All posts tagged: #delicious

Bahanem Var Sayın Sevgili:Çikolata İstiyorum!

Şubat ayının en güzel bahanesi Sevgililer Günü… Bana çikolata yemeye bahane olsun, yoksa elbette Sevgililer Günü’nü tek güne sığdırma gibi bir derdim yok. Deliye her gün bayram misali, kalbi sevgi dolu olan herkese her gün sevgililer günü elbette… Peki ama içi çikolata dolu bir kutuya sevinmeyecek kaç kişi vardır aramızda? Geçtim tadını, bana kokusu bile yeter. Her ne kadar bir Sevgililer Günü’nü daha ardımızda bırakmış olsak da, bahane bu ya, gelin konumuzu çikolataya bağlayalım. Anavatanı Meksika olan Kakao ağacının meyve tohumlarından yapılan çikolata, geçmişi çok eskilere dayanan bir gıdadır… Yazının devamı ve çikolata tarifi için; http://uludagpremium.com/bloggerin-gozunden/inci-ozay-hatipoglu-tum-yazilari/bahanem-var-sayin-sevgili-cikolata-istiyorum.aspx     Reklamlar

Limonlu Tart

Bugün oldukça basit, sadece biraz zaman alan (olsun o kadar), mis kokulu bir tarifim var. Ayrıca bu sefer lafı da fazla uzatmadan tarife geçiyor, sizlere şimdiden afiyetler olsun diyorum. Unu elekten geçirdim, tuz ile birlikte tezgaha yaydım. Yuvarlak bir havuz yaparak, unun ortasını açtım. Oda sıcaklığında yumuşamış tereyağını küp küp kesip, unun ortasına yumurta sarıları ve şeker ile birlikte koydum. Unu, dışarıdan içeriye doğru hareket ederek tüm malzemeye yedirdim. Pürüzsüz bir hamur elde edene kadar bu işleme devam ettim.Elde ettiğim hamuru streç filme sarıp, 3 saat buzdolabında beklettim. Hamur buzdolabında iken tartın iç malzemesini hazırladım: Yumurtaları ve yumurta sarısını şeker ile, krema kıvamına gelinceye kadar çırptım. İyice çırpılmış yumurta ve şeker karışımına krema, limon suyu, limon kabukları ve vanilya özünü ilave ettim. Tüm malzemeyi iyice birbirine yedirdikten sonra, üzerini kapatıp buzdolabına aldım. Tart hamurunu buzdolabından alıp, hafifçe un serpilmiş bir yüzeyde merdane yardımıyla hamuru açtım. Açtığım hamuru dikkatli bir şekilde tart kalıbına yerleştirdim. Hamurun kalıptan taşan kısımlarını kestim. Hamurun üzerine yağlı fırın kağıdı serip, üzerine ağırlık yapması için kuru nohut koydum. Bu şekilde önceden ısıtılmış …

Bal Kabaklı Biscotti

Bal kabağı bu, öyle bir tarifle bitmez! ‘’Çorbasını yap’’ (yaptım), ‘’Üzerine zeytinyağı, deniz tuzu az da adaçayı koyup ver fırına’’ (hay hay), baktım hala bitmedi ‘’Bir de biscotti olarak yap’’ dedim kendime; e yaptım tabii… Öncelikle bal kabaklarını haşlayıp, püre haline getirdim. İçine toz tarçın ve muskat rendeleyip soğuması için kenara kaldırdım. Önceden erittiğim tereyağını, pudra şekeri ve yumurta ile krema kıvamına gelinceye kadar çırptım. Kuru hurmaların çekirdeklerini çıkartıp, küçük küçük doğradım ve soğuyan bal kabağı püresi ile birlikte, yumurtalı karışıma ilave ettim. Tüm malzemeleri iyice birbirine yedirdim. Bir parça tuz ve karbonatla karıştırdığım unu, bal kabağı karışımına yedirip yumuşak bir hamur elde ettim. Hamuru iki eşit parçaya bölüp, baget ekmek gibi şekil verdim. Fırın kağıdı koyduğum tepsiye yerleştirdiğim hamurları önceden ısıttığım 180C derecelik fırında 20 dakika pişirdim. 20 dakikanın sonunda fırını 160C dereceye düşürdüm. Tepsiyi fırından çıkarıp, hamurları 2 santim kalınlığında dilimledim ve bu şekilde 20 dakika daha pişirdim. İyice sertleşip, güzelce pişen biscottileri fırından çıkarıp, ılınması için beklettim. Ne diyeyim; bal kabağı sevenler bence bir denesin. Not 1: Hazır konusu açılmışken eski tariflerimden …

