All posts tagged: #breakfast

Pekmezli İncirli Lor Peyniri

Sıcak yaz günlerinin, uzun kahvaltılarına yaraşır kıymette, çarçabuk hazırlayıp afiyetle yiyebileceğiniz bir tarifim var: Pekmezli İncirli Lor Peyniri. İncirin en bol, en güzel olduğu bu günlerde, kendimi incir yemekten alıkoyamıyorum.Aydın’ı olsun, Kavak’ı olsun fark etmiyor, hepsi birbirinden kokulu ve lezzetli. Başlı başına çok sevdiğim bir meyve olmakla birlikte, farklı malzemeler ile kullanmayı da çok seviyorum. Özellikle de peynirlerle! Hele bir de keçi peyniri ise, of ki ne of… Bu kez peynirlerden en hafifini seçip, kaymak kokulu taze lor peyniri üzerine dilimledim. Üzerine de az miktarda, hiç şeker kullanılmadan yapılmış üzüm pekmezi gezdirdim. Yanında ceviz ve sade kahve. İşte o kadar… Not: Ben bu sefer lor peynirini hazır satın aldım. Ama ara sıra yaptığım çok kolay bir tarifim var; Süte tuz katıp tencereye alıyorum. Ocağın altını yakıp 80 dereceyi geçmeyecek şekilde (termometre kullanmak gerekiyor) ara ara karıştırarak ısıtıyorum. Sütün üzeri ince bir kaymak tabakası tutunca ocaktan alıyorum. İçine elma sirkesi ilave edip, 1 dakika kadar karıştırıyorum. Oda sıcaklığında 2.5 saat bekletiyorum. Daha sonra bir tel süzgeç içine tülbent yerleştirip, kesilen sütün parçalarını bu beze yerleştiriyorum. Bezin …

Fırında Beyaz Peynirli Lavaş

Kalymnos ve Leros’dan ilham aldım, Fırında Beyaz Peynirli Lavaş yaptım. Geçtiğimiz hafta Tadım Atölyesi ve Kalymna Yachting Club işbirliği ile düzenlenen Gastronomi Rotası’na davet edildim. Gastronomi Rotasi ile ilgili kapsamlı yazımı bir birinden renkli ada fotoğrafları ile birlikte, yarın Keşifler Bölümünde okuyabileceksiniz. Bir sonraki tur ne zaman, nasıl gidilir, tura katılanları neler bekliyor hepsini bir bir anlatacağım. Ama önce uygulaması çok kolay ve nefis bir tarifim var. Oralara gidip de, ilham almadan dönmek mümkün değildi. Üstelik bu daha başlangıç, malum eve yorgun argın gelince en basit olanı ile başladım. Yanlış anlaşılmasın bu Kalymnos veya Leros’ta bulabileceğiniz bir yemek değil, bana oraları anımsatan, her zamanki gibi kendi tarifim olan bir şipşak… Ayağımın tozu ile geçtiğimiz cumartesi gecesi eve geldiğim için, bu tarifi oralardan aldığım malzemeler ile yaptım. Ama malzemelerin tümünü (kapari yaprağı hariç) burada rahatlıkla bulabilirsiniz. Gelelim tarife; öncelikle koyun ve keçi sütü karışık beyaz peyniri zeytinyağı ile birlikte ufaladım. Üzerine bolca Kalymnos kekiği koydum. Domatesleri kabukları ile birlikte önce halka kestim, sonra da kestiğim halkaları yarıya böldüm. Hazır aldığım lavaşların üzerine ufaladığım kekikli beyaz peynirden …

