararlanıyor ve malzemelerini çok iyi tanıyor olmaları. Bilen bilir, Son Mastori’yi açtığım günden beri hemen hemen her yazımda malzemenin önemini vurgular dururum. Kullanılan malzeme ne kadar iyi ise, ortaya çıkan lezzet de o kadar iyi olur. Ve yine her zaman söylediğim gibi, en iyi malzeme en yakınındaki, …