All posts tagged: #gastronomi

Yine Yeşillendi Bahar Sofraları

Soğuk kış günlerinin rehavetini üzerimizden atmanın en kolay yolu, doğanın döngüsüne uyum sağlayıp, sesine kulak vermekten geçiyor. Yabani otlar ile yemyeşil sebzelerin en bol olduğu Nisan ve Mayıs ayları, bu nimetleri sofralarımıza baş tacı edip, birbirinden lezzetli yemekler hazırlamanın tam zamanı. Doğada kendiliğinden yetişen bitkiler olan yabani otlar, dağlarda, meralarda, tarlalarda, dere ya da deniz kenarlarında ve hatta kayalarda yetişirler. Ülkemiz birçok bakımdan olduğu gibi, konu yabani otlar olduğu zaman da, son derece şanslı ve bereketli bir ülke. Kimi otlar Trakya’dan Doğu Anadolu’ya kadar, memleketin dört bir yanında bulunabilirken, kimileri sadece yetiştiği yöreye özgü, yani endemik olabiliyorlar. Her yerde yetişen otların isimleri yöresel olarak değişiklik göstermekle birlikte, genellikle kullanım şekilleri birbirlerine benzerlik gösterir. Her yerde en çok görmeye alışık olduğumuz semizotu örneğin, Güneydoğu Anadolu bölgesine gidince, adı pirpirim oluverir.  Yazının devamı ve tarifler için;  http://uludagpremium.com/bloggerin-gozunden/inci-ozay-hatipoglu-tum-yazilari/yine-yesillendi-bahar-sofralari.aspx Reklamlar

Her Peynirin Anlatacak Bir Masalı Vardır

Dünyada pek fazla bilinmese de, doğrusu memleketimiz bir peynir cennetidir. Anadolu’nun dört bir yanında binlerce yıllık geleneği sürdürerek yapılan onlarca çeşit peynir türü, tarihten günümüze sofralarımıza ulaşır. Üretildiği bölgenin havasını, suyunu, toprağını, çayırını, çimenini, böceğini, çiçeğini damağımıza fısıldayan, bir masal anlatıcısıdır peynir. Gözümüzü kapatıp tattığımızda, kulaklarımızda ineklerin çanını, tenimizde yaylaların havasını hissetmemiz mümkündür. Peynir sadece peynir değil, kültürel bir olgu ve dünyanın en eski besinlerinden biridir. Yerleşik hayata geçiş ile birlikte insanoğlu avcılıktan hayvan yetiştiriciliğine yöneldi. İlk evcilleştirilen hayvanlardan biri olan koyunun midesinden yapılan tulum içinde tesadüfen ekşiyen süt ile birlikte, peynir yapımı keşfedildi. Sonraki yıllarda bilinçli bir şekilde gerçekleştirilen bu süreç, zaman içinde farklı coğrafya ve kültürlerde yaygınlaştı. Yazının devamı ve tarif için; http://uludagpremium.com/bloggerin-gozunden/inci-ozay-hatipoglu-tum-yazilari/turkiyenin-tulum-peynirleri.aspx   

Yaşasın Tarihi Pastaneler

Şehirlerin, kasabaların, mahallelerin süsü gibidir pastaneler. Önlerinden geçerken vitrinine bakmadığım (seyretmediğim) nadiren olur. Pofuduk pofuduk Alman pastaları, kat kat hamuru ile milföy pastalar, parıl parıl parlayan jöleli meyveli tartlar, ballı pastalar, pötifürlar, profiteroller… Hepsinin cazibesi de lezzeti de farklıdır. Biri diğerinden daha iyidir, ya da değildir demek doğru olmaz, ama hangisinin ne zaman yendiği önemlidir. Örneğin Alman pastası ya da milföy pasta sabah ile öğlen arası bir saatte, sütsüz, şekersiz, koyu kahve ve yanında Uludağ Premium Doğal Kaynak Suyu ile birlikte, ay çöreği, paskalya çöreği, acıbadem kurabiyesi, un kurabiyesi ve tüm tuzlu çeşitleri akşam üzeri çayı ile, profiterol, pötifürlar ya da ganaj kaplı pastalar ise hafif yenen bir akşam yemeği sonrası iyi gider. Çeşidi zevke göre değişkenlik gösterse de, bütün pasta türleri başta doğum günleri olmak üzere tüm kutlamaların olmazsa olmazıdır. Helva, lokum, şerbet, baklava, kadayıf, sütlü tatlılar ve reçeller her daim gastronomi kültürümüzün en önemli yiyecekleri arasında yer almış olsalar da, yaşadığımız coğrafyaya baktığımızda, pastane kültürümüz çok da köklü olmayan bir geçmişe sahiptir. Tanzimat sonrası batılılaşma hareketi ile 1800’lü yılların ortalarından itibaren pastaneler bir …

