All posts tagged: #cittaslow

Kerevit, Yayın, Sazan

1984 yazıydı… Ben 4 yaşında küçücüktüm, o binlerce yaşında, çok büyüktü. Deniz’e benziyordu, ama tadı tuzlu değildi. Üstelik göz de yakmıyordu. Denizde yüzme öğrendiğimi zannederken, göle girince anlamıştım ki, bilmiyorum. Çok geçmeden o tek kolluk da çıktı kolumdan. Zordu gölde yüzme öğrenmek ama, bugün sayesinde çok iyi yüzerim… Devamı için; http://www.letsgodergi.com/essiz-lezzetleri-ile-iznik/ Not: Ben bu nefis kerevitlerden harika bir tagliatelle makarna yaptım. Bulabileceğiniz malzemelerle yaptığım yemeklerin tarifini vermemeye özen gösterdiğim için yayınlamadım.  Ama varsa merak eden, seve seve paylaşırım. Reklamlar

Rezeneli Bulgur

İnce bulgurun muazzam bir malzeme olduğunu düşünüyorum. Genellikle çiğ köfte, mercimek köftesi, kısır ve bulgur köftesi ile sınırlı kullanılıyor olması da bir o kadar şaşırtıcı. Kullanım alanını genişletmek mümkün. Özellikle tavuk ve sebze bazlı çorbalara çok yakıştığını düşünüyorum. Tavuk suyundan yaptığım, bol acılı bir çorbam var. Bu çorbanın tarifini başka bir gün veririm, çünkü bugün artık tavukları değerlendirmek için yaptığım, Rezeneli Bulgur tarifim var. Öncelikle ince bulgurları aynı ölçüde ılık tavuk suyu ve tuz ile beklettim. Ben bu tarifi tavuklarla birlikte değerlendirdiğim için tavuk suyu kullandım. Siz isterseniz normal su ile de bekletebilirsiniz. Bulgur suyunu çekip, şişince; kimyon, karabiber, acı paprika biberi, sumak ve nar ekşisi koyup iyice karıştırdım. Diğer tarafta kuru soğanı ince ince doğrayıp, zeytinyağında karamelize ettim. Soğanlar karamelize olunca domates püresini koydum. Hepsini bulgura karıştırıp, zeytinyağı ilave ettim. Dinlenmesi için kenara koydum. Tatlı patatesleri küp küp kesip tuzlu suda haşladım. İyice yumuşamadan suyunu süzüp, patatesleri az zeytinyağında soteledim. Rezeneyi ince ince kestim, tatlı patateslerle birlikte bulgura ilave ettim. Son olarak üzerine bolca nar döktüm. Misket limonu ve tavuklarla birlikte servis ettim. Malzemeler: …

Pırasalı Mısır Ekmeği

  Trabzon, Rize, Çamlıhemşin’e gidip de ilham almamak mümkün değildi. Kafamda bir sürü tarif oluşturdum bile, bu onlardan ilki olsun. Bu zamana kadar denenmemiş bir tarif olmayabilir, belki yapanlar da vardır bir yerlerde…Bilmiyorum, ama ben çıkan sonuçtan çok memnunum. Kış aylarında sıklıkla yapacağım, işte ondan eminim.   Yine az, her yerde bulanabilen malzemeler kullandım ve hiç zahmeti olmayan nefis bir ekmek oldu. Hem sadece ekmek olarak da değil, 5 çaylarında tuzlu kek niyetine de yenilebilir. Yalnız beklemeye gelmiyor, en güzel hali fırından çıkıp biraz ılındığı zaman.   Öncelikle yıkayıp temizlediğim pırasaları ince ince doğradım. Diğer tarafta yoğurt ve yumurtayı birlikte çırptım. Derin bir karıştırma kabında mısır ununu, buğday unu, karbonat, tuz, şeker, karabiber ile iyice harmanladım. Çırptığım yumurtalı yoğurdu ve zeytinyağını mısır unu karışımına yedirdim. İnce doğradığım pırasaları da hamura ilave edip karıştırdım. Zeytinyağı ile yağladığım fırın kabına karışımı döküp, önceden ısıttığım 180 derecelik fırında 30 dakika pişirdim. Piştikten sonra fırından çıkartıp, 10 dakika kadar dinlendirdim. Sonrası afiyetle… Not: Pişirme süresi kullanılan pişirme kabı ve fırına göre değişiklik gösterebilir. Ben bu tarifte; 5cm derinlikte, 17cm …

Yiyen Bir Yemeyen Bin Pişman Kabak

Bilen bilir defalarca yazdım, yapmasını çok sevip de yemesine burun kıvırdığım yegane lezzet reçeldir. Her mevsim sezonun meyvalarından hatta sebzelerinden reçeller yapar kendim yemez, eşe dosta hediye ederim. Meyvayı seçmek, uygun çeşnilendirmeyi hazırlamak, tüm malzemeyi birlikte bekletmek sonra ağır ateşte kaynatmak, üzerinden köpüklerini temizlemek, etrafa yayılan koku, kaynadıkça oluşan renk, tüm bu süreç beni çok mutlu eder. Benim de çok sevdiğim bir reçel var elbet; incir reçeli… Bayılırım, ama onu da sadece ananem (anneannem) yapsın, daha güzelini yemedim… Yalnız şimdilerde yeni keşfim bir kabak reçeli var ki, amanın o ne lezzet öyle. Çıtır mı çıtır, tadı tuzu, kıvamı tam yerinde. Çok şekerli değil, yiyenin içini baymıyor. Damla sakızlı ve cevizli olması da cabası. Ananem (anneannem) duymasın incir reçelini solladı. Bu reçelin yaratıcısı Kilye’nin kabaklarını öper, elleri dert görmesin derim. Kilye zeytinlerini, zeytin ezmelerini, acukasını, salçasını çıktığı günden beri severek kullanıyorum. Ürünlerin doğal, katkısız, yöresel ve mevsimsel olması birinci tercih sebebim. En kısa zamanda denemediğim reçellerini de denemek istiyorum. Tüm ürünler, felsefeleri, nerede vardır vb bilgiler için; http://www.kilye.com.tr adresine bir göz atın derim. Ben tabi bu …

