All posts tagged: #chef

Armutlu Salatalık Salatası

Meyveleri salataların içinde kullanmaya bayılıyorum. Çilekle semizotu, körpe ıspanak ile portakal ve karpuz ilaveli klasik çoban salatası en çok yaptığım meyveli salataların başında yer alıyor. Bir önceki tarifim olan Limon ve Tarhun Otlu Tavuk ile birlikte servis ettiğim, Armutlu Salatalık salatası da meyveli salata çeşitleri içinde en sevdiklerimden biri. Üstelik hafif ekşimtrak tavuk yemekleri ile de mükemmel uyum sağlıyor. Ayrıca, yanına birşey yakıştırmaya gerek kalmadan da (özellikle sıcak öğlen saatleri için) başlı başına son derece leziz ve hafif bir öğün oluyor. Bence bir deneyin… Öncelikle salatalıkların kabuklarını soyup, küp küp doğradım. Armutları yıkayıp, kabukları ile birlikte ortadan ikiye kestim. Ortasından çekirdeklerini çıkartıp, salatalıklarla aynı ebatta olacak şekilde doğradım. Doğradığım salatalık ve armutları kaseye alıp, limon suyu ile güzelce karıştırdım. Öte yanda kestiğim taze soğanları kaseye ilave ettim. Siz taze soğan yerine, kırmızı soğan da kullanabilirsiniz. Gerek tat, gerekse renk açısından salatayı zenginleştirecektir. Ben o gün manavda kırmızı soğan bulamadığım için, taze soğan kullandım. Salataya bir kaç parça semizotu yaprağı ilave edip üzerine bolca sumak ekledim. Son olarak salatayı tuz, karabiber, zeytinyağı ve nar ekşisi ile …

”Yeryüzünde Cennet”

Kuzey Trakya’da Lüleburgaz’a bağlı Hamitabat köyünde bulunan Arcadia Bağlarına yıllar evvel ilk gittiğimde hayran kalmıştım; bağlara, üzümlere, üretime, sahiplerine, şaraplara, doğaya, toprağa, coğrafyaya… Kısa zamanda en sevdiğim yerli şarap üreticilerinden biri oldu Arcadia. Özellikle beyazları ve zarif roze şarapları ile muhteşem yemek uyumları yaptım. Türkiye’de başka üreticede bulunmayan Sauvignon Gris üzümü tadımlarımın baş tacı oldu bir dönem. Arcadia sürdürülebilir bağcılık ve şato tarzı üretimi, manipüle edilmemiş şarapları ile kısa zamanda sadece Trakya ve Türkiye’de değil, yurtdışında şarap dünyasında tanınır hale geldi. Ta ilk zamandan belli idi; bağ arazisinin hemen yanıbaşına Gastronomi ve Bağ Oteli açma projesi. Ama öyle bir otel ki, değil doğadan kopmak, hiç bir şekilde doğanın önüne geçmesin. Mutfağında bahçenin meyveleri, bostanın sebzeleri olsun.Eti,sütü yağı mis gibi Trakya kuzusu, oğlağı olsun. Şaraplara uyumlu yemekler, menüler yapılsın. Dalından koparılmış domates beş dakika bile beklemeden sofraya gelsin. Reçeller bahçenin vişnelerinden, ahlatlarından yapılsın. Balı, yumurtası, patlıcanı, biberi her neyi varsa işte, hem lezzetli hem de binbir şifalı bahçeden olsun… İşte böyle bir yer Bakucha Vineyard Hotel & Spa. Ve evet açıldı! Hem de anlattıklarımın azı yok, …