Yeni Yılda Şans Getirdiğine İnanılan Yemekler

Yeni yıl kapıda… Yeni dilekler, yeni hedefler, yeni istekler, yeni beklentiler… Hemen hemen herkes için, yeni kararlar alma zamanıdır yılın bu son günleri. Ocak ayının ilk günü itibari ile de, alınan kararlar uygulanmaya başlanır (en azından çabalanır). Herkesin listesi kendine özel olmakla birlikte, ortak dilekler bellidir: Önce sağlık, huzur (bazıları da heyecan arar tabii), oldukça göreceli olmakla birlikte mutluluk, aşk, bereket, iş, para diye liste uzar gider. Tüm bu dileklerin gerçekleşmesi için, güzel dünyamızın farklı coğrafyalarında yılbaşı akşamı yapılan bir takım ritüelleri ve yenilen sembolik yemekleri merak ettiniz mi hiç? Ben ettim ve bununla alakalı bir araştırma yapıp, bu yazıda derledim. Kim bilir, belki içlerinden hoşunuza gidenleri denemek istersiniz. Yazının devamı ve tarifler için: http://uludagpremium.com/bloggerin-gozunden/inci-ozay-hatipoglu-tum-yazilari/yeni-yilda-sans-getirdigine-inanilan-yemekler.aspx

Bir Lokmalık Lezzet: Mezeler

Misafir ağırlamayı çok seven, haliyle de geleni gideni bol olan anneannemlerin evinde, dillere destan sofralar kurulurdu. Dedem, akşam yemeklerinde sadece meze yediğinden olsa gerek, anneannemin yaptığı yemekler içinde benim için mezelerin yeri hep bir başka olmuştur. Ayrıca her ne kadar okullu bir aşçı olsam da, ilk anneannemden el aldığım doğrudur. Bolca meze yapılan bu evde, benim de hayatımda yaptığım ilk yemek bir meze olmuştu. Ne olduğunu hatırlayıp hatırlamadığımı sorduğunuzu duyar gibiyim. İnsan ilk yaptığı yemeği hiç unutur mu? Mümkün mü? Dün gibi hatırlarım. Hatırladıkça mutfağın kokusu bile burnuma gelir… 6 – 7 yaşlarındaydım. Beyaz peyniri bolca zeytinyağında ezmiş, içine yemyeşil Antep fıstığı ile kıpkırmızı Antep ipek pul biberi koymuştum, (dedemlerin ismini hatırlayamadığım Antepli ahbaplarından eve sürekli biber ve fıstık gelirdi). Ayrıca bu mezeye bir iki damla limon suyu ilave ettiğimi de hatırlıyorum. Büyük bir heyecan ile ev halkına tattırdığım bu meze, o günden sonra (muhtemelen benim tatlı hatırıma) masaların vazgeçilmezi olmuştu. Yazının devamı; http://uludag http://uludagpremium.com/bloggerin-gozunden/inci-ozay-hatipoglu-tum-yazilari/bir-lokmalik-lezzetler-mezeler.aspx

”Noma-Benim Güzel Fırtınam”

16-22 Aralık tarihleri arasında, TÜRSAK Vakfı’nın düzenlediği 19. Randevu İstanbul Uluslararası Film Festivali, 15 Aralık Perşembe akşamı düzenlenecek olan Gala Gecesi ile başlıyor. Dünyada yükselen bir trend olan sinema ve gastronomi birlikteliği Türkiye’de ilk kez bu festivalde seyirci ile buluşacak. 2016 yılının en fazla ilgi gören ve tartışılan gastronomi temalı filmlerinin seçildiği bu festival, yemek meraklısı sinefiller için kaçırılmayacak fırsat! 16 Aralık Cuma saat 16.00’da, Beyoğlu Atlas Sinema’sında ‘’Noma- Benim Güzel Fırtınam (Noma – My Perfect Storm)’’ filmi öncesi, minik bir konuşma ile bendeniz bu leziz filmi takdim edeceğim. Hayranlık uyandırıcı ve ilham veren bu belgesel filmi kaçırmayın derim… http://randevuistanbul.tursak.org.tr/filmler

Dalından Sofraya Kutsal Lezzet;Zeytin

Kişisel olarak, benim en sevdiğim ve dünyanın en sağlıklı meyvesi olarak bilinen zeytinin, hasat dönemi Ekim ayı itibari ile yurt genelinde başladı. Sayısız türü bulunan ve dört mevsim yeşil olan zeytin ağaçları, ilkbahar sonunda çiçeklenir. Daha sonra bu çiçekler zeytin olur ve bu zeytinlerin kimisi yemelik olur sofraları taçlandırır, kimisi de zeytinyağı yapımında kullanılır. (yazının devamı ve tarif için; http://uludagpremium.com/bloggerin-gozunden/inci-ozay-hatipoglu-tum-yazilari/dalindan-sofraya-kutsal-lezzet-zeytin.aspx