Domates Sos ve Körpe Ispanaklı Yumurta

İki avuç kalmış, buzdolabında duran körpe ıspanak… Günlerden pazar… İnsan haliyle uzun bir keyif kahvaltısı yapmak istiyor. Ve ben pazar kahvaltısını yumurtasız düşünemiyorum. Hal böyleyken, bir lokmacık kalmış körpe ıspanaklarla üç katmanlı yumurta yapmaya karar verdim. Üç katmanlı yumurta da neyin nesi diye düşünüyorsanız konuya hemen açıklık getireyim; altta leziz bir domates sosu, onun hemen üzerine diri kalacak şekilde sote edilmiş körpe ıspanaklar ve en üste ise yumurta ile keçi peyniri. İşte tarifim tam olarak bu. Şimdi gelelim işin inceliklerine. Kışın yemeyi en özlediğim şey domates oluyor. Yaz sonu tarla domateslerinden kışlık soslar, ketçap, irice doğranmış yemeklik domates vb. hazırlıkları yapıp buzluğu doldururum. Ne kadar doldursam da hep bu zamanlar stoğum bitmiş olur. Ve yine tüm yaz domateslerimi bitirdim. Kışın manavda, pazarda, markette satılan domateslere zaten burun kıvırırım, hiç kullanmam. Ama böyle buzluğu tamamen tükettiğim durumlarda Sade’nin organik domates püresini ya da Kilye’nin bütün olarak kavanozda satılan Çanakkale domateslerini kullanıyorum. İkisini de oldukça memnun edici buluyorum. Bu tarifte püreyi kullandım. Öncelikle sarımsakları dövdüm. Sos tenceresine zeytinyağı ile birlikte sarımsakları koydum. Sarımsakların kokusu çıkınca domates püresini …

Yulaf Ezmeli Kek

Geçen hafta Karadağ’daydım ( Montenegro). Mis gibi bir hava, el değmemiş doğa. Kızıllar, sarılar,bakırlar ile sonbahar renkleri… Gözüm gönlüm açıldı! Bugün esasında, hazır Karadağ yazılarımı da yazarken, oralardan esinlediğim yeni tarifimi paylaşacaktım. Tarifi henüz gerçekleştirmiş değilim, ama kafamda hazır. Özellikle deniz mahsulü sevenleri neşelendirecek bir tarif olacak. Fakat öncesinde artmış malzemelerle hazırladığım, şekersiz bir tatlı tarifim var. Tarifin kahramanları şöyle; buzdolabında kalmış koca bir dilim bal kabağı, ne zamandır kullanmak isteyip de bir türlü elimin gitmediği, binbir derde deva, doğal tatlandırıcı keçiboynuzu tozu, atsan atılmaz, satsan satılmaz bir avuç dolusu yulaf ezmesi… Öncelikle bal kabağını doğrayıp, yumuşayana kadar haşladım. Yumuşayan kabakları, blenderda tereyağı ile birlikte püre haline getirdim. Üzerine yulaf ezmesi, keçiboynuzu tozu, tarçın,yumurta, süt ve pudra şekeri ilave edip karıştırmaya devam ettim. Son olarak hazırladığım karışımı tereyağladığım kek kalıbına boşalttım. Önceden ısıttığım 180 derecelik fırında 20 dakika pişirdim. Ilık olarak, kahve ile servis ettim. Not: Fırından çıkınca üzerine keçiboynuzu pekmezi dökülebilir. Ayrıca bu tarife ceviz de, çok yakışacaktır. Malzemeler: Yaklaşık 150 gr. bal kabağı 100gr keçi boynuzu tozu 150gr yulaf ezmesi 60gr pudra şekeri …

Patlıcanlı Yumurta

Geçen hafta gittiğim Madrid ve Barcelona seyahatimden dün akşam döndüm. Hayalimdeki eski İstanbul’dan (Boğaz’da toriklerin cirit attığı, tepeleri beton yığını değil de, çam, erguvan, kestane ve ceviz gibi ağaçlarla kaplı, seyyar meyhanelerin hala yaşadığı, beyefendilerin ve hanımefendilerin birbirlerini tanımasalar da günaydın dediği, Fenerbahçe Burnu’ndan ıstakoz ve pavuryaların avlandığı, Küçükyalı Sahil’in meşhur foku Yaşar’ın, Marmara’nın serin sularında mutlulukla yüzdüğü, İnci Pastanesi’nin eski yerinde olduğu, Bebek Gazinosu’nda ‘’Benzemez Kimse Sana’’ diyerek, Müzeyyen Senar’a eşlik edildiği… -liste uzar gider – ) sonra, en sevdiğim şehir Barcelona. Havası, suyu, insanları, evleri, parkları, yemekleri, kültürü ile tam olarak tanımlayamadığım şekilde çok seviyorum orayı. Bu sefer Gurme Turumuz öncesi son düzenlemeler için gittim. Öncesinde ise Madrid’de kaldım. Yine çok harika bir proje için gittiğim Madrid’de eşsiz deneyimler yaşadım. Dünyanın en eski restoranlarını gezip, en eski tariflerden tadıp, kuşaklar boyudur işini sürdüren restorancılarla ve şeflerle tanıştım. İtiraf etmeliyim ki bununla ilgili çalışmamız için çok heyecanlıyım, yakında tüm detayları ile bilgisini paylaşacağım. Öncesinde gelir gelmez yaptığım bu yemeğin tarifini vermek istiyorum. Madrid’de benzeri yapılan bu yemeği kendime göre uyarladım. Yaz boyunca bir iki …