Narcos Başında Taco Gecesi

Biraz uzun sürdü… En son neler oluyor dedim, tarif yarın dedim, 10 gün sonra yeni tarifle geldim. Bu 10 günde Madrid’e gittim geldim. Daha önce de yazdığım üzere, 18-22 Kasım tarihleri arasında 100 yıllık lezzetler turu kapsamında, rehberliğini benim gerçekleştireceğim Madrid’in 100 yıllık Restoranları Turumuz olacak http://www.etstur.com/Yurtdisi-Tatil-Turlari/Yuzyillik-Restaurantlar-|-Madrid bu turun tanıtımı için değerli basın mensublarından oluşan bir grup ile Madrid’e gittik. Okudunuz mu bilmiyorum ama, ilgili yazılar bir bir yayınlanıyor; http://hayat.sozcu.com.tr/beni-bir-restorana-gotur-100-yillik-olsun-74520/ http://www.milliyet.com.tr/hemingway-asla-burada-yemedi-/magazin/ydetay/2120493/default.htm http://www.haberturk.com/yazarlar/tayfun-topal/1133002-madridde-yemek-tarih-bir-arada Çok yoğun ve lezzetli geçen Madrid’de, ben yine kendimi sakatlayınca Bayram tatili için Gökçeada’da kamp yapma planlarımız suya düştü. Benim de dizime dört dikişlik Madrid hatırası kazınmış oldu. Dikişler önümüzdeki hafta alınacak alınmasına ama, kalıcak olan izle unutulmaz bir seyahat gerçekleştirmiş oldum. Doğrusu hiç dert etmiyorum, olacağı varmış, daha beteri olabilirdi, ne diyeyim çok şükür! Kampa da her zaman gidebiliriz öyle değil mi? Peki ya sizin bayramınız nasıl geçti? Umarım ağız tadıyla, istediğiniz gibi geçmiştir. Hazır sakat, hazır da bayram olunca evden çıkmamak bana iyi geldi. Yeni bir dizi keşfettik bu arada, ona yapıştık kaldık; Narcos! Pablo Escobar’ın hikayesini anlatıyor. Birinci sezonun son …

Neler Oluyor

Geçtiğimiz Pazar günü yani ayın 13’ünde, geçen 35 senemin hatırına, 35 tane dilek diledim. Vay be dedim, oldum mu o kadar? Genel olarak yaşlarla ile ilgili hiç bir hissiyatım olmasa da, otuz beş şiirlere konu olduğundan mıdır nedir bilmem, ben değil ama içimden bir ses ‘’var mı ulan bana yan bakan’’ bile dedi. Çok şükür! Yeni tarif denemeleri ile uğraşıyorum. Yakında Son Mastori Pişirsin Biz Yiyelim yemekleri kaldığı yerden devam edecek, o zaman ilk orada yapacağım, sonra bir kısmını buradan paylaşacağım. Malum bağbozumu zamanlarındayız. Yetişebildiğim sürece bağlara gidiyorum. Geçtiğimiz Pazartesi Kavaklıdere’nin daveti ile Manisa Kemaliye’deki Pendore Bağları’nı ziyaret ettim. 2800 yıldan fazladır bağcılık ve şarapçılık yapılan bu bölge, teruar özellikleri sebebiyle çok değerli. İklim ve toprak yapısı göz önüne alınarak parsellere ayrılan Pendore Bağlarında; Öküzgözü, Syrah, Cabernet Sauvignon, Merlot, Carignan, Alicante, Petit Verdot, Malbec, Muscat, Boğazkere, Temprenillo, Grenache, Mourvedre, Sauvignon Blanc, Chardonnay üzüm çeşitleri yetiştiriliyor. Büyük emek, büyük sevgi, durmadan canla başla çalışan, alanında uzman bir ekip ile ortaya çıkan sonuç; Şişelere Saygı!!! http://www.pendorebaglari.com Bağda, mükellef bir sofrada yediğimiz akşam yemeğinin unutulmaz lezzeti, yıllardır gerçeğini …