Tereyağda Ahtapot, Oğlak Kol, Kuzu Sırt

Bu hafta biraz yoğundu, bir türlü fırsat bulup yazı yazamadım. Tam hadi dedim, bu sefer de yorgunluk ağır bastı, özürlerimi kabul edin. Geçtiğimiz Çarşamba özel bir davetin yemeklerini yapmak üzere, Salı akşamüzeri İstanbul’a geldim. Son yazımda da yazmıştım. Konukların içinde Rahmi Koç da vardı. Yemek sonrası, tanışma sırasında uzunca sohbet ettik. Rahmi Bey çok kibar, matrak, tam bir Beyefendi. Kendisine yemek yapmaktan ve tanımış olmaktan büyük memnuniyet duydum. Neler pişirdim diye merak ediyorsanız söylemem, ama menüden bir yemek bu haftanın tariflerinden biri olacak, söz. Çarşamba aynı zamanda eşimle evlilik yıldönümümüzdü. Henüz kutlayamadık ama bu hafta bir şampanya hakkımızdır:) Perşembe Ada’ya geri döndüm. Döner dönmez haftasonu için hazırlıkları yaptım. Tereyağda ahtapot, kuzu sırt, fırında oğlak kol, barbunya pilaki, ançuezli fava, patlıcanlı pilav bu hafta en çok tercih edilenler oldu. Hemen arkadaki tepeden taze kekikleri, nam-ı diğer eşek kekiklerini toplayıp, taptaze domateslerin üzerine serpiştirdim. Ada zeytinyağı ve deniz tuzu ile bence menünün en doyulmaz lezzeti idi. Kanımca özellikle yazın herşeyi basit ve yalın tutmalı, gösterişe gerek yok… Sabah İstanbul’a gidiyorum, hatta şu an feribottayım. Temmuz ayı böyle …

Ada’nın Keçi Peyniri varsa Benim de Keçi İnadım Var!

Her zaman söylerim, yazarım, derim; lezzetli yemek yapmanın altın kuralı doğru malzeme kullanmaktır. Herhangi bir menü hazırlarken hep bir sürü malzeme araştırırım, tadarım, farklı yöntemlerde denerim. En sevdiğim şeylerden biri yeni, daha önce karşılaşmadığım baharat, meyve, bitki, sebze, şarap, üzüm, peynir, kabuklu, kabuksuz aklınıza ne gelirse tatmaktır. Ada’ya geldiğimden beri farklı ne var arıyorum, daha öncede yazmıştım biraz hayal kırıklığım oldu tahmibimden çok daha az değişik malzemeye erişiyorum evet, ama yılmak yok elbet. Şu an kahvaltımızda sadece yerel peynir ve zeytin veriyor olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Ada’lıların çoğu neden sadece yerel ürün kullanmak istediğime anlam veremiyor, hatta geçen manavdan azar bile işittim. “Kadın gelmiş İstanbul’dan tutturmuş dalından meyva, ada keçisinden peynir” diye konuşuluyor 🙂 Hazır keçi demişken, aramızda kalsın inadımı yavaş yavaş görüyorlar… Kahrolmasın bazı idealistler! Yalnız harika kekikler buldum; limon kekiği, dağlardan mercanköşk. Bahçeden kütür kütür rokalar ve dalından yeni kızarmış sulu erikler, ne oldu canınız mı çekti? Yarın İstanbul’a gidiyorum. Çarşamba catering işim var, aralarında Rahmi Koç’un da olduğu özel bir davet için yemek hazırlayacağım. İki gün de olsa evim güzel gelecek… Eşimi, kedimi, …

Zeytindalı, Tabak, Çanak ve Ötesi

Geriye sayım başladı, hazırlıklar tüm renkleri ile devam ediyor. Otel zaten sezonu açtı, restoran’a da çok az kaldı. Salı Ada’dayız… Haftaya havalar da Haziran oluyormuş. Dün Cengiz Acungüç ile (Otel’in ve Mooi’nin işletmecisi) Eminönü, Çukurcuma, Süleymani’yenin altını üstüne getirdik. Karakterli, Zeytindalı’na ve Zeytinli Köy’e yakışır tabak,çanak,tuzluk,birberlik vb bulabilmek için. Eksikler var ama güzel şeyler bulduk, umarım siz de beğenirsiniz. En çok emayeler merak ediliyor, ne çok meraklısı varmış… Süleymaniye Camii arka sokağında Seymen Usta’nın dükkanından kendileri. Oraya gidince kime sorarsanız gösteriyor, biz de öyle yaptık. Not 1:İstediğimiz tuzluk biberliği henüz bulamadık! Not 2: Deniz kestanelerini toplamak için eldivenim tamam!