Aylar: Eylül 2013

Mürdüm Erikli Muffin

Sakla samanı gelir zamanı diyerek mürdüm likörümün eriklerini bir kenara ayırdım. Çok beklemeden Pazar sabahı kahvaltısı için muffin yapmaya karar verdim. Öncelikle tereyağını erittim.Süt, azıcık mürdüm likörü ve tereyağını iyice çırptım. Ayrı bir kapta da kuru malzemeleri karıştırdım. Sonra sıvı malzemeleri azar azar, karıştırdığım kurulara kattım. Sulu bir hamur oluncaya dek(kek kıvamından biraz daha akışkan) çırptım. En son likör mürdümlerini koydum ve muffin kaplarına yerleştirip, önceden ısıtılmış 180derecelik fırında 20 dakika pişirdim. Fırından çıkar çıkmaz, daha çok sıcakken ortasını yarıp, içine bir dilim tereyağı atınca meditatif lezzeti yakaladım. Malzemeler 225gr Un 50gr pudra şekeri 2 yumurta 200ml günlük inek sütü 150gr mürdüm eriği 1/2 tatlı kaşığı tuz 4 çorba kaşığı tereyağı 1 tatlı kaşığı tarçın 2cl mürdüm likörü Reklamlar

Panayot Usta’nın kurabiyesi

Zamansız bir köyde, 87 yaşında dimdik ayakta, ihtiyar bir çocuk Panayot Usta. Gökçeada (İmbros) Zeytinli Köy’de babasından kalma kahveyi işletiyor. Hayatında Ada’nın dışına adım atmamış, anakara nedir bilmiyor. Belki de bu yüzden, koca yaşına inat küçük çocuk naifliği var yüzünde, sohbetinde…Kendi elleriyle yaptığı kahvesini içerken, anılarını dinledik. ‘’Tatlılarım çok güzel’’ dedi, bir dahaki sefere diye söz verdik. Ben de ona ithafen, belki de kendisini hiç unutmamak adına bu bol bademli kurabiyeleri yaptım. Öncelikle, çiğ bademlerimi irice kıydım. Kabuklarını özellikle çıkartmadım ki aroması bol olsun. Oda sıcaklığındaki tereyağı ve şekeri yoğurdum,unu ekledim.En son bademleri ilave edip bir hamur elde ettim. Ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp, minik dikdörtgenler yaptım. Çatal yardımıyla üstlerini çizdim. Önceden ısıtılmış,180 derecelik fırında 12 dakika pişirdim. Fırından çıkartıp üzerine pudra şekeri ve bol tarçın serptim. Panayot Usta’ya selamım olsun diye, daha sıcakken bir ısırık aldım. < Malzemeler 300gr un 100gr pudra şekeri 100gr çiğ badem 150gr tereyağ üzeri için pudra şekeri ve tarçın

Yasaklı Mürdüm +18 hatta +24

Mürdüm erikleri şahane. Her yıl yaptığım vişne likörü yerine bu sene bir değişiklik dedim, mürdüm likörü yaptım. Bugün dört haftayı tamamladı, tam kıvamına geldi. Tarifi paylaşmak yasak, fotoroman tadında bir yazı olsun bu sefer… Zaten tadı da çok kötü oldu, hele bol köpüklü Türk kahvesinin yanında hiç iyi gitmiyor.:)

Lavanta Sütlü, Sakızlı Muhallebi

En sevdiğim çiçek olan lavantayı özellikle tatlılarda kullanmayı çok severim. Yorucu bir günün ardından, zaman zaman çayını da yapar içerim. Hem sakinleşmemi sağlar, hem de rahat uyumamı. Bu sefer klasik sakızlı muhallebiyi biraz farklılaştırmak ve aromasını arttırmak istedim.Muhallebiyi deneyen, içinde lavanta olduğunu zor anlar. Lavanta, sütün kaymaksı tadını coşturdu ve görevini layıkıyla tamamladı. Öncelikle sütü bir taşım kaynattım, altını kapattım. Çay süzgeçlerine lavantaları doldurdum ve 20 dakika sütün içinde demlemeye aldım. Sütün tadını acıtabileceğinden daha fazla bekletmenizi tavsiye etmem. Lavantaları kenara koyup sütün altını tekrar açtım. Şekerini, ununu, nişastasını, sakız likörünü ilave edip durmadan kısık ateşte pişirdim. Muhallebi kıvamına gelmesine yakın önce tereyağını sonra da damla sakızlarını ilave ettim. Benim için lavanta demek dedem demek. Anısına, ondan yadigar yeşil viski kadehlerine koydum. İşin en zor kısmı, yemek için bir saat soğumasını beklemek oldu. Malzemeler 1lt. günlük inek sütü 250gr toz beyaz şeker 3 çorba kaşığı un 1 çorba kaşığı buğday nişastası 2 çorba kaşığı kuru lavanta 1 tatlı kaşığı damla sakızı 15cl. Damla likörü (opsiyonel)

