All posts tagged: #dessert

Yaşasın Tarihi Pastaneler

Şehirlerin, kasabaların, mahallelerin süsü gibidir pastaneler. Önlerinden geçerken vitrinine bakmadığım (seyretmediğim) nadiren olur. Pofuduk pofuduk Alman pastaları, kat kat hamuru ile milföy pastalar, parıl parıl parlayan jöleli meyveli tartlar, ballı pastalar, pötifürlar, profiteroller… Hepsinin cazibesi de lezzeti de farklıdır. Biri diğerinden daha iyidir, ya da değildir demek doğru olmaz, ama hangisinin ne zaman yendiği önemlidir. Örneğin Alman pastası ya da milföy pasta sabah ile öğlen arası bir saatte, sütsüz, şekersiz, koyu kahve ve yanında Uludağ Premium Doğal Kaynak Suyu ile birlikte, ay çöreği, paskalya çöreği, acıbadem kurabiyesi, un kurabiyesi ve tüm tuzlu çeşitleri akşam üzeri çayı ile, profiterol, pötifürlar ya da ganaj kaplı pastalar ise hafif yenen bir akşam yemeği sonrası iyi gider. Çeşidi zevke göre değişkenlik gösterse de, bütün pasta türleri başta doğum günleri olmak üzere tüm kutlamaların olmazsa olmazıdır. Helva, lokum, şerbet, baklava, kadayıf, sütlü tatlılar ve reçeller her daim gastronomi kültürümüzün en önemli yiyecekleri arasında yer almış olsalar da, yaşadığımız coğrafyaya baktığımızda, pastane kültürümüz çok da köklü olmayan bir geçmişe sahiptir. Tanzimat sonrası batılılaşma hareketi ile 1800’lü yılların ortalarından itibaren pastaneler bir …

Ballı Künefe

Geleneksel tatlılar içinde en çok künefeyi severim. Doğrusu oturup da, tek başıma bir porsiyon bitirmişliğim yoktur ama, az şerbetli ve pişkin oldu mu tadından yenmez. Kırk yılın başı bir kaçamak yapıp, iki üç çatal yediğim künefeye alternatif, tüy gibi hafif bir tatlı yaptım bu sefer. Üstelik her zaman olduğu gibi, bu tatlıda da rafine şeker kullanmadım. Ve tüm işlem yalnızca 10 dakika sürdü. Öncelikle 10 cm.lik tavayı zeytinyağladım. Bir avuç aldığım taze tel kadayıfı, yağladığım tavaya yaydım. Üzerine tiftiklediğim dil peynirini koydum. Bir avuç daha tel kadayıf alıp, peynirlerin üzerini güzelce kapattım. Ocağın altını açıp, kadayıfı pişirmeye başladım. Bu esnada kıvamı tam tutturabilmek için ocağın altını zaman zaman açtım, zaman zaman da kıstım. Bir tarafı nar gibi kızarınca, diğer tarafı pişirdim. Çevirme işlemini bir kere daha tekrar edip, dil peynirinin iyice erimesine müsade ettim. Bu şekilde, her iki tarafı da kızaran kadayıfı servis tabağına aktardım. Üzerine bal döküp, bir ferahlık versin diye ince kıydığım nane yapraklarını da ilave ederek bekletmeden servis ettim. Malzemeler 2 avuç tel kadayıf 1 büyük dilim dil peyniri (100 gr kadar) …

