Keşifler
Comments 2

Çiçek Açtıran Yer

Ne zamandır gitmek istiyor, bir türlü fırsat yaratamıyordum. Sonunda hadi dedik 24 saat yeter. Biletler alındı, bir sırt çantası ile atladık uçağa doğru İzmir’e; İsa Bey Bağları ve Bağ Evine… İzmir Adnan Menderes Havaalanın’dan araba ile sadece 10 dakika süren bir yol sonrası doğa ile iç içe geçmiş, asmalar, ağaçlar ve kuş sesleri ile cıvıldayan, bahardan daha bahar, insana çiçek açtıran bir yer burası. Türkiye’nin en eski ve köklü şarap firmalarından Sevilen Şaraplarına ait İsa Bey Bağları ve Bağ Evi, adını firmanın kurucusu olan İsa Güner’den alıyor.

 

Bulgaristan göçmeni olan İsa Bey, Sevilen Şaraplarını 1942 yılında İzmir’de kurmuş. Günümüzde Güner Ailesi’nin üçüncü kuşak üyeleri tarafından işletilen Sevilen Şaraplarında şarap yapımı, her iyi şaraphanede olduğu gibi bağda başlıyor. İzmir’deki bağlarının dışında, üzümlerin cinsine göre yapılan toprak analizleri neticesinde, Türkiye’de şaraplık üzüm açısından en verimli topraklara sahip Denizli’nin Güney ilçesinde de bağları bulunuyor. Şaraplar bağdan başlayıp şaraphanede yapımına, meşe fıçılarda dinlendirilip şişeleneceği tarihe kadar, Bordo bölgesi kökenli Fransız şarap uzmanı Florent Dumeau danışmanlığında yapılıyor. Sevilen Şarapları, özellikle İkon Serisi şarapları ile yalnızca ülkemizde değil, dünyadaki en önemli restoranların şarap listelerinde yerini almış durumda. Bu toprakların gururu olmak böyle birşey!

Gelelim benim İsa Bey Bağ Evi’nde geçen bir günüme. Yazının başında da söylemiş olduğum gibi Adnan Menderes Havaalanı’ndan arabayla sadece on dakika mesafede olan İsa Bey Bağ Evi’ne gitmeden önce Aydın yolu üzerinde Ortaklar mevkiinde bulunan şaraphaneye gidiyoruz. Pembe – mor çiçek açmış şeftali ağaçları ile yol öyle güzel ki, bitsin istemiyorum. Buralara gelip de meşhur kuzu çöp şiş yemeden olmaz, bir kaç çöp tadına bakalım; üstümüze afiyet şişler pamuk.

Sofradan kalktıktan 15 dakika sonra Şaraphane’ye varıyoruz. İçeri girer girmez eski Sevilen Şarapları şişeleri ilgimi çekiyor. İyi korunmuş etiketleri ile, nostaljik antika olma yolunda ilerleyen kıymetli şişeler. İki katlı olan Şaraphane’nin üst katını şarap müzesi yapmak istemişler fakat daha sonra bu fikirden vazgeçmişler. Kim bilir belki daha sonra tekrar gündemlerine gelir… Üretim hane sonrası, Fransız meşe fıçılarda dinlenen şarapları ziyaret ediyoruz. İçimden uyusun da büyüsün keyifle sağlıkla içilsin diye ninni söylüyorum. Şaraphaneyi gezdiren Murat Güner Bey ( ailenin üçüncü kuşak temsilcilerinden) ve İlke’nin mırıltılarımı duyduğunu sanmıyorum ama sesim şaraplara gitti.

Şaraphane sonrası sabırsızlıkla gitmek istediğim İsa Bey Bağ Evi’ne doğru yola koyuluyoruz. Sonunda İsa Bey Bağ Evi görünüyor. Kapıdan içeri girer girmez, sıra sıra Sauvignon Blanc üzümü asmaları karşılıyor bizi. Az ileride geçtiğimiz aylarda yenilenen aynı zamanda dükkan olan şarap tadım evi, kocaman yemyeşil bahçesi ile gözüme pek bir cazip geliyor. Tadım evinin hemen arkasında iki odalı bir konaklama evinin tadilatı yapılıyor. Burada henüz yatıya kalma imkanı yok, ama çok yakında son derece konforlu ve şık olan bu iki odalı evi hizmete açıcaklarının müjdesini alıyorum.