Pırasalı Ilık Pilav

İçine girdiği her yemeğe ayrı bir lezzet katan pırasa, sonbahar ve kış aylarının en sevdiğim sebzelerinden biridir. Çorbası, dolması, zeytinyağlısı, ekmeği, böreği, çöreği say say bitmez kullanırım. Bugün; pırasaya ayılan bayılan, olsa da olur olmasa da olur diyen ya da burun büken herkesin yapması gereken nefis bir pilav tarifim var. Yapması kolay, malzemesi az hem de leziz mi leziz! E hadi buyurun o zaman… Pırasaları 1 santim kalınlığında doğradım. Ezdiğim sarımsakları incecik kesip, pırasalar ve basmati pirinci ile birlikte pilav tenceresine koydum. Üzerine zeytinyağı, tuz ve karabiber ilave edip tüm malzemeyi orta ateşte kavurdum. On dakikanın sonunda sıcak su ilave edip, tencerenin kapağını kapattım ve ocağın altını kıstım. Pirinçler suyunu çekince ocağı kapattım. Pilavın üzerine havlu kağıt koyup, demlenmesi için on beş dakika beklettim. Pilav demlenince, üzerine kavurduğum iç bademleri koydum. Ve son olarak, kuru nane ilavesi yaptığım pırasalı pilavı, ılık servis ettim. Not: Ferahlatıcı bir tat yaratmak için, üzerine limon kabuğu rendesi koyabilirsiniz. Kavrulmuş iç badem yerine, kavrulmuş çam fıstığı da bu pilava çok yakışacaktır. Malzemeler: 150gr Basmati Pirinci 300gr Pırasa 2 diş sarımsak …

Reyhanlı Kuru Patlıcan Dolması

Klasik tarifleri burada nadiren paylaşıyor olsam da, esasında sıklıkla yapıyorum. Bu klasikler arasında en çok zeytinyağlıları, dolmaları ve sarmaları yapmayı sevdiğimi söyleyebilirim. Bugün tarifini paylaşıyor olduğum etli kuru patlıcan dolması, sadece yapmasını değil, yemesini de çok sevdiğim bir yemektir. Kadıköy Çarşısı içinde yer alan Çiya Sofrası, kuru patlıcan dolmasını nefis yapar! Doğrusunu söylemek gerekirse, ilk açıldığından bu yana lezzeti değişmeyen yegane yemeği de bu kuru patlıcan dolmasıdır. Acısı, ekşisi, yağı, tuzu tamdır. Ben de, bir iki farklılıkla onunkine benzer yaparım. Dikkat edilmesi gereken sadece bir-iki püf noktası, geresi zaten patlıcanın lezzeti… Öncelikle kuru patlıcanları tuzlu, kaynar suda 10 dakika haşladım. Patlıcanları haşlama suyundan çıkarır çıkarmaz, pişmelerini durdurmak için buzlu suya aktardım. O esnada dolmanın içini hazırladım: Kuzu-dana karışık kıymanın içine; incecik dövülmüş sarımsak, kuru nane, biber salçası, sumak, kırmızı pul biber, bulgur (pirinç de koyulabilir), taze reyhan, tuz ve karabiber koyup güzelce yoğurdum. Patlıcanların içini hazırladığım harç ile doldurdum. Patlıcanların ağızlarını iyice birbirine yapıştırıp, sırayla dıştan içe doğru tencereye dizdim. Üzerine zeytinyağı ve domates suyu koyup kısık ateşte bir saat pişirdim. Piştirdikten sonra 5-10 dakika …

Zerdeçal Latte

Hafta sonunuz nasıl geçti? Benim bu aralar; fleksiyon, ekstansiyon, iç rotasyon, dış rotasyon, abdüksiyon, ahimsa, ishvara pranidhana, pranayama ve daha bir sürü bir sürü bilgi ile geçiyor. Uzun zamandır yaptığım yoga çalışmasını, daha derin ve profesyonel bir hale getirmek üzere, Yoga Alliance onaylı Vinyasa Yoga Hocalık Eğitimine başladım üç hafta evvel. Bir çok açıdan yoğun bir süreç, ama bir o kadar da zevkli. Aşk!.. Süper bir kahraman Bir fincan zerdeçalın kaç yıl hatırı vardır bilemem ama, say say bitmez faydası olduğunu bilirim. Kendisi için bağışık sisteminin süper kahramanı diyebiliriz. Tam da içinde bulunduğumuz mevsim geçişlerinde, sudan çıkmış balığa dönen bünyeler için her an ulaşalabilir bir şifa kaynağı. Kendimi biraz kırık hissetsem, sıcak bir fincan zerdeçal çayı ile çakı gibi oluveririm. Daha önce tarifini verdiğim Zerdeçal Çayını denemediyseniz, tarife tekrardan bir göz atın derim; https://sonmastori.com/2015/02/03/zerdecal-cayi/ Bugün ise çayından daha farklı bir şekilde, son bir senedir özellikle ABD’de yaygınlaşan şekli ile; ’’Zerdeçal Latte’’ olarak yaptım. Süt köpüğü, süt ve espresso kahve ile hazırlanan Caffe Latte’nin, kahve yerine toz zerdeçal kullanılarak yapılan hali diyebilirim. Sıcak ve topraksı baharat …

Lezzetine Doyum Olmayan Şehir; San Sebastian

Gün batımına yakın, gökyüzünün eflatun ile pembeye büründüğü, taze bir bahar günü tanıştım San Sebastian ile. Belli ki yağmur şöyle bir yağmış ve hemen yerini güneşe bırakmıştı. İyot ile toprak kokusu birbirine karışmış, buram buram Nisan kokuyordu. Biliyordum, daha önce de yaşamıştım; ilk bakışta aşktı bu! (yazının devamı ve fotoğraflar için; http://uludagpremium.com/bloggerin-gozunden/inci-ozay-hatipoglu-tum-yazilari/lezzetine-doyum-olmayan-sehir-san-sebastian.aspx )