All posts filed under: Keşifler

Başlığı Yok

Buradan bir şey paylaşmayalı ne kadar da uzun zaman oldu. Oysa ki anlatacağım, yazacağım, çizeceğim, göstereceğim, paylaşacağım çok şey var. Yepyeni bir marka çıkarıyorum, hikayesi uzun, üzerine çokça da uğraş verdik (veriyoruz). Eli kulağında yakında duyuracağım ama öncesinde biraz geçmişe gidelim, zira her şey bir biriyle bağlantılı.  Akademi’de ders verdiğim iki senelik süre zarfında sevgili öğrencilerime en çok, malzemenizi tanıyın dedim durdum. Hatta durdum durdum dedim. Çok iyi yemek yapmak için iyi malzeme kullanmak yetmez, ‘’iyi’’ malzeme neymiş a’sını, b’sini (anasını, babasını da olur) bileceksin dedim. Çanakkale domatesi demek yetmez, tohumunu, tarlasını ve hatta ekip, büyütenini bileceksin.  Çiğ olarak kullanacaksan başka, pişireceksen başka tuz çeşidi kullanacaksın. Kullanacağın tuz, domatesi ızgarada mı yoksa tencerede mi pişireceğine bağlı olarak yine değişecek… Yani demek istediğim tuz deyip geçmeyin, aklınıza gelen tüm malzemeler için geçerli bu dediğim diye, az dilimde tüy bitmedi.  Sadece öğrencilerime değildi elbette bu dediklerim, herkesten önce kendime diyordum ve hala da öyle. Sadece yemek için de değil, her şey için geçerli. Çok iyi bildiğimizi, hani derler ya ruhunu bilirim diye, işte öyle bildiğimizi zannediyoruz ama …

Toplayın Eşyaları Yaylalara Gidiyoruz

Güzel bir sürprizim var; 9-12 Ağustos 2018 tarihlerinde, Doğu Karadeniz’de ‘’Yoga ve Yayla Tatili’’ için kolları sıvadık 🙂 Sabah ve akşam olmak üzere, günde 2 seans olacak olan yoga asana dersleri benden, nefis manzaraları ile Gito, Sal, Pokut, Elevit Yayları, Fırtına Vadisi ve Hemşin köyleri gezileri ise Türkiye’nin en iyi doğa rehberlerinden biri olan, profesyonel doğa ve dağ rehberi Ömer Bayraktutan tarafından gerçekleştirilecek. Kalacağımız otel işte böyle bir yer 🙂 http://www.nordicotel.com Turumuzun detayları için linke tıklamanız yeterli https://www.bukla.com/karadeniz-yoga-kampi3gece Bir de unutmadan, olur da gönlünüze yatar ve gelmek isterseniz kayıt yaptırmadan önce lütfen benimle irtibata geçin.  ***Turumuz kesin kalkışlı. Yerimiz sınırlı, az kişiyiz 🙂

Birer Portakal Yer Miyiz? (Dikkat Duyuru İçerir)

  İçimdeki şifacıyı kucaklıyor, büyüyüp açığa çıkmasına izin veriyorum! Daha minicikken bitki ve otlara olan merakımla, kendi çapımda karışımlar hazırlardım. Annemin migreni var diye ona biberiye çayı kaynatırdım ve daha sonra sandoz tüplerine doldurduğum bu çayları, ölçü ölçü anneme verirdim. Yağları karıştırırdım, çiçek toplayıp yapraklarından saf çiçek suyu çıkarmaya çalışırdım, maskeler hazırlardım, yiyeni mutlu ediceğini düşündüğüm kekler yapardım… Sonraları reikiye merak saldım. O zamanlar İstanbul’da yaşayan, Japon bir arkadaşım olan Hanea San’ın vasıtasıyla, Reiki üstatlarından birinden ‘’el aldım’’. Sonrasında kendime ve köpeklerimle kedilerim dahil olmak üzere, etrafımdaki herkese reiki yapar oldum. Hatta bazen pişirdiğim yemeklere, sebzelere ve meyvelere, suya, çaya aklınıza ne gelirse her şeye yapıyordum (hala daha yapıyorum) … Ve yoga… Şifadan çok daha fazlası olan yoga, uzun zamandır hayatımda. Geçen sene zorlu bir eğitim süreci, inzivalar vb sonrası yoga eğitmenlik sertifikamı alıp, hemen ders vermeye başladım. Son bir senedir özel ders verdiğim kapalı grubum (gruplarım) var ve her ders bir birimize çok şey katıyoruz. Öğrendikçe, pratik ettikçe paylaşmak, paylaştıkça paylaşmak istiyorum… Büyüyor da büyüyor! Şimdi, daha çok kişi ile paylaşabileceğim, isteyen herkesin katılabileceği …