Fındıklı Kabak Kaygana

Eskiden sevdiğim, sevmediğim ve kayıtsız olduğum aylar vardı. Çocukken denize girilebilen ve kar topu oynanabilen her ay güzeldi…Şimdi hepsini seviyorum ama yine de Eylül’ün yeri ayrı. Belki sakinliğinden, belki denizin en güzel zamanı olduğundan, belki kokusundan, belki Eylül çoçuğu olduğumdan, belki de hepsi yüzünden… Önümüzde bağbozumları, ağaçtan incir ve elma toplamalar var. Her sene olduğu gibi meşhur vişne likörümü yapmanın vakti geldi de geçiyor bile. Balıklar desen tezgahları doldurdu, senenin ilk palamudunu bile yedim. Kilolarca domates var sonra; kış için sos, salça ve ketçap olmayı bekleyen. Hafiften bir yağmur yağdı mı, ormana da kaçarım; malum mantar zamanı kapıda… Hava hala sıcak ve yaz kabakları hala çok güzelken, hem sıcak hem de soğuk yenebilen çok basit bir kabak yemeği hazırladım. Fırında kabak mücveri andırıyor olsa da, ondan daha hafif olduğunu söylemeden geçmeyeyim. Öncelikle kabakları yıkayıp gelişi güzel kestim. Tuzlu suda kabaklar yumuşayıncaya kadar pişirdim. Bu esnada, kabakları buharda da pişirebilirsiniz. Kabaklar yumuşayınca zeytinyağladığım fırın kabına aldım. Kabakları püre yapıp, yumurta ve un ile güzelce karıştırdım. İnce ince kestiğim nane ve taze soğanı, keçi peyniri ve kavrulmuş …

Fırında Kuşkonmazlı Yumurta

Kahvaltı sevmeyen var mı? Varsa da, çok azdır sanırım. Hele ki dostlarla ve aile ile uzun uzun edilen, çörekli börekli, yumurtalı sucuklu, çay üzerine çay içilen, oradan da kahveye geçilen haftasonu kahvaltıları gibisi yoktur. Bir de havalar ısındı mı, bu kahvaltı sofraları balkonlara, bahçelere taştı mı, işte o zaman değmeyin, ben dahil kimsenin keyfine. Bugün, böylesi bir kahvaltı sofrası için, çok pratik, leziz ve farklı bir tarifim var. Bazı birliktelikler vardır, biri olmadan diğeri biraz yarım kalır; bal ve kaymak gibi, tahin ve pekmez gibi, karpuz ve beyaz peynir, tuz ve biber gibi işte kuşkonmaz ve yumurtanın da böylesi, mükemmel uyumlu bir birliktelik olduğunu düşünüyorum. Izgara kuşkonmaz ve poşe yumurta, yanında somon füme ve kızarmış çavdar ekmeği ile birlikte, tüm günün keyifle geçmesini sağlayabilir. Ben bu klasik birlikteliğe bir de keçi peyniri ekleyerek lezzeti iki değil, üç katına çıkarttım. Lavaş ekmeği kullanarak çekici bir sunum elde edip, aynı zamanda yumurtaya bandırmak için leziz kıtırlar yapmış oldum. Öncelikle fırına dayanıklı sufle kabını zeytinyağı ile yağladım. Lavaş ekmeğini, dışına çiçek gibi taşacak şekilde sufle kabına yerleştirdim. Kuşkonmazların …

Böğürtlenli Donmuş Yoğurt

Bu tarifi yapmamak için bahane yok çünkü daha kolayı yok. Dondurma ve donmuş yoğurt tarifi verirken hep çekiniyordum zira herkesin evinde dondurma makinası olmayabilir ve ben de tariflerimi dondurma makinasına göre yapıyorum. Durum böyleyken, şimdiye kadar sanırım bir ya da iki tane dondurma ve donmuş yoğurt tarifi vermişimdir. Oysa ki yaz kış demeden, çok sık yaparım. En çok da taze mevsim meyveleri ile, rafine şeker kullanmadan donmuş yoğurt yaparım. Bugün ise dondurma makinasına gerek duyulmadan yapılan bir tarif vermek istiyorum. Yalnız bu tarif için taze değil donmuş meyveye ihtiyacınız olacak. Ben donmuş böğürtlen ile yaptım ama arzu eden istediği başka bir meyve çeşidini de kullanabilir; vişne ya da ahududu ile de çok güzel olacaktır mesela. Yoğurt ve donuk böğürtlenleri mutfak robotuna koydum. Üzerine bal ilave edip, tüm böğürtlenler yoğurda karışana kadar robotu çalıştırdım. Hiç bekletmeden soğuk kaselere koyup servise hazır hale getirdim. Malzemeler: 250gr yoğurt 200gr donuk meyve 50gr bal ( isteğe göre miktar arttırılabilir, bu oranla mayhoş oluyor Yarışmanın Talihlisi Belli Oldu! Bir önceki yazımda sormuştum; ‘’Bu sefer Perşembe günü nereye gidiyorum’’ diye. Bilene …