İsa Bey Bağ Evi bu odaların hemen arkasında yer alıyor. 1960 yılında ilk yapıldığı zamanki gibi korunuyor. Elbette yenilikler ve tadilatlar yapılmış ama özellikle üst kattaki iç mekanın çatısı (ah o çatı… aklım kaldı) orijinal hali ile muhafaza edilmiş. Hele Bağ Evi’nin bahçesinde bir çınar ağacı var ki, anlatamam güzelliğini. 350 yaşında imiş. Uzaktan bakma git sarıl, dinle bakalım kulağına ne fısıldayacak diyorum kendime. Muazzam güzellikte! Dallarından birine nazar boncuğu asılmış (haliyle). Yolda gördüğüm şeftali ağaçlarının aksine, henüz kış mevsimini üzerinden atamamış bu ulu çınarın iki ay sonra nasıl olacağını tahmin edebiliyorum. Zaten o zaman masalar taşınıyormuş, bu DEV çınarın yemyeşil kucağına.

Aniden bastıran sağanak yağmur sonrası kocaman parıl parıl bir gökkuşağı çıkıveriyor tam karşımıza. Hem de biz tam tadım evinde, şarap tadımına başladığımız sırada. Ama o bile ilk tattığımız beyaz olan; Sevilen İsa Bey Sauvignon Blanc 2015’in gölgesinde kalıyor. Henüz etiketlenmemiş, dolayısıyla satışı daha olmayan (1-2 hafta içinde ulaşılabilir olacak) bu yeni rekolte ile kendimi mango bahçesinde buluyorum. Ön burunda baskın mango kokuları ile arkadan gelen misket limonu tam bir yaz habercisi. Dengeli, yumuşak içimli bu şarabı isli kokuları ile 900 Fume Blanc 2014 takip ediyor.

Hemen ardından kırmızılara geçiyoruz; meyvemsi ve kolay içimli Cabernet Sauvignon Parsel IX 2012’nin hemen ardından 900 Cabernet Sauvignon 2013 ile şaha kalkıyoruz. Of diyoruz bu şarabın yanında az pişmiş dana bonfile nasıl güzel gider… Haydi o zaman Bağ Evine!

İsa Bey Bağ Evi’nin menüsü oldukça sade ve yalın. Şarküteri ve peynir çeşitleri, salatalar, ızgara et çeşitleri ve elbette Sevilen Şaraplarının tüm şarap çeşitleri mevcut. Soğuk günlerde şömine başında yemek yemek ayrı bir keyif olsa da, bağlara doğru manzaralanan balkonun güzelliği de bir başka.

Önden gelen şarküteri ve peynir tabağı ile Denizli Güney Bağlarından Plato Kalecik Karası 2012 ile başlıyoruz. Şarküteri tabağı içinde gelen sucuğun altını çizmeden geçemeyeceğim. Hani ‘’nerede o eski sucuklar’’ denir ya, onlardan. Neredeyse yok kadar az baharatlı bu sucuk, zarif Plato Kalecik Karası ile güzel uyum sağladı. Cabernet Franc, Merlot, Petit Verdot kubajı olan R 2012 ile devam ediyoruz. Cabernet Franc üzümünün bibersi aromaları ön planda. Deri, tütün ve ahududu kokuları oldukça belirgin.

Son olarak Sevilen’in ikonik şaraplarından Centum Syrah 2012 ile tamamlıyoruz. Tüm diğer örneklerini de göz önünde bulundurarak söylüyorum, kanımca Türkiye’de syrah (shiraz – şiraz) üzümü en iyi Denizli Güney Platosunda yetişiyor. Centum Syrah 2012; baharatlı, tam gövdeli, yumuşak tanenli, dengeli bir yapıya sahip. Doğrusu alkışlık bir final oldu.

Keyfimiz yerinde, zira tüm gün dünyayı kucakladık!

Not 1: O çınar açtığında, mutlaka gölgesinde serinleyeceğim.

Not 2: Ustanın ellerine sağlık, etleri tam istediğimiz gibi pişirdi. Hepsi çok lezzetliydi.

Not 3: Havalar daha da güzelleşince bahçede canlı Jazz performansları olacakmış.

Not 4: İzmir’den metro ile gelmek mümkün. İsa Bey Bağ Evi, İzban Menderes Durağında indikten 5-10 dakika yürüme mesafesinde yer alıyor.

Adres: Gölcükler, 901. Sk. No:38, 35470 Menderes/İzmir

Reklamlar

2 Comments

  1. falezkitchen says

    Harika bir anlatımınız var, çok güzel bir yazı, fotoğraflar da harika😊Elinize sağlık!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s