Fırında Kuşkonmazlı Yumurta

Kahvaltı sevmeyen var mı? Varsa da, çok azdır sanırım. Hele ki dostlarla ve aile ile uzun uzun edilen, çörekli börekli, yumurtalı sucuklu, çay üzerine çay içilen, oradan da kahveye geçilen haftasonu kahvaltıları gibisi yoktur. Bir de havalar ısındı mı, bu kahvaltı sofraları balkonlara, bahçelere taştı mı, işte o zaman değmeyin, ben dahil kimsenin keyfine. Bugün, böylesi bir kahvaltı sofrası için, çok pratik, leziz ve farklı bir tarifim var. Bazı birliktelikler vardır, biri olmadan diğeri biraz yarım kalır; bal ve kaymak gibi, tahin ve pekmez gibi, karpuz ve beyaz peynir, tuz ve biber gibi işte kuşkonmaz ve yumurtanın da böylesi, mükemmel uyumlu bir birliktelik olduğunu düşünüyorum. Izgara kuşkonmaz ve poşe yumurta, yanında somon füme ve kızarmış çavdar ekmeği ile birlikte, tüm günün keyifle geçmesini sağlayabilir. Ben bu klasik birlikteliğe bir de keçi peyniri ekleyerek lezzeti iki değil, üç katına çıkarttım. Lavaş ekmeği kullanarak çekici bir sunum elde edip, aynı zamanda yumurtaya bandırmak için leziz kıtırlar yapmış oldum. Öncelikle fırına dayanıklı sufle kabını zeytinyağı ile yağladım. Lavaş ekmeğini, dışına çiçek gibi taşacak şekilde sufle kabına yerleştirdim. Kuşkonmazların …

Böğürtlenli Donmuş Yoğurt

Bu tarifi yapmamak için bahane yok çünkü daha kolayı yok. Dondurma ve donmuş yoğurt tarifi verirken hep çekiniyordum zira herkesin evinde dondurma makinası olmayabilir ve ben de tariflerimi dondurma makinasına göre yapıyorum. Durum böyleyken, şimdiye kadar sanırım bir ya da iki tane dondurma ve donmuş yoğurt tarifi vermişimdir. Oysa ki yaz kış demeden, çok sık yaparım. En çok da taze mevsim meyveleri ile, rafine şeker kullanmadan donmuş yoğurt yaparım. Bugün ise dondurma makinasına gerek duyulmadan yapılan bir tarif vermek istiyorum. Yalnız bu tarif için taze değil donmuş meyveye ihtiyacınız olacak. Ben donmuş böğürtlen ile yaptım ama arzu eden istediği başka bir meyve çeşidini de kullanabilir; vişne ya da ahududu ile de çok güzel olacaktır mesela. Yoğurt ve donuk böğürtlenleri mutfak robotuna koydum. Üzerine bal ilave edip, tüm böğürtlenler yoğurda karışana kadar robotu çalıştırdım. Hiç bekletmeden soğuk kaselere koyup servise hazır hale getirdim. Malzemeler: 250gr yoğurt 200gr donuk meyve 50gr bal ( isteğe göre miktar arttırılabilir, bu oranla mayhoş oluyor Yarışmanın Talihlisi Belli Oldu! Bir önceki yazımda sormuştum; ‘’Bu sefer Perşembe günü nereye gidiyorum’’ diye. Bilene …