Sen Sen Ol Cappadox’suz Kalma

En sevdiğim festivaller listesinin baş sıralarında yer alan Cappadox, 18-21 Mayıs tarihleri arasında bu sene üçüncü kez Kapadokya’da düzenlendi. Cappadox’un bu yılki teması olan ‘’Dünyadan Çıkış Yolları’’; yazar, şair ve sanatçı Sami Baydar’ın aynı başlıklı kitabından bir alıntı. Kapadokya’nın büyüleyici, mıknatıs gibi kendine çeken coğrafyasında, birbiriyle bağlantılı müzik, çağdaş sanat, gastronomi ve açık hava deneyimleri ile ‘’Dünyadan Çıkış Yolları’’nı araştırmak hiç de zor olmadı. Her sene mutlaka ziyaret ettiğim (gitmeden duramadığım) Kapadokya, benim için Cappadox ile artık daha da vazgeçilmez bir hal aldı diyebilirim. ( yazının devamı; http://uludagpremium.com/bloggerin-gozunden/inci-ozay-hatipoglu-tum-yazilari/sen-sen-ol-cappadoxsuz-kalma.aspx )  

Tatlı – Sert Şehir; Tiflis

Dışarıdan baktığında darmadağınık gözüktüğü halde, kendi içinde düzeni olan çalışma masaları vardır. Defterler, defter üstünedir. Kitaplar, masa muhafızları gibi köşelere yığılmış, kalemler başıboş kalmışçasına etrafa saçılmıştır. Çay bardakları ile kahve fincanları, bilgisayara yakın bir yerlerde toplaşmış, kendi aralarında fiskos halindedir. Uzaktan bakan pek anlamasa da, masa sahibi için huzurlu bir alandır burası. Bir oturdun mu yerinden kalkmak bilmeyeceğin ve hatta başını kaldırmak dahi istemeyeceğin, karma karışık ama huzur dolu, yaşayan ama bir o kadar da dingin bir köşe. Kulağa biraz garip gelse de, Gürcistan’ın başkenti Tiflis’in bende yarattığı hissiyat, işte tam da o masa sahibi ile aynı duygu olduğunu söyleyebilirim. Alt alta üst üste gibi gözükse de, mıknatıs gibi kendine çeken bir enerjisi var şehrin. Defalarca gitsem bıkmayacağım, kendine has, tabir -i caizse tatlı-sert bir şehir Tiflis. Yazının devamı: http://uludagpremium.com/bloggerin-gozunden/inci-ozay-hatipoglu-tum-yazilari/tatli-sert-sehir-tiflis.aspx

Yükselen Yeme-İçme Alışkanlıkları

Döner kebap, kahve, mor sebzeler, şakşuka, şekersiz beslenme, yoğurt, fermente gıdalar, adaptojen bitkiler, Afrika yemekleri… Yan yana sıralandığında, ilk bakışta pek bir anlam ifade etmiyor gibi gelse de, esasen tüm bu saydıklarım 2017 yılının yükselen yemekleri arasında yer alıyorlar. Her sene olduğu gibi bu yıl da ardı ardına çıkan, ‘’Yükselen Gıda’’ listelerinden, ben de bir derleme yaptım. Bu listeler her ne kadar ülkeden ülkeye, hatta şehirden şehire değişiyor olsa da, dünya üzerindeki yeme-içme alışkanlıklarının nasıl şekil aldığını ve yön değiştirdiğini takip etmek adına fayda sağladığına inanıyorum. Mesela Chicago’da yaşıyor olsaydık, bu sene bol bol döner ve şakşuka yiyor olacaktık 🙂 Anlaşılan o ki, ülkemizin en sevilen yemeklerinden biri olan döner, bu sene yalnız bizi değil, Chicago’luları da mutlu edeceğe benziyor… Yazının devamı: http://uludagpremium.com/bloggerin-gozunden/inci-ozay-hatipoglu-tum-yazilari/yeme-icme-aliskanliklari.aspx