Aylar: Kasım 2015

Madrid Sonrası Detoks Çorbası

  ETSTur organizasyonu ve benim mihmandarlığım ile, geçen hafta gerçekleştirdiğimiz Madrid Yüzyıllık Restoranlar Gurme Turumuz geçtiğimiz Pazar gecesi İstanbul’a varışımız ile son buldu. 4 gece – 5 gün dolu dolu geçen gastro turumuza katılan misafirlerimize verdiğim söz üzerine, bugün detoks çorbası tarifimi paylaşıyorum. Madrid’de neler olup neler bittiğini; LetsGoDergi.com / LetsEat’de önümüzdeki hafta okuyabilir, fotoğraflarla hayali bir Madrid turuna çıkabilirsiniz. Fotoğraflar için ayrıca instagram adresimi de (sonmastori) ziyaret edebilirsiniz. Kolay değil onca yemek! Hem de hepsi tarihi, eski tarifler… Beş gün süren yeme-içme maratonu sonrası bu çorba bana çok iyi geldi. Eminim tura katılan misafirlerimize, (Sevgili Hande Hanım özellikle size:) ve tabi havaların bir sıcak bir soğuk olmasından etkilenen herkese şifa olacaktır. Tarifte malzemeleri sarılar ve yeşiller olarak önce ayırdım, sonra da birleştirdim. Sarılar genel olarak; vücudu ısıtıp, enerji vermesi ile, yeşiller ise; sakinleştirip, doğaya uyumlu hale getirmesi ile bilinir. Sarı mercimek; mideyi kuvvetlendirir, bağırsakları çalıştırır. Zencefilgiller familyasından olan zerdeçal; mideyi kuvvetlendirir, idrar söktürür, karaciğeri güçlendirip toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur. Brokoli; hücre yapısını korur, vücut direncini arttırır ve toksinleri temizler. Pırasa; sindirimi düzenler, polifenol …

100 Yıllık Restoranlar Yolcusu Kalmasın!

Büyük gün geldi çattı!  Duymayan kaldı mı bilmiyorum ama, benim rehberliğimde, ETS Tur güvencesi ile düzenlediğimiz, gurme turlar kapsamında Madrid 100 yıllık restoranlar turumuz için, yarın yollara düşüyoruz. Sabahın ilk ışıklarında havalanacak uçağımız ile öğlen saatlerinde Madrid’e inmiş olacağız. Asırlık lezzetlerin peşine düştüğümüz turumuzda ayağımızın tozu, midelerimizin gurultusu ile ilk durağımız; 1827 yılından bu zamana hizmet veren Taberna Casa Alberto olacak. Tavernadan içeri girer girmez, yolculuk yorgunluğunu uçup gidicek… Menünün yıldızı hiç şüphesiz ki ağır pişmiş boğa kuyruğu olacak. Boğa kuyruğunu ilk kez tattığım anı hatırlayınca, daha önceden denememiş misafirlerin yüz ifadesini görmek için sabırsızlanıyorum doğrusu. Akşam yemeğimiz 1839 yılından beri kralları ve kraliçeleri ağırlayan Lhardy olacak. Gümüş çatal bıçaklar, beyaz masa örtüsü, mum ışığı, açıldığından beri değişmeyen atmosferi, smokinleri üzerinde dans edercesine zarif yemek servisi yapan çalışanları ile ‘’Işınla beni Scotty’’ 1800’lü yıllara! Sonraki günler; Madrid usulü Cocido’dan tutun da başka yerde bulamayacağınız lezzette bir işkembe yemeği olan Callos’a, değil Madrid’in, İspanya’nın en iyi omletini yemeğe gidiceğiz. Süt kızartması, tarçınlı ekmek tatlısı, sürpriz sufle gibi tatlıları da yalnız bırakmayacağız elbette. Bu kadar değil elbet, …

Yulaf Ezmeli Kek

Geçen hafta Karadağ’daydım ( Montenegro). Mis gibi bir hava, el değmemiş doğa. Kızıllar, sarılar,bakırlar ile sonbahar renkleri… Gözüm gönlüm açıldı! Bugün esasında, hazır Karadağ yazılarımı da yazarken, oralardan esinlediğim yeni tarifimi paylaşacaktım. Tarifi henüz gerçekleştirmiş değilim, ama kafamda hazır. Özellikle deniz mahsulü sevenleri neşelendirecek bir tarif olacak. Fakat öncesinde artmış malzemelerle hazırladığım, şekersiz bir tatlı tarifim var. Tarifin kahramanları şöyle; buzdolabında kalmış koca bir dilim bal kabağı, ne zamandır kullanmak isteyip de bir türlü elimin gitmediği, binbir derde deva, doğal tatlandırıcı keçiboynuzu tozu, atsan atılmaz, satsan satılmaz bir avuç dolusu yulaf ezmesi… Öncelikle bal kabağını doğrayıp, yumuşayana kadar haşladım. Yumuşayan kabakları, blenderda tereyağı ile birlikte püre haline getirdim. Üzerine yulaf ezmesi, keçiboynuzu tozu, tarçın,yumurta, süt ve pudra şekeri ilave edip karıştırmaya devam ettim. Son olarak hazırladığım karışımı tereyağladığım kek kalıbına boşalttım. Önceden ısıttığım 180 derecelik fırında 20 dakika pişirdim. Ilık olarak, kahve ile servis ettim. Not: Fırından çıkınca üzerine keçiboynuzu pekmezi dökülebilir. Ayrıca bu tarife ceviz de, çok yakışacaktır. Malzemeler: Yaklaşık 150 gr. bal kabağı 100gr keçi boynuzu tozu 150gr yulaf ezmesi 60gr pudra şekeri …

Ladesim Lades Olsun Mu?

Ladesim Lades Olsun Mu? Koskoca tavuk! Haşla haşla pişmez. En az iki saat, yetmedi üç saat. Öyle koy suya haşla, oldu bitti de olmaz. Öncelikle tavuğu bir güzel yıkayıp, soğuk suda suyunu değiştirerek bekletmek lazım. En son su ne zaman berrak, o zaman tavuk haşlamak için uygundur. Sonra tavuğu tencereye yerleştirip, üzerine soğuk su ilave etmek gerek. Tavuk haşlandıkça çıkan köpükleri usulca temizlemek de şart. Ondan sonra bekle de bekle… Geçti mi üç saat, et kemikten ayrılacak kıvama geldi. İşte o zaman tavuğu tencereden aldım. Biraz soğumasını bekleyip, güzelce ayıkladım. Hazır tavuk suyuna köftelik bulgurları ve acı çili biberlerini koydum. İncecik bulgur zaten hemen pişti.Öte yandan yumurta sarısı ile bir limonun suyunu biraz da tuz ilave ederek çırptım. Tavuk suyundan bir parça bu terbiyeye ilave edip, ılındırdım. Burası önemli; tavuk suyuna terbiyeyi yavaş yavaş kattım. Taze maydanoz ve taze naneyi kalınca doğradım. Tavuk etleri ile birlikte yeşillikleri de tencereye ilave ettim. Sonrası; sadece çorba değil, koskoca bir öğün adeta! Malzemeler: 1 bütün köy tavuğu 100 gr köftelik bulgur 1/2 demet nane 1/2 demey maydanoz 1 …