Hardal ve Ketçap

Hardal ve Ketçap ikilisini ya da ayrı ayrı kendilerini sevmeyen az kişi vardır. Sevmeyen varsa da, henüz güzelini tatmamış olmalarındandır herhalde. Her zaman dediğim gibi kötü yemek yoktur; kötü malzeme ve kötü usta vardır. Hergün raflarda onlarcasını gördüğümüz bu iki sosu evde yapmak çoğunlukla akıllara gelmez. Oysa ki özellikle ketçap, ağır ağır pişerken evi saran kokusu için bile yapılabilir.Hardalı çırparken biraz gözleriniz yansa da inanın bana lezzeti için buna değer. Öncelikle ketçap; domateslerin kabuklarını soyup, çekirdeklerini çıkarıp küp küp kesiyorum. Tencereye koyup, ocağın altını kısık ateşe getiriyorum. Şeker, elma sirkesi, tuz, kereviz tozu, acı paprika, kimyon ve çubuk tarçını koyup güzelce karıştırıp yavaşca pişmeye bırakıyorum. Ara ara karıştırıyorum. Yaklaşık 2 saat sonra (ölçüye göre değişir, 5kg domates için) ocağın altını kapatıp, içinden tarçın çubuğunu çıkartıp, el blenderı ile kalan parçaları püre haline getiriyorum. Bu aşamada tercihiniz içinde hiç pütür kalmaması ise tel süzgeçten geçirebilirsiniz. Ben o dokuyu sevdiğim için ellemiyorum. Kavanozlara boşaltıp soğuduktan sonra buzdolabında saklıyorum.Tamamen doğal ve içinde hiç bir koruyucu madde olmadığı için 2 aydan fazla dayanmadığını belirteyim. Sıra geldi hardala; Aktarlarda bulunan …

Zig&Zag Craft için Soğan Marmeladı

Geçtiğimiz Pazar çok sevdiğim,bana her zaman ilham veren arkadaşım Naz ve ortağı Zeynep’in kreatif çalışması olan Zig&Zag Craft kitabında, bana ayırdıkları bölümün çekimlerini yaptık. Naz ve Zeynep eski yakın arkadaşlar. İkisi de hem gözlerinden, hem de ellerinden yetenek fışkıran birer grafik tasarımcı. Zig&Zag Craft yakında çıkacak olan bir kitap çalışması.Kolay bulunabilir malzemelerle, evde kendi başınıza yapabileceğiniz şahane projeler kitabı olarak özetleyebilirim. Bol fotoğraflı, üzerine itina ile çalışılmış bu kitap sayesinde kendinize losyon, kedinize oyuncak, çocuğunuza kurabiye, arkadaşlarınıza ziyafet gibi alternatifi bol eğlencelikler yaratabileceksiniz. Benim bölümüm Şaraplı Soğan Marmeladı idi. Şimdilik çekimden birkaç kare paylaşmakla yetiniyorum. Tarifi paylaşmak için, heyecanla rafları gözlediğim kitabın çıkmasını bekliyorum.

Patlıcan Saganaki

İki sene evvel, Santorini Kamari Plajı’nda, İrina’nın Tavernası’nda yediğim patlıcan saganakiyi unutamıyorum. Bir yemek aynı anda bu kadar basit ve bu kadar lezzetli olabilirdi. Tüm malzemeleri teker teker seçebiliyordum. Ne bir eksik ne de bir fazlalık, herşey tam kıvamındaydı. Santorini’nin beyaz patlıcanını burada bulmam mümkün değil.Onun yerine, kendisi gibi volkanik topraklarda yetişen, az çekirdekli, açık renkli Kayseri Yamula patlıcanını kullanıyorum. Öncelikle patlıcanları ortadan ikiye kesip, dört eşit parçaya ayırıyorum. Taneler iri olmalı ki pişerken eriyip gitmesin. Bu patlıcanlar, acı olmadığı için tuzlu suda bekletmenize gerek yok. Patlıcanları yağda yarı kızartıp, fırında pişireceğim kaba koyuyorum.Aynı yağda biberleri de yarı kızartıp patlıcanlara ilave ediyorum. Domatesleri küp küp kesip tavada sos kıvamına gelene kadar pişiriyorum. Domatesler hazır olunca doğru patlıcanların üzerine döküyorum. Dövülmüş sarımsak, kırmızı soğan, bir çubuk tarçın, tuz ve karabiberini koyup üzerine hafifçe zeytin yağı gezdirip, bir tatlı kaşığı kadar muskat rendeleyip 180derecelik fırına veriyorum. 35 dakika pişirdikten sonra beyaz peyniri ilave edip 2 dakika daha pişirdikten sonra fırından çıkarıyorum. Daha da lezzetlenmesi için, sabredip ertesi gün yiyorum. < Malzemeler: 3 adet büyük Yamula Patlıcanı 3 …