Şeftalili Yoğurt Dondurma

İster yaz olsun, ister kış yoğurttan dondurma yapmayı çok seviyorum. Mevsimine göre kullandığım meyveler, baharatlar ve otlar değişiyor olsa da, yöntemim hep aynı ve çok basit. Mümkün mertebe az malzeme ile kullandığım ana meyvenin tadını ön planda tutmaya çalışıyorum. Ayrıca hiç rafine şeker kullanmıyor, sadece az miktarda bal kullanıyorum. Hatta bazen hiç bal kullanmadığım, yalnızca meyvenin şekeri ile tatlandırdığım da oluyor. Hal böyleyken, dışarıda çok nadir dondurma yiyorum. ‘’Süt tozu mu kullanılmış, glikoz mu, yok içinde palmiye yağı mı var’’ gibi endişeler yaşamadan, gönül rahatlığı ile yiyorum yaptığım dondurmaları. Öncelikle belirtmeliyim ki; böylesi lezzetli ve tam kıvamında bir dondurma yapabilmeniz için, bir dondurma makinesine ihtiyacınız var. Bunun için basit, ev tipi, küçük bir makina yeterli olacaktır. Ben benimkini 5 sene evvel aldım ve çok da memnunum. Makine alamam diyorsanız, hazırlayıp buzluğa attığınız dondurma karışımını her saat başı karıştırmanız gerekli. Aksi halde donma işleminin homojen bir şekilde gerçekleşmesi mümkün olmayacaktır. Ama ben yine de bir makina almanızı tavsiye ederim, zira ne kadar karıştırırsanız karıştırın, makinenin kıvamına dolayısıyla da lezzetine erişmek mümkün değil. Bu defa yaptığım yoğurt …

Torrija / Ekmek Tatlısı

İspanya’da Paskalya zamanı evlerde yapılan nefis bir tatlı var. Adı torrija. Son derece geleneksel bir lezzet olmakla birlikte, artmış ekmekleri değerlendirmek üzere icat olmuş. Tam da Son Mastori Geri Dönüşüm (Kazanım) Tariflere uygun bir tatlı! Ama bu sefer benim torrija yapma amacım bayat ekmekleri geri dönüştürmek için değildi. Esasen bir arkadaşımın kendini evinde hissetmesini sağlamak içindi. İspanyol olan bu arkadaşım 6 aydır İstanbul’da yaşıyor (Cuma günü memleketine dönüyor). Malum geçtiğimiz pazar Paskalya Bayramı olduğu için, kendisine Paskalya yemeği yaptım. Günün sürprizi ise ona özel yaptığım sıcacık Torrija tatlısı oldu… Öncelikle torrija yapmak üzere kullandığım ekmeği, yaklaşık 3 santim kalınlığında dilimledim. Ben, tereyağlı ve yoğun bir ekmek türü olan brioche kullandım. Ama başta da dediğim gibi esasen evde ne ekmek kaldıysa o kullanılıyor. Dilimlediğim ekmekleri pudra şekerli sütte 2 saat beklettim. İki saatin sonunda iyice sütü çeken ekmekleri çırpılmış yumurtaya bandırıp çıkarttım. Ekmekleri fırın teline dizip yumurtanın fazlasını akıttım. Ekmekler hazır olunca, tavayı ateşe koyup zeytinyağı ve tereyağı karışımını ısıttım. Yağ eriyip, tava iyice ısınınca ekmeklerin iki tarafını da dikkatli bir şekilde kızarttım. Torrijalar altın sarısı …

Limonlu Puding

İki hafta evvel gittiğim Alaçatı ve Çeşme’de yer gök limondu. Ağaçlar, yerler, pazar, manav kelimenin tam anlamıyla her yer limondu. Ama nasıl kokulu limonlar tarif etmem zor. Kokularının üzerime sinmesi için elime almam yeterliydi. O gün bugündür burnumdan limon kokusu gitmiyor. Herşeyi limonlu yapmak istiyorum, ya da limondan herşey yapmak istiyorum. Kabuklarından reçel, limoncelllo, tart, tereyağ, sabun, kolonya aklıma ne gelirse… İşte sonunda karar verdim ve tam da şu anki limonata gibi bahar havalarına uygun bir tatlı yaptım. Hafif mi hafif, lezzetli mi lezzetli, yapımı da kolay, e daha ne olsun! Öncelikle tereyağ ve şekeri krema kıvamına gelene kadar çırptım. Başka bir kapta limon suyu, limon kabuğu rendesi, un, yumurta sarısı, vanilya ve sütü çırptım. Sonra bu iki karışımı güzelce birbirine yedirdim. Diğer tarafta yumurta beyazlarını köpük gibi olana dek çırptım. Son olarak çırptığım yumurta beyazlarını da karışıma ekleyip, önceden ısıttığım 180 derecelik fırında 45 dakika, üzeri hafif karamel rengini alıncaya kadar pişirdim. Fırından çıkartıp, kase içinde sıcakken servis ettim. Mis kokulu, ekşimsi, akışkan kıvamlı bu nefis bir bahar tatlısını muhakkak deneyin. Not: Tarifi yayınlamaya …

TARÇINLI ÇÖREK

Hayat sonunda normale dönerken, hava da hazır bu kadar soğukken, tarçınlı çörek yapıp yemeyeceksek, ne zaman yiyeceğiz dedim; yaptım. Piştikçe koktu, koktukça içimi ısıttı. Dostlar mutlu, ben daha mutlu…Fırından çıktığı gibi bitti, yalnız itiraf edeyim ben sadece tadına bakmak için yarım yedim, tuttum kendimi 🙂 İşe öncelikle hamuru yaparak başladım. Unu eledim, çabuk mayayı, şekeri ve tuzu ilave edip karıştırdım. Ufak bir sos tenceresinde tereyağını su ve süt ile birlikte kaynamayacak şekilde erittim. Ilınınca azar azar un karışımına ilave ettim. Bu esnada süt karışımını ılınınca ilave etmek çok önemli aksi halde, sıcakken koyarsanız mayayı öldürürsünüz. Soğuk koyarsanız ise, bu sefer de mayayı aktive hale getiremezsiniz. Yumuşakça bir hamur elde edip yaklaşık 6 dakika elde yoğurdum. Üzerini nemli bez ile kapatıp, oda sıcaklığında mayalanması için 1.5 saat beklettim. Hamur mayalanınca, yapışmasın diye unladığım tezgah üzerinde 2cm kalınlık olacak şekilde açtım. Üzerine oda sıcaklığında krema kıvamına gelmiş tereyağını kalınca sürdüm. Bol tarçın ve şeker ile kaplayıp, rulo yapıp katladım. Katladığım ruloyu 5’er santim aralıkla kestim. Daha sonra kestiğim parçaları tereyağladığım fırın kabına yerleştirdim. Üzerini kapatıp 1 saat …

Karamelize Armut Tatlısı

Bir haftayı geçti yeni tarif yazamadım, malum ayağımı sakatladığım için mümkün olmadı. Doktorumun; “on gün kımıldamadan yatıcaksın” demesinden on gün geçti geçmesine de, ben hala düzelemedim. MR sonucu ve doktorumun kontrolü üzerine – 6 hafta -, yazı ile – altı hafta-, daha tedavim uzuyor. Şimdi ayağımda özel medikal bir bileklik var; alçı gibi sabit tutuyor.Önümüzdeki iki hafta daha yürümemem sonraki haftalarda ise günlük küçük adımlar ve fizik tedavi gerekiyor… Anlayacağınız of!! sağ ayağım ile aram limoni… Dolapta bir tane armut görünce, yorulmadan hemen yaparım nasılsa diye, karamelize armut tatlısı yapmaya karar verdim. Normal şartlarda yirmi dakikada yaptığım bu tatlıyı, bu sefer tam iki saatte yaptım. -Otur kadın oturduğun yerde, hastasın işte! – Evet biraz ağrılı da olsa yaptım. Önce armudu güzelce yıkadım, kabuklarını soymadan ortadan ikiye kestim. Çekirdeklerini çıkartıp, kararmasın diye üzerine limon sıktım. Bir tencereye tereyağını koyup erittim. Armutları ve pudra şekerini koyup karamelize ettim. Şeker ve yağ iyice karışıp yoğunlaşınca; yıldız anason, çubuk tarçın, rende taze zencefil ve süt ilave ettim. Armutlar güzelce karamelize olup, hafifçe yumuşayana kadar alt üst çevirerek